
İçindekiler
- 1. Giriş: Uyuşturucu kullanmak suç mu?
- 2. Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma Suçu Nedir?
- 3. Uyuşturucu Kullanmadan Yalnızca Bulundurmak Suç mu?
- 4. Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma Suçunun Cezası Nedir?
- 5. Uyuşturucu Kullanma ile Uyuşturucu Ticareti Suçu Arasındaki Fark
- 6. Uyuşturucuyla Yakalanan Kişiye Ne Olur?
- 7. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Gözaltı Süresi Kaç Saattir?
- 8. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Tutuklama ve Adli Kontrol
- 9. Uyuşturucu Kullanma Suçu Nasıl İspatlanır?
- 10. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Yargılama Nasıl İşler?
- 10.1. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 10.2. Uyuşturucu Kullanma Suçunda HAGB ve Cezanın Ertelenmesi
- 10.3. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
- 10.4. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Denetimli Serbestlik Kaç Yıl Sürer?
- 10.5. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Uzlaştırma ve Şikâyet
- 10.6. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 192)
- 10.7. Uyuşturucu Kullanma Suçunda İştirak, Teşebbüs ve İçtima
- 10.8. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Zamanaşımı
- 11. Uyuşturucu Kullanma Suçu Adli Sicil Kaydına İşler mi?
- 12. Çocuklarda Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma Suçu
- 13. Sıkça Sorulan Sorular
- 13.1. İlk defa uyuşturucuyla yakalanan kişi hapse girer mi?
- 13.2. Denetimli serbestlik sırasında tekrar uyuşturucu kullanılırsa ne olur?
- 13.3. Başkasının aracında uyuşturucu bulunursa yolcu ceza alır mı?
- 13.4. Uyuşturucu kullanma suçunda tutuklama mümkün müdür?
- 13.5. Uyuşturucu kullanma suçunda uzlaşma var mı?
- 13.6. Uyuşturucu kullanma suçunda etkin pişmanlık mümkün müdür?
- 13.7. Av. Senanur Dağdeviren Yağız
Giriş: Uyuşturucu kullanmak suç mu?
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, kullanmak amacıyla satın almak, kabul etmek ya da bulundurmak, Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde suç olarak düzenlenmiştir. Uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir.Bununla birlikte, uyuşturucu kullanma suçunda diğer pek çok suçtan farklı bir soruşturma usulü uygulanır. Kanun gereğince, kural olarak şüpheli hakkında hemen kamu davası açılmaz. Bunun yerine kamu davasının açılması beş yıl süreyle ertelenir ve kişi denetimli serbestlik sürecine tabi tutulur.
Uyuşturucuyla yakalanan kişinin karşılaşacağı hukuki sonuçlar, yalnızca ele geçirilen maddenin miktarına bağlı değildir. Maddenin hangi amaçla bulundurulduğu, kişinin önceki soruşturmaları, arama işleminin hukuka uygunluğu ve dosyadaki diğer deliller de önem taşır. Özellikle uyuşturucu kullanma suçu (TCK 191) ile uyuşturucu ticareti suçu (TCK 188) arasındaki ayrım, uygulanacak ceza ve yargılama usulü bakımından belirleyicidir.
Bu yazıda uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçunun unsurları, cezası, soruşturma ve yargılama süreci, denetimli serbestlik uygulaması, etkin pişmanlık ve ilgili diğer hukuki meseleler güncel mevzuat çerçevesinde açıklanmaktadır.
Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma Suçu Nedir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin birinci fıkrasında uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçu şu şekilde düzenlenmiştir:
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kanun, bu hükümle dört farklı fiili suç olarak kabul etmiştir: Uyuşturucu madde kullanmak, kullanmak amacıyla satın almak, kabul etmek veya bulundurmak. Suçun oluşması için bunlardan yalnızca birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
Örneğin kişinin uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla satın alması, maddeyi henüz tüketmemiş olsa dahi suç oluşturabilir. Diğer taraftan, aynı kişinin uyuşturucuyu satın aldıktan sonra bir süre yanında taşıması ve ardından kullanması, sırf bu üç hareketi gerçekleştirdiği için üç ayrı suçtan cezalandırılacağı anlamına gelmez. Aynı olay kapsamında birbirini takip eden bu hareketler, kural olarak tek suç kapsamında değerlendirilir.
Uyuşturucu Kullanmadan Yalnızca Bulundurmak Suç mu?
Uyuşturucu maddenin kişisel kullanım amacıyla bulundurulması, madde henüz kullanılmamış olsa bile TCK 191 kapsamında suç oluşturur. Ancak bir kişinin uyuşturucu bulundurma suçundan sorumlu tutulabilmesi için söz konusu madde üzerinde bilerek ve isteyerek fiilî hâkimiyet kurduğunun ortaya konulması gerekir.
Örneğin, bir araçta uyuşturucu madde ele geçirilmesi, araçta bulunan herkesin bu suçtan sorumlu olduğu anlamına gelmez. Aynı durum ev veya işyerinde bulunan uyuşturucu maddeler için de geçerlidir. Bu nedenle maddenin tam olarak nerede ele geçirildiği, kimin kullanımında olduğu, ilgili kişilerin maddeden haberdar olup olmadığı ve madde üzerinde kimin fiilî hâkimiyet kurduğu araştırılmalıdır. Yalnızca uyuşturucunun bulunduğu ortamda bulunmak, tek başına kişinin uyuşturucu bulundurma suçunu işlediğini kanıtlamaz.
Hangi Uyuşturucu Maddelerin Kullanılması veya Bulundurulması Suçtur?
Esrar, kokain, eroin, metamfetamin, MDMA (ecstasy) ve uyuşturucu veya uyarıcı özelliği taşıyan çeşitli sentetik maddeler TCK 191 kapsamında değerlendirilebilir. Bununla birlikte, her kimyasal madde veya reçeteli ilaç bu suçun konusunu oluşturmaz. Ele geçirilen maddenin hukuken uyuşturucu veya uyarıcı madde sayılıp sayılmadığı, ilgili mevzuat ve gerektiğinde yapılacak kriminal inceleme sonucunda belirlenir.
Uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Bu nedenle kişinin uyuşturucu maddeyi bilerek ve isteyerek kullanması veya kullanmak amacıyla satın alması, kabul etmesi ya da bulundurması gerekir. Örneğin, kendisine ait olmayan bir çantada uyuşturucu bulunduğundan haberi olmayan kişinin, yalnızca çantayı taşıdığı için bu suçtan sorumlu tutulması mümkün değildir.
Ayrıca uyuşturucu maddenin hangi amaçla bulundurulduğu da önemlidir. Kişisel kullanım amacıyla bulundurma TCK 191 kapsamında değerlendirilirken, ticaret amacıyla bulundurma TCK 188 kapsamında çok daha ağır cezai sonuçlar doğurabilir. Bu ayrım yapılırken olayın bütün koşulları ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma Suçunun Cezası Nedir?
TCK 191/1 uyarınca uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçunun temel cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir.
Hâkim, cezanın belirlenmesinde TCK 61 kapsamında suçun işleniş biçimini, meydana gelen tehlikenin ağırlığını, kastın yoğunluğunu ve diğer somut koşulları değerlendirir.
TCK 191 kapsamında öngörülen ceza aralığı, uyuşturucu maddenin türüne göre değişmez. Ancak ele geçirilen maddenin miktarı, niteliği, nasıl muhafaza edildiği ve hangi koşullarda bulunduğu önemlidir. Bu hususlar, uyuşturucunun kişisel kullanım için mi yoksa ticaret amacıyla mı bulundurulduğunun belirlenmesinde dikkate alınır.
Okul ve Hastane Yakınında Uyuşturucu Kullanmanın veya Bulundurmanın Cezası
TCK 191/10 uyarınca, okul, hastane, yurt, kışla veya ibadethane gibi yerlerin sınırlarına 200 metreden yakın mesafedeki umumi veya umuma açık yerlerde, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması veya uyuşturucu kullanılması hâlinde ceza yarı oranında artırılır.
Ancak bu artırımın uygulanabilmesi için yalnızca belirtilen yerlere 200 metreden yakın olmak yeterli değildir. Suçun umumi veya umuma açık bir yerde işlenmesi de gerekir.
Uyuşturucu Kullanma ile Uyuşturucu Ticareti Suçu Arasındaki Fark
Uyuşturucu soruşturmalarında en önemli meselelerden biri, ele geçirilen maddenin kişisel kullanım için mi yoksa başkalarına satılmak veya verilmek amacıyla mı bulundurulduğudur.
TCK 191 kişisel kullanım amacıyla gerçekleştirilen fiilleri düzenlerken TCK 188 uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunu düzenlemektedir. İki suç arasında öngörülen cezalar bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
TCK 188/3 kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkasına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, maddede belirtilen koşullarla on yıldan az olmamak üzere hapis ve adli para cezası öngörülmüştür.
Dolayısıyla uyuşturucunun hangi amaçla bulundurulduğunun belirlenmesi, suçun vasfını ve uygulanabilecek cezayı doğrudan etkiler.
Uyuşturucunun Miktarı Uyuşturucu Ticareti Suçunun İspatı İçin Önemli Mi?
Uyuşturucu miktarı önemli olmakla birlikte tek başına kesin bir ölçüt değildir. Belirli bir gramın altındaki uyuşturucunun her durumda kullanım, üzerindeki miktarın ise mutlaka ticaret kapsamında değerlendirileceğine ilişkin genel bir kanuni sınır bulunmamaktadır.
Kullanım veya ticaret amacının belirlenmesinde özellikle şu hususlar dikkate alınır:
- Maddenin miktarı, türü ve paketlenme şekli,
- Uyuşturucunun ayrı ayrı satışa hazır paketlerde bulunup bulunmadığı,
- Hassas terazi ve paketleme malzemelerinin varlığı,
- Satışa ilişkin telefon mesajları, görüşmeler veya para transferleri,
- Uyuşturucunun ele geçirildiği yer ve saklanma biçimi,
- Kişinin uyuşturucu kullanıcısı olup olmadığına ilişkin deliller,
- Maddeyi başkalarına verdiğini veya sattığını gösteren somut bulgular.
Örneğin bir kişinin üzerinde yedi ayrı poşet hâlinde kokain bulunması, ticaret şüphesinin araştırılmasını gerektirebilir. Ancak yalnızca paket sayısına dayanılarak ticaret suçunun kesin olarak oluştuğu söylenemez.
Benzer şekilde kişinin uyuşturucu kullanıcısı olması, aynı zamanda ticaret suçunu işlemediği anlamına gelmez. Dosyadaki deliller bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu Maddeyi Arkadaşına Vermek Ticaret Suçu mu?
Uyuşturucu maddenin başkasına verilmesi için mutlaka para karşılığında satılması gerekmez. TCK 188/3 uyarınca, uyuşturucunun bedelsiz olarak başkasına verilmesi de uyuşturucu ticareti suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak her olayda uyuşturucunun başkasına verilmesi ile birlikte kullanılması arasında ayrım yapılmalıdır. Özellikle birden fazla kişinin uyuşturucuyu birlikte kullanmak amacıyla temin ettiği durumlarda, maddenin kim tarafından satın alındığı, kişilerin başlangıçtan itibaren ortak kullanım amacı taşıyıp taşımadığı ve uyuşturucunun kimin hâkimiyetinde bulunduğu önem taşır. Bu nedenle suçun hukuki niteliği belirlenirken yalnızca maddenin bir kişiden diğerine geçmesine değil, olayın bütün koşullarına bakılmalıdır.
Uyuşturucuyla Yakalanan Kişiye Ne Olur?
Uyuşturucu kullanırken veya bulundururken yakalanan kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılabilir. Soruşturma sırasında uyuşturucuya elkoyma, şüphelinin ifadesinin alınması, kriminal inceleme ve gerektiğinde kan veya idrar örneği alınması gibi işlemler yapılır.
Şüpheli, işlemlerin ardından serbest bırakılabileceği gibi gözaltına alınması veya savcılığa sevk edilmesi de gündeme gelebilir. Ancak her uyuşturucu soruşturmasında gözaltı ya da tutuklama uygulanması zorunlu değildir.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Gözaltı Süresi Kaç Saattir?
CMK’nın 91. maddesine göre bir şüphelinin gözaltına alınabilmesi için bu işlemin soruşturma bakımından zorunlu olması ve kişinin suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunması gerekir. Dolayısıyla uyuşturucu kullanma veya bulundurma suçundan şüphelenilen herkesin gözaltına alınması zorunlu değildir.
Gözaltı süresi, kural olarak yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Bu süreye, şüphelinin en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gereken zorunlu yol süresi dâhil değildir. Ancak toplu suçlarda ve kanunda belirtilen bazı özel durumlarda gözaltı süresi uzayabilir.
Gözaltına alınan şüphelinin avukat yardımından yararlanma, susma, kendisine yöneltilen suçlamayı öğrenme ve hukuka aykırı işlemlere karşı başvuruda bulunma hakları vardır.
Bir yakınınız uyuşturucu kullanma suçundan gözaltına alındıysa ve şu an karakoldaysa Yakınım Gözaltına Alındı: Ne Yapmalıyım? yazımızı okuyabilirsiniz. Karakoldaki ifadesini mutlaka bir avukatla vermesi gerekmektedir, o sebeple bir avukatla görüşmenizi tavsiye ederiz.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Tutuklama ve Adli Kontrol
Uyuşturucu kullanma suçunda tutuklama mümkündür. Ancak bunun için CMK 100 uyarınca kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir. Ayrıca tutuklamanın ölçülü olması ve daha hafif tedbirlerin neden yetersiz kalacağının değerlendirilmesi zorunludur.
TCK 191, CMK 100/3’te sayılan katalog suçlardan değildir. Dolayısıyla uyuşturucu kullanma suçunda, uyuşturucu ticaretinden farklı olarak katalog suç hükümlerine dayanılarak tutuklama nedeni varsayılamaz.
Tutuklama yerine CMK 109 kapsamında adli kontrol uygulanabilir. Örneğin kişinin yurt dışına çıkmasının yasaklanmasına veya belirli aralıklarla kolluk birimine başvurmasına karar verilebilir.
Burada adli kontrol ile TCK 191 kapsamında uygulanan denetimli serbestlik birbirine karıştırılmamalıdır. Adli kontrol, soruşturma veya kovuşturma sırasında uygulanan bir koruma tedbiriyken TCK 191’deki denetimli serbestlik, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kapsamında uygulanan özel bir tedbirdir.
Eşim, kardeşim uyuşturucu kullanma suçundan tutuklandı diyorsanız ve ne yapacağınızı merak ediyorsanız Tutuklanan Kişinin Hakları ve Tutukluluğa Nasıl İtiraz Edilir? yazılarımızı okuyabilirsiniz.
Uyuşturucu Kullanma Suçu Nasıl İspatlanır?
Uyuşturucu kullanma veya bulundurma suçunda kriminal raporlar, kan ve idrar testleri, tanık anlatımları, iletişim kayıtları ve ele geçirilen maddeler delil olarak değerlendirilebilir.
Ancak her delilin hangi olguyu ispatladığının belirlenmesi gerekir.
Uyuşturucu Suçlarında Arama, Elkoyma ve Telefon İncelemesi
Uyuşturucu soruşturmalarında deliller genellikle kişilerin üzerlerinde, araçlarda veya konutlarda yapılan aramalar sonucunda elde edilir. Ancak arama sırasında uyuşturucu madde bulunmuş olması, işlemin mutlaka hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Adli aramanın hangi şartlarda ve nasıl yapılacağı CMK’nın 116 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle aramanın hukuka uygunluğu değerlendirilirken hâkim kararı veya kanunun aradığı şartları taşıyan yazılı arama emri bulunup bulunmadığı, aramanın nerede ve nasıl yapıldığı, yetki ve usul kurallarına uyulup uyulmadığı ve düzenlenen tutanaklar incelenmelidir.
Hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin hükme esas alınması mümkün değildir. Bu nedenle uyuşturucu madde ele geçirilmiş olsa bile arama işleminin hukuka uygunluğu, soruşturma ve yargılama bakımından önem taşır.
Telefon Şifresini Vermemek Suç Delili mi?
Uyuşturucu soruşturmalarında şüphelinin telefonundaki mesajlar ve diğer dijital veriler, özellikle uyuşturucu ticareti suçunun araştırılmasında önemli deliller içerebilir. Ancak telefonun kolluk tarafından ele geçirilmiş olması, içindeki bütün bilgilerin serbestçe incelenebileceği anlamına gelmez.
Telefonun içeriğinde yapılacak incelemenin hukuka uygun olması gerekir. Bu nedenle CMK’nın 134. maddesi ve ilgili diğer hükümler uyarınca gerekli kararların alınıp alınmadığı, incelemenin hangi kapsamda yapıldığı ve usul kurallarına uyulup uyulmadığı araştırılmalıdır.
Şüphelinin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanmama hakkı da bu süreçte önem taşır. Örneğin, kişinin telefon şifresini vermemesi, tek başına uyuşturucu ticareti yaptığının delili olarak değerlendirilemez.
Nitekim Anayasa’nın 38/6. maddesi ve CMK’nın 217/2. maddesi gereğince hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Bu nedenle telefon yazışmalarının içeriği kadar, söz konusu yazışmalara hangi yöntemle ulaşıldığı da önemlidir.
İdrar Testinde Uyuşturucu Çıkması Ceza Almak İçin Yeterli mi?
İdrar testinde uyuşturucu madde veya bu maddelerin metabolitlerinin tespit edilmesi, kişinin uyuşturucu kullanmış olabileceğini gösteren önemli bir bulgudur. Ancak pozitif test sonucu, uyuşturucunun tam olarak ne zaman, nerede veya kimden temin edildiğini tek başına kanıtlamaz. Kullanım zamanına ilişkin değerlendirmede maddenin türü, testin yöntemi ve diğer tıbbi bulgular dikkate alınmalıdır.
Bunun yanında, yapılan testin güvenilirliği de değerlendirilmelidir. Özellikle ilk aşamada uygulanan tarama testleri ile daha kesin sonuç veren doğrulama testleri birbirinden farklıdır.
Dolayısıyla idrar testinin pozitif çıkması, kişinin her durumda uyuşturucu kullanma suçundan cezalandırılacağı anlamına gelmez. Test sonucunun güvenilirliği, kişinin beyanları ve dosyada bulunan diğer deliller birlikte değerlendirilerek suçun işlenip işlenmediği belirlenmelidir.
Uyuşturucunun Polise Rızayla Teslim Edilmesi
Uyuşturucu soruşturmalarında, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklarda şüphelinin uyuşturucu maddeyi kendi isteğiyle teslim ettiği belirtilebilir. Ancak uyuşturucunun kendiliğinden teslim edilmesi ile kolluk tarafından yapılan arama sonucunda ele geçirilmesi hukuken farklı durumlardır.
Örneğin, kişinin cebindeki uyuşturucuyu herhangi bir arama yapılmadan polise vermesi ile polisin kişinin üzerini arayarak maddeyi bulması aynı şekilde değerlendirilemez. Bu nedenle yalnızca tutanakta “rızaen teslim edildi” ifadesinin bulunması yeterli değildir. Maddenin gerçekte nasıl ele geçirildiği araştırılmalı, fiilen bir arama yapılmışsa bu işlemin hukuka uygun olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
Başka Bir Kişinin Beyanıyla Uyuşturucu Suçundan Ceza Verilebilir mi?
Uyuşturucuyla yakalanan bir kişinin, maddeyi başka bir şahıstan satın aldığını veya onunla birlikte kullandığını söylemesi üzerine ilgili kişi hakkında soruşturma başlatılabilir. Ancak bir kişinin başkasını suçlayan beyanda bulunması, o kişinin mutlaka suçlu olduğu anlamına gelmez.
Ceza mahkûmiyeti için suçun hukuka uygun delillerle, her türlü makul şüpheden uzak biçimde ispatlanması gerekir. Bu nedenle beyanda bulunan kişinin anlatımının tutarlı ve güvenilir olup olmadığı, olayın diğer delilleriyle örtüşüp örtüşmediği araştırılmalıdır.
Örneğin, araçta uyuşturucuyla yakalanan bir kişinin, yanındaki yolcunun da uyuşturucu kullandığını söylemesi, o yolcunun doğrudan cezalandırılması için yeterli değildir. Böyle bir durumda yolcunun uyuşturucu kullandığını veya kullanmak amacıyla bulundurduğunu gösteren delillerin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Yalnızca bir başkasının suçlayıcı beyanına dayanılarak, bu beyanın güvenilirliği ve dosyanın bütünü değerlendirilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün değildir.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Yargılama Nasıl İşler?
TCK 191’deki dava açma koşulları gerçekleştiğinde Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle kovuşturma aşaması başlar.
Yargılama sırasında sanığın savunması alınır, dosyadaki deliller incelenir ve gerekli görülürse tanıklar dinlenir. Suçun ispatlanması hâlinde mahkûmiyet, ispatlanamaması hâlinde beraat kararı verilebilir.
Ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin usulün gerektiği gibi uygulanmadığı veya dava açma şartlarının henüz oluşmadığı anlaşılırsa, mahkeme CMK 223/8 kapsamında kovuşturma şartının bulunmaması nedeniyle gerekli kararı verir.
Mahkemenin kararına karşı, kararın niteliğine göre kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçunda (TCK 191) görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. CMK 12 uyarınca yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Buna karşılık uyuşturucu madde ticareti suçunda (TCK 188) ağır ceza mahkemesi görevlidir.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda HAGB ve Cezanın Ertelenmesi
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), mahkemenin kurduğu mahkûmiyet hükmünün belirli koşullarla sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını sağlayan bir kurumdur.
31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile CMK 231’de değişiklik yapılmıştır. Güncel düzenlemeye göre, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması ve diğer kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde HAGB kararı verilebilir.
TCK 191/8 Kapsamında Özel HAGB Düzenlemesi
Uyuşturucu kullanma suçu bakımından TCK 191/8’de özel bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK 188) veya uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma (TCK 190) suçundan açılan davada, yargılama sırasında fiilin yalnızca TCK 191 kapsamında kaldığının anlaşılması hâlinde sanık hakkında bu maddenin hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilir.
Bu nedenle söz konusu davalarda HAGB yalnızca CMK 231’deki genel koşullara göre değerlendirilmez; TCK 191’in özel hükümleri de dikkate alınır.
Öte yandan, TCK 51 kapsamında hapis cezasının ertelenmesi de kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde mümkündür. Ancak hapis cezasının ertelenmesi, HAGB ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
TCK’nın 191/2. maddesine göre uyuşturucu kullanma veya kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan başlatılan soruşturmalarda, CMK’nın 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.
Bu karar Cumhuriyet savcısı tarafından verilir. Şüpheliye, erteleme süresi boyunca uyması gereken yükümlülükler ve bunları ihlal etmesi hâlinde karşılaşabileceği hukuki sonuçlar bildirilir.
Burada önemli olan, kamu davasının açılmasının ertelenmesinin bir mahkûmiyet kararı olmamasıdır. Henüz şüpheli hakkında dava açılmamış ve mahkeme tarafından verilmiş bir ceza bulunmamaktadır. Bu yönüyle söz konusu uygulama, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından (HAGB) ve hapis cezasının ertelenmesinden farklıdır.
Beş Yıllık Erteleme Süresi Dolunca Ne Olur?
TCK 191/7 uyarınca, şüpheli beş yıllık erteleme süresince kendisine yüklenen yükümlülüklere uyar ve TCK 191/4’te belirtilen ihlalleri gerçekleştirmezse hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Böylece kamu davası açılmadan soruşturma sona erer.
Ancak denetimli serbestlik süresinin tamamlanması ile beş yıllık erteleme süresinin dolması birbirinden farklıdır. Örneğin, bir kişi denetimli serbestlik kapsamında kendisine verilen yükümlülükleri yerine getirerek bu süreci tamamlamış olsa bile beş yıllık erteleme süresi henüz dolmamış olabilir. Bu durumda kişi, erteleme süresi sona erinceye kadar TCK 191’de belirtilen ihlallerin hukuki sonuçlarıyla karşılaşabilir.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Denetimli Serbestlik Kaç Yıl Sürer?
TCK 191/3 uyarınca erteleme süresince şüpheli hakkında asgari bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya Cumhuriyet savcısı tarafından resen, altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir.
Böylece denetimli serbestlik süresi toplam üç yıla ulaşabilir. Ayrıca gerekli görülmesi hâlinde kişi tedaviye tabi tutulabilir.
2023 yılında 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda Cumhuriyet savcısının, beş yıllık erteleme süresince kişinin uyuşturucu kullanıp kullanmadığının tespiti için yılda en az iki defa ilgili kuruma sevk kararı vermesi öngörülmüştür.
Denetimli Serbestlik Kapsamında Hangi Yükümlülükler Uygulanır?
5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 12/A maddesine göre denetimli serbestlik müdürlüğü, kanunda belirtilen yükümlülüklerden en az üçünün uygulanmasına karar verir.
Bu kapsamda şüpheliye tedaviye tabi tutulma, belirlenen programlara katılma, eğitimine devam etme veya belirli yer ve bölgelere gitmeme gibi yükümlülükler getirilebilir. Ayrıca kişinin belirli etkinlikleri yapması, silah bulundurması veya bazı taşıtları kullanması yasaklanabilir.
Ancak denetimli serbestlik kapsamında herkes için aynı yükümlülükler uygulanmaz. Kişinin bağımlılık durumu, ihtiyaçları ve diğer kişisel koşulları dikkate alınarak hangi tedbirlerin uygulanacağı belirlenir.
Uyuşturucu Denetimli Serbestlik İşlemlerine İtiraz Edilebilir mi?
Denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğunu düşünen şüpheli, 5402 sayılı Kanun’un 12/A/5. maddesi uyarınca iki hafta içinde Cumhuriyet savcısına şikâyette bulunabilir. Cumhuriyet savcısı bu başvuruyu gecikmeksizin değerlendirir.
TCK 191/8 kapsamında mahkeme tarafından verilen kararlara ilişkin denetimli serbestlik işlemlerinde ise şikâyeti, kararı veren mahkeme değerlendirir.
Bu başvuru yolu, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı yapılan itirazdan farklıdır. Dolayısıyla hangi karara veya işleme karşı başvurulacağı, izlenecek hukuki yolun belirlenmesi açısından önemlidir.
Denetimli Serbestlik İhlali ve İkinci Kez Uyuşturucuyla Yakalanmak
TCK 191/4 uyarınca, beş yıllık erteleme süresi içinde kişinin denetimli serbestlik yükümlülüklerine veya tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmesi, yeniden kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın alması, kabul etmesi, bulundurması ya da uyuşturucu kullanması hâlinde hakkında kamu davası açılır.
Ancak denetimli serbestlik yükümlülüklerinin ihlal edilmesi ile yeniden uyuşturucu kullanılması farklı şekilde değerlendirilir. Örneğin kişinin bir kez denetimli serbestlik görüşmesine katılmaması, tek başına yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiği anlamına gelmez. Buna karşılık erteleme süresi içinde yeniden uyuşturucu kullanılması, kanunda doğrudan dava açılmasını gerektiren sebeplerden biri olarak düzenlenmiştir.
TCK 191/5 gereğince, erteleme süresi içinde gerçekleştirilen yeni kullanma veya kullanmak amacıyla satın alma, kabul etme ve bulundurma fiilleri ayrı bir suç olarak soruşturulmaz; mevcut erteleme kararının ihlali sayılır.
Peki, kamu davası açıldıktan sonra kişi tekrar uyuşturucuyla yakalanırsa ne olur? TCK 191/6 uyarınca, dördüncü fıkra gereğince kamu davası açıldıktan sonra aynı suçtan başlatılan soruşturmalarda yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemez. Bu nedenle yeni fiilin gerçekleştiği tarih ve önceki dosyanın hangi aşamada olduğu önem taşır.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Uzlaştırma ve Şikâyet
Uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçu, kamu sağlığına karşı işlenen suçlardan biridir ve soruşturulması şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle suçun öğrenilmesi hâlinde, herhangi bir kişinin şikâyetçi olması aranmaksızın Cumhuriyet savcılığı tarafından soruşturma yürütülebilir. Şikâyetten vazgeçilmesi de soruşturmanın veya açılmış bir kamu davasının sona ermesini sağlamaz.
TCK 191 kapsamında düzenlenen uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçu, uzlaştırma ve önödeme kapsamında değildir. Bu suç için kanunda ayrı bir sistem öngörülmüştür. Gerekli şartların bulunması hâlinde şüpheli hakkında kamu davasının açılması beş yıl süreyle ertelenir ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 192)
Türk Ceza Kanunu’nun 192. maddesi, uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık hükümlerini düzenlemektedir. Bu hükümler kapsamında, suçun ortaya çıkarılmasına yardımcı olan veya belirli şartlarla tedavi olmak için başvuran kişiler hakkında ceza verilmemesi ya da cezadan indirim yapılması mümkündür.
TCK 192/2 uyarınca, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, suç resmî makamlar tarafından öğrenilmeden önce uyuşturucuyu kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini yetkili makamlara bildirirse etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Ancak verilen bilgilerin suçluların yakalanmasını veya uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması gerekir. Bu şartların gerçekleşmesi hâlinde kişi hakkında cezaya hükmolunmaz.
Suçun resmî makamlar tarafından öğrenilmesinden sonra da etkin pişmanlık mümkündür. TCK 192/3 uyarınca, suçun ortaya çıkarılmasına ve failin veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına gönüllü olarak hizmet ve yardım eden kişinin cezası, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilir.
TCK 192/4 ise tedavi olmak isteyen uyuşturucu kullanıcıları bakımından ayrı bir düzenleme içermektedir. Buna göre uyuşturucu kullanan kişi, hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu satın alma, kabul etme veya bulundurma nedeniyle soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara ya da sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi edilmesini isterse hakkında cezaya hükmolunmaz.
Ancak etkin pişmanlıktan yararlanmak için yalnızca pişman olduğunu ifade etmek yeterli değildir. Kişinin hangi aşamada başvuruda bulunduğu, yetkili makamlara nasıl bir yardım sağladığı ve ilgili kanun hükmündeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda İştirak, Teşebbüs ve İçtima
Birden fazla kişinin birlikte uyuşturucu kullanması, bu kişilerin mutlaka birbirlerinin suçuna iştirak ettikleri anlamına gelmez. Her kişinin uyuşturucuyu nasıl temin ettiği, madde üzerinde fiilî hâkimiyetinin bulunup bulunmadığı ve hangi amaçla hareket ettiği ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Örneğin, birkaç kişinin birlikte kullanmak amacıyla uyuşturucu satın alması ile bir kişinin temin ettiği uyuşturucuyu sonradan başkalarına vermesi hukuken aynı şekilde değerlendirilemez. Olayın koşullarına göre TCK’nın 37 ila 39. maddelerinde düzenlenen iştirak hükümleri gündeme gelebilir. Başkasına uyuşturucu verme fiilinin TCK 188 kapsamında suç oluşturup oluşturmadığı da ayrıca incelenmelidir.
Uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçu bakımından teşebbüs ise TCK 35 çerçevesinde değerlendirilir. Bununla birlikte TCK 191, seçimlik hareketli bir suçtur. Kişinin uyuşturucuyu kullanmak amacıyla satın alması, kabul etmesi, bulundurması veya kullanması hareketlerinden birini gerçekleştirmesi suçun tamamlanması için yeterlidir. Bu nedenle aynı olayda uyuşturucuyu satın alan, ardından bulunduran ve kullanan kişi hakkında sırf bu hareketlerin her birini gerçekleştirdiği gerekçesiyle ayrı ayrı ceza verilmez.
Farklı tarihlerde gerçekleşen uyuşturucu kullanma veya bulundurma fiillerinde ise durum değişebilir. Bu fiillerin ayrı suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken TCK 191’de düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve ihlal hükümleri de dikkate alınmalıdır.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Zamanaşımı
TCK 191/1’de uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçu için iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Bu nedenle TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca olağan dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.
Ancak sekiz yıllık sürenin her dosyada doğrudan suç tarihinden itibaren hesaplanması doğru değildir. Zamanaşımını durduran veya kesen nedenler bulunabilir ve bu durum sürenin hesabını değiştirebilir.
Özellikle kamu davasının açılmasının ertelendiği uyuşturucu soruşturmalarında, erteleme kararının zamanaşımına etkisi ve sonrasında yapılan işlemler birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle yalnızca suç tarihinden itibaren sekiz yıl geçmiş olması, her durumda dava zamanaşımının gerçekleştiği anlamına gelmez.
Uyuşturucu Kullanma Suçu Adli Sicil Kaydına İşler mi?
Bir kişi hakkında uyuşturucu kullanma suçundan soruşturma başlatılması veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanması, doğrudan adli siciline mahkûmiyet kaydı işleneceği anlamına gelmez.
Özellikle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, mahkûmiyet kararı değildir. Bu aşamada kişi hakkında henüz kamu davası açılmamış ve mahkeme tarafından verilmiş bir ceza bulunmamaktadır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararları, kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinden farklıdır. Bu kararlarla ilgili bilgiler, kanunda öngörülen özel kayıt sistemlerinde tutulabilir.
Buna karşılık uyuşturucu kullanma suçundan verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi hâlinde, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu hükümleri kapsamında adli sicil veya arşiv kaydı oluşabilir.
Uyuşturucu suçuna ilişkin soruşturma ve mahkûmiyetlerin memuriyet, özel güvenlik görevliliği, sürücü belgesi veya yabancıların ikamet izni üzerindeki etkileri ise ayrıca incelenmelidir. Bu konularda yalnızca TCK 191 hükümleri değil, ilgili özel mevzuat da önem taşır.
Çocuklarda Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma Suçu
On sekiz yaşından küçük kişilerin uyuşturucu kullanması veya kullanmak amacıyla uyuşturucu bulundurması hâlinde TCK 191 hükümleriyle birlikte çocuklara özgü ceza hukuku ve ceza muhakemesi kuralları uygulanır.
TCK’nın 31. maddesine göre fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmaz. On iki yaşını doldurmuş ancak on beş yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu ise işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneklerine göre belirlenir. On beş ile on sekiz yaş arasındaki çocuklar bakımından da kanunda öngörülen yaş küçüklüğü indirimleri uygulanır.
Çocuklar hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda müdafi görevlendirilmesi zorunludur. Ayrıca çocuğun korunması ve ihtiyaç duyduğu desteğin sağlanması amacıyla 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında sağlık, danışmanlık ve diğer koruyucu ve destekleyici tedbirlere karar verilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
İlk defa uyuşturucuyla yakalanan kişi hapse girer mi?
TCK 191 kapsamında yürütülen soruşturmada kural olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir ve denetimli serbestlik uygulanır. Ancak kişinin önceki dosyaları, suçun niteliği ve somut olayın koşulları sonucu değiştirebilir.
Denetimli serbestlik sırasında tekrar uyuşturucu kullanılırsa ne olur?
Erteleme süresinde yeniden uyuşturucu kullanılması TCK 191/4 kapsamında dava açılmasına neden olabilir. Ancak dava açılması, doğrudan kesinleşmiş hapis cezası anlamına gelmez.
Başkasının aracında uyuşturucu bulunursa yolcu ceza alır mı?
Yalnızca uyuşturucunun bulunduğu araçta yolcu olmak, suçun işlendiğini ispatlamaz. Yolcunun uyuşturucu maddeyle bağlantısı, bilgisi, kastı ve fiilî hâkimiyeti araştırılmalıdır.
Uyuşturucu kullanma suçunda tutuklama mümkün müdür?
CMK 100’deki koşullar gerçekleşirse tutuklama mümkündür. Ancak TCK 191, uyuşturucu ticareti suçuna ilişkin katalog suç düzenlemesi kapsamında değildir.
Uyuşturucu kullanma suçunda uzlaşma var mı?
Hayır. TCK 191 suçu uzlaştırma kapsamında değildir ve şikâyete bağlı değildir.
Uyuşturucu kullanma suçunda etkin pişmanlık mümkün müdür?
Evet. TCK 192 kapsamında kanuni şartlar gerçekleşirse ceza verilmemesi veya cezada indirim söz konusu olabilir. Soruşturma başlamadan önce gönüllü tedavi başvurusu da özel olarak düzenlenmiştir.
Hakkınızda uyuşturucu kullanma suçundan soruşturma başlatıldıysa ya da dava açıldıysa mutlaka bir avukatla davayı takip etmenizi tavsiye ederiz. Eğer takibi iyi yapılmazsa uyuşturucu kullanma suçundan yargılanabilecekken uyuşturucu ticareti suçundan yargılanmakla karşı karşıya kalabilirsiniz.




