Genel

Tutukluluğa İtiraz Nasıl Edilir? İtiraz Süresi ve Şartları

Yazar 26/08/2026Ağustos 31st, 2026One Comment23 dakikalık okuma
tutukluluğa itiraz nasıl edilir
İçindekiler

Tutukluluğa İtiraz Nasıl Edilir? 

Tutuklama, kişinin hürriyetini doğrudan sınırlandıran ağır bir koruma tedbiridir. Tutuklamada; kuvvetli suç şüphesi, bir tutuklama nedeninin bulunması, ölçülülük ve adli kontrolün yetersiz kalması gibi koşullar değerlendirilir.

Yakınınız tutuklandıysa, suçlu olduğu veya mutlaka ceza alacağı anlamına gelmez. Tutuklama, geçici bir koruma tedbiridir. Tutuklanan yakınınız, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığı sürece  masumiyet karinesinden yararlanır. Tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarına karşı kanunda öngörülen yollarla itiraz edilebilir.

Tutuklama kararına itirazın yanı sıra tutuklanan kişinin avukat yardımından yararlanma, yakınlarına haber verilmesi, dosyaya erişim, tahliye talebinde bulunma ve tutukluluk incelemelerine katılma gibi çeşitli hakları bulunmaktadır. Bu hakların tamamını ayrıntılı olarak [Tutuklanırsam Haklarım Nelerdir?] başlıklı yazımızda inceleyebilirsiniz.

Tutukluluğa itiraz için tutukluluk kararının dayandığı deliller, kaçma veya delilleri karartma ihtimali, tutuklamanın ölçülülüğü ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı dosyaya özgü biçimde değerlendirilmelidir.

Tutukluluğa itiraz nedir?

Tutukluluğa itiraz; tutuklama, tutukluluğun devamı veya tahliye talebinin reddi kararının hukuka uygunluğunun yetkili itiraz mercii tarafından incelenmesini sağlayan bir kanun yoludur.

İtiraz incelemesinde genel olarak şu hususlar değerlendirilir:

  • Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığı,
  • Kaçma veya saklanma şüphesinin somut olaylarla desteklenip desteklenmediği,
  • Delillerin yok edilmesi, gizlenmesi veya değiştirilmesi tehlikesinin bulunup bulunmadığı,
  • Tanık, mağdur ya da diğer kişiler üzerinde baskı kurulması ihtimali,
  • Tutuklamanın isnat edilen suç ve beklenen ceza bakımından ölçülü olup olmadığı,
  • Adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağı.

İtirazın yapılması, tutuklama kararını ortadan kaldırmaz. Yetkili merci yeni bir karar verene kadar mevcut tutukluluk devam eder.

Tutuklamanın şartları nelerdir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi uyarınca tutuklama kararı verilebilmesi için öncelikle kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunmalıdır. 

Bunun yanında kaçma, saklanma veya delilleri karartma gibi bir tutuklama nedeninin mevcut olması gerekir.

Tutuklama tedbiri ölçülü olmalıdır. Şüpheli veya sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla imza verme ya da konutu terk etmeme gibi adli kontrol tedbirleriyle tutuklamadan beklenen amaca ulaşılması mümkünse, tutuklamaya başvurulmamalıdır. Nitekim tutuklama kararında, adli kontrol uygulamasının neden yetersiz kalacağının gerekçelendirilmesi gerekir.

Tutukluluğa kimler itiraz edebilir?

Şüpheli veya sanık: Hakkında tutuklama kararı verilen şüpheli veya sanık, bu karara doğrudan itiraz edebilir. 

Müdafi: Şüpheli veya sanığın müdafii, müdafiliğini üstlendiği kişinin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla tutuklama kararına itiraz edebilir.

Yasal temsilci: Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliğinden başvurabilir.

Eş: Şüpheli veya sanığın eşi de şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliğinden başvurabilir.

Tutuklama kararına itiraz süresi ne kadardır?

Tutuklama veya tutukluluğun devamı kararına itiraz süresi, kural olarak kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır. Sürenin başlangıcı bakımından kararın ne zaman öğrenildiğinin doğru şekilde belirlenmesi önem taşır.

İtiraz süresinin geçirilmiş olması, tutuklu kişinin artık tahliye talebinde bulunamayacağı anlamına gelmez. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini talep edebilir. Bu nedenle tutuklama kararına karşı itiraz süresi geçirilmiş olsa dahi ayrıca tahliye talebinde bulunulması mümkündür.

Tutukluluğa itiraz nereye yapılır?

İtiraz, tutuklama veya tutukluluğun devamı kararını veren hâkimlik ya da mahkemeye yapılır. Kararı veren merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en fazla üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.

Tutukluluğa itirazda hangi gerekçeler ileri sürülebilir?

Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunmaması

İtiraz dilekçesinde yalnızca suçlamanın reddedilmesi yerine, hangi delilin neden güvenilir olmadığı veya şüpheliyle nasıl ilişkilendirilemediği açıklanmalıdır. Çelişkili tanık anlatımları, kişiye ait olmayan dijital veriler veya doğrulanmayan soyut iddialar dosyanın özelliklerine göre ele alınabilir.

Kaçma şüphesinin somutlaştırılmaması

Yerleşik adres, düzenli çalışma hayatı, aile bağları, kişinin çağrıldığında ifade vermeye gitmesi ve yargılama sürecindeki davranışları kaçma şüphesinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Sadece isnat edilen suç için öngörülen cezanın yüksekliği, her olayda otomatik olarak kaçma tehlikesinin bulunduğu anlamına gelmez.

Delilleri karartma ihtimalinin bulunmaması

Delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, arama ve el koyma işlemlerinin tamamlanması veya tanıkların dinlenmiş bulunması hâlinde delil karartma gerekçesinin devam edip etmediği değerlendirilmelidir.

Tutuklamanın ölçüsüz olması

Tutuklulukta geçirilen süre uzadıkça tedbirin devamını haklı gösteren gerekçelerin de somut ve güncel olması gerekir. Dosyanın ilerleme durumu, beklenen ceza ve kişinin tutuklu kaldığı süre birlikte ele alınmalıdır.

Adli kontrol tedbirlerinin yeterli olması

İmza yükümlülüğü, yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere başvurma veya konutu terk etmeme gibi adli kontrol tedbirlerinin neden yeterli olacağı açıklanabilir. Mahkemenin adli kontrolü neden yetersiz gördüğünün kararda gösterilmemesi de itiraz gerekçesi yapılabilir.

Kararın yeterince gerekçelendirilmemesi

Her tutuklama kararı kişiye ve dosyaya özgü gerekçe içermelidir. “Suçun vasıf ve mahiyeti”, “mevcut delil durumu” veya “kaçma şüphesi” gibi ifadelerin somut olaylarla ilişkilendirilmeden tekrarlanması, kararın gerekçesi yönünden tartışılabilir.

Tutukluluğa itiraz dilekçesinde neler bulunmalıdır?

Tutukluluğa itiraz dilekçesinde şu bilgilere yer verilmesi uygun olur:

  • Kararı veren ve itirazı inceleyecek merci,
  • Soruşturma veya kovuşturma dosya numarası,
  • Şüpheli, sanık ve müdafi bilgileri,
  • İtiraz edilen kararın tarihi ve içeriği,
  • İtirazın  süresinde yapıldığına ilişkin açıklama,
  • Dosyaya dair hukuki ve fiilî itiraz nedenleri: Tutuklamanın ölçüsüz olduğuna ilişkin gerekçeler/ Kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığına veya zayıfladığına ilişkin gerekçeler/ Kaçma, saklanma veya delilleri karartma gibi tutuklama nedenlerinin bulunmadığına ilişkin açıklamalar.
  • Şüpheli veya sanık lehine delil ve belgeler,
  • Adli kontrolün yeterli olacağına ilişkin açıklamalar,
  • Tahliye ve alternatif adli kontrol tedbirinin uygulanması talebi,
  • Tarih, imza ve varsa ekler.

Tahliye talebi ile tutukluluğa itiraz aynı mıdır?

Tahliye talebi ile tutukluluğa itiraz birbiriyle bağlantılı ancak farklı başvurulardır. İtiraz, belirli bir tutuklama veya tutukluluğun devamı kararının denetlenmesini amaçlar ve kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftalık süreye tabidir. Tahliye talebi ise soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yapılabilir. Şüpheli veya sanığın salıverilmesini istemek için yeni bir tutuklama veya tutukluluğun devamı kararı verilmesini beklemek gerekmez. Bu hak CMK’nın 104. maddesinde düzenlenmiştir.

Tahliye talebinde bulunulabilmesi için yeni bir delil veya olgunun ortaya çıkması şart değildir. Bununla birlikte yeni bir delilin ortaya çıkması, tanıkların dinlenmesi, delillerin tamamen toplanması, kaçma veya delilleri karartma şüphesinin ortadan kalkması ya da tutuklulukta geçen sürenin uzaması gibi gelişmeler yeni bir tahliye talebinin gerekçesini güçlendirir.

İtiraz duruşmalı mı incelenir?

Tutukluluğa itiraz kural olarak dosya üzerinden ve duruşma yapılmadan incelenir. Ancak itiraz mercii gerekli görürse Cumhuriyet savcısını, ardından müdafi veya vekili dinleyebilir.

Kararı veren hâkimlik ya da mahkeme itirazı yerinde görmezse dosyayı en fazla üç gün içinde incelemeye yetkili mercie göndermelidir.

Tutukluluğa itiraz reddedilirse ne yapılabilir?

İtirazın reddedilmesi, tutuklulukla ilgili bir daha başvuru yapılamayacağı anlamına gelmez. Dosyanın durumuna göre:

  • Yeniden tahliye talebinde bulunulabilir.
  • Yeni deliller ve değişen koşullar varsa mahkemeye sunulur.
  • Duruma göre tutuklama yerine adli kontrol uygulanması talep edilebilir.
  • Olağan başvuru yolları tüketildikten sonra şartları varsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru değerlendirilir.
  • Hukuka aykırı koruma tedbiri nedeniyle CMK kapsamında tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı incelenir.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, tutukluluğa itirazın yerine geçen yeni bir üst itiraz yolu değildir. Başvurunun süresi, olağan yolların tüketilmesi ve kabul edilebilirlik şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası

Tutuklama bir ceza değildir; kişiyi cezalandırmak, caydırmak veya peşinen suçlu ilan etmek amacıyla kullanılamaz. Henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğurduğu için ceza muhakemesindeki en ağır koruma tedbirlerinden biridir. Bu nedenle tutuklama kararının verilebilmesi ve tutukluluğun devam ettirilebilmesi, kanunda öngörülen bazı sıkı şartlara bağlıdır.

Tutuklamanın hukuka uygun sayılabilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması, ayrıca tutuklama tedbirinin somut olay bakımından ölçülü olması gerekir. Tutuklama kararında, adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının da somut olgularla gerekçelendirilmesi gerekir. Ayrıca adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağı da kararda somut olgularla açıklanmalıdır. 

Bu şartların bulunmaması veya tutuklama kararının kanunun aradığı şekilde gerekçelendirilmemesi, tutuklamayı hukuka aykırı hâle getirebilir.

Haksız veya hukuka aykırı biçimde yakalanan ya da tutuklanan kişi, uğradığı maddi ve manevi zararların Devletten tazmin edilmesini talep edebilir. 

Kanuna uygun olarak tutuklandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişiler bakımından da kanunda belirtilen şartlarla haksız tutuklama tazminatı gündeme gelebilir. 

Maddi tazminat; tutukluluk nedeniyle oluşan gelir kaybını ve yapılan giderleri, manevi tazminat ise kişinin özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle yaşadığı elem, üzüntü ve itibar kaybını karşılamaya yöneliktir.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istenebilecek hâller CMK m.141’de; tazminat isteminin süresi, görevli merci ve başvuru usulüne ilişkin hükümler ise esas olarak CMK m.142’de düzenlenmiştir. 

Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi her durumda kendiliğinden tazminat ödeneceği anlamına gelmez. Başvuru mercii, süreler, tutuklamanın niteliği, uğranılan zarar ve kanundaki tazminat yasağı hâlleri somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Haksız tutuklama nedeniyle kimler tazminat isteyebilir?

Ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında uygulanan yakalama, gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tedbirleri kişinin temel hak ve özgürlüklerine müdahale niteliğindedir. Bu tedbirler nedeniyle Devletten maddi ve manevi tazminat istenebilmesi ise CMK m.141’de sayılan tazminat nedenlerinden birinin bulunmasına bağlıdır.

Haksız tutuklama nedeniyle tazminat hakkı, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre aşağıdaki durumlarda tazminat talebi gündeme gelebilir:

  • Kanuni şartlar oluşmadan yakalanan veya tutuklananlar: Kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni veya ölçülülük şartı bulunmadan tutuklanan ya da tutukluluğunun devamına karar verilen kişiler tazminat isteyebilir.
  • Kanuni süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayanlar: Gözaltı süresi dolmasına rağmen yetkili hâkim önüne çıkarılmayan kişinin özgürlük hakkı ihlal edilmiş olabilir.
  • Hakları bildirilmeden tutuklananlar: Susma, avukat yardımından yararlanma ve yakınlarına haber verilmesini isteme gibi kanuni hakları hatırlatılmadan veya bu haklardan yararlanma talebi karşılanmadan tutuklanan kişiler tazminat talep edebilir.
  • Makul sürede yargılama mercii önüne çıkarılmayanlar: Başlangıçta kanuna uygun olarak tutuklanan kişinin makul süre içinde yargılama mercii huzuruna çıkarılmaması veya bu süre içinde hakkında hüküm verilmemesi tazminat sorumluluğu doğurabilir.
  • Haklarında beraat veya takipsizlik kararı verilenler: Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişi hakkında sonradan kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatine karar verilmesi hâlinde tazminat istenebilir. Ancak CMK m.144’te düzenlenen istisnalar nedeniyle her beraat veya takipsizlik kararı kendiliğinden tazminat ödenmesini sağlamaz.
  • Tutukluluk süresi verilen cezadan uzun olanlar: Mahkûm edilen kişinin gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin hükmedilen hapis cezasından fazla olması hâlinde aşan süre için tazminat hakkı doğabilir.
  • Yalnızca adli para cezası gerektiren bir suç nedeniyle tutuklananlar: İşlediği suç için kanunda yalnızca para cezası öngörülmesine rağmen tutuklanan ve yargılama sonunda zorunlu olarak adli para cezasına mahkûm edilen kişi tazminat isteyebilir.
  • Tutuklama nedeni ve suçlama bildirilmeyenler: Yakalama veya tutuklama nedenleri ile yöneltilen suçlama yazılı olarak ya da bunun hemen mümkün olmaması durumunda sözlü biçimde açıklanmayan kişiler tazminat talebinde bulunabilir.
  • Tutuklandığı yakınlarına bildirilmeyenler: Yakalama veya tutuklama işleminin kanunda öngörüldüğü şekilde kişinin yakınına haber verilmemesi de tazminat nedeni olabilir.
  • Ölçüsüz şekilde arama yapılanlar: Arama kararı bulunmasına rağmen aramanın ölçüsüz, amacı aşan veya kişinin temel haklarını gereksiz şekilde zedeleyen bir yöntemle gerçekleştirilmesi hâlinde tazminat istenebilir.
  • Eşyasına veya malvarlığına hukuka aykırı şekilde elkonulanlar: Şartları oluşmadan elkonulan, gerektiği gibi korunmayan, amacı dışında kullanılan veya zamanında geri verilmeyen eşya ve diğer malvarlığı değerleri nedeniyle oluşan zararların tazmini talep edilebilir.
  • İtiraz ve başvuru hakkı kullandırılmayanlar: Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru yollarından yararlandırılmayan kişiler tazminat isteyebilir.
  • Ev hapsi veya belirli tedavi yükümlülükleri uygulandıktan sonra beraat edenler: Konutu terk etmeme şeklindeki ev hapsi veya bağımlılıktan arınmak amacıyla hastanede tedavi ve muayeneyi kabul etme yükümlülükleri uygulanan kişi hakkında sonradan beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirse tazminat talep edilebilir.

Haksız tutuklama tazminatı kimden istenir?

Koruma tedbirine hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı ya da işlemi neden olmuş olsa bile haksız tutuklama tazminatı doğrudan hâkim veya savcıdan değil, Devletten istenir. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkim veya Cumhuriyet savcısına bir yıl içinde rücu eder.

Başvurulacak makam, tazminatın hukuki nedenine göre değişir. 

→ Kanuna uygun olarak yakalanıp veya tutuklanıp daha sonra hakkında beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilenler; gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süre hükmedilen cezadan fazla olanlar veya kanunda yalnızca adli para cezası öngörülen bir suç nedeniyle tutuklananlar ile belirli adli kontrol tedbirleri uygulandıktan sonra beraat edenler bakımından CMK m.141/1’in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamında Tazminat Komisyonuna başvurulur. Diğer tazminat nedenleri bakımından ise kural olarak ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Dolayısıyla haksız tutuklama tazminatı başvurusu yapılmadan önce tutuklama kararları, tutukluluk incelemeleri, tahliye tarihi, beraat veya takipsizlik kararının kesinleşme durumu, uğranılan maddi kayıplar ve uygulanacak başvuru süresi birlikte değerlendirilmelidir.

Haksız tutuklama tazminatı kimlere verilmez?

Beraat eden veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen herkes otomatik olarak haksız tutuklama tazminatı alamaz. Kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına alınan veya tutuklanan bazı kişiler, CMK m.144 uyarınca tazminat talep edemez.

Buna göre aşağıdaki kişiler haksız tutuklama nedeniyle tazminat isteyemez:

  • Sonradan yürürlüğe giren lehe bir kanun nedeniyle durumu tazminat istemeye elverişli hâle gelen, ancak tedbirin uygulandığı tarihte tazminata hak kazanmayanlar,
  • Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme ya da uzlaşma nedeniyle haklarında kovuşturmaya yer olmadığı, davanın düşmesi, kamu davasının ertelenmesi veya geçici olarak durdurulması kararı verilenler,
  • Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle haklarında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler,
  • Adli makamlar önünde gerçeğe aykırı biçimde suçu işlediğini veya suça katıldığını söyleyerek yakalanmasına, adli kontrol altına alınmasına ya da tutuklanmasına kendisi neden olanlar.

Bu nedenle beraat kararı alınması, tek başına ve her durumda tazminat ödenmesi için yeterli değildir. Soruşturmanın veya davanın hangi nedenle sona erdiği, koruma tedbirinin uygulandığı tarihte hukuka uygun olup olmadığı ve CMK m.141’de düzenlenen tazminat nedenlerinden birinin bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.

Bununla birlikte CMK m.144’teki sınırlamalar, maddenin açık ifadesiyle kanuna uygun olarak uygulanan koruma tedbirleri bakımından öngörülmüştür. Yakalama veya tutuklamanın başlangıçtan itibaren hukuka aykırı olması, kişinin süresinde hâkim önüne çıkarılmaması, kanuni haklarının bildirilmemesi ya da tutukluluğun hukuka aykırı biçimde devam ettirilmesi gibi bağımsız ihlaller bulunuyorsa tazminat hakkı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

SIK SORULAN SORULAR

Tutukluluğa itiraz süresi kaç gündür?

Güncel genel itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Eski kaynaklarda yer alan yedi günlük süre bilgisi güncel değildir.

Tutuklu kişi cezaevinden dilekçe verebilir mi?

Evet. Tutuklu kişi dilekçesini ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla ilgili hâkimlik veya mahkemeye gönderebilir.

İtiraz reddedilirse yeniden tahliye istenebilir mi?

Evet. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yeniden tahliye talebinde bulunabilir.

Tutukluluk Süresi En Fazla Ne Kadardır?

Tutukluluk süresi, dosyanın soruşturma veya kovuşturma aşamasında bulunmasına ve suçun ağır ceza mahkemesinin görevine girip girmemesine göre değişir.

Soruşturma aşamasında tutukluluk süresi;

  • Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda en fazla 6 ay,
  • Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda en fazla 1 yıl,
  • Devletin güvenliğine, anayasal düzene, millî savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk suçlarında; ayrıca Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda ve toplu olarak işlenen suçlarda en fazla 1 yıl 6 aydır. Son gruptaki suçlarda bu süre, gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir ve soruşturma aşamasındaki toplam tutukluluk süresi 2 yıla ulaşabilir.

CMK m.102 kapsamında öngörülen genel azami tutukluluk süresi ise ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde 1 yıldır. Zorunlu hâllerde bu süre gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir ve toplam süre 1 yıl 6 aya ulaşabilir.

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi kural olarak en fazla 2 yıldır. Zorunlu hâllerde bu süre, gerekçeli kararla toplam 3 yıl daha uzatılabilir ve böylece toplam tutukluluk süresi 5 yıla kadar çıkabilir.

Ancak devletin güvenliğine, anayasal düzene, millî savunmaya ve devlet sırlarına karşı işlenen suçlar ile casusluk ve terör suçlarında daha uzun azami süreler öngörülmüştür. Örneğin silahlı örgüt kurma veya yönetme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Cumhurbaşkanına suikast, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı suç, silahlı isyan, siyasi veya askerî casusluk ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma süresi toplam 5 yıla, toplam tutukluluk süresi ise 7 yıla kadar ulaşabilir.

Bu süreler, kişinin belirtilen sürelerin sonuna kadar mutlaka tutuklu kalabileceği anlamına gelmez. Tutukluluğun devamı her incelemede somut gerekçelerle açıklanmalı ve tutuklama tedbiri gerekli ve ölçülü olmalıdır. Azami süre dolmamış olsa dahi tutuklama şartları ortadan kalkmışsa kişinin tahliyesine karar verilmesi gerekir. Tutukluluk süreleri CMK m.102’de düzenlenmiştir.

Çocuklar bakımından tutukluluk süreleri ise daha kısadır. CMK m.102/5 uyarınca yukarıdaki tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, 18 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

İfade Vermeye Gitmezsem Tutuklanır Mıyım?

İfade çağrısına gitmemek tek başına tutuklama nedeni değildir. Ancak usulüne uygun çağrıya mazeretsiz olarak uyulmaması hâlinde zorla getirme veya kanuni şartları varsa yakalama kararı verilebilir. 

Karakolda veya Savcılıkta İfade Verirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

İfade sırasında kimliğe ilişkin soruların doğru cevaplandırılması zorunludur. Buna karşılık şüpheli, hakkındaki suçlamayla ilgili sorulara cevap vermek zorunda değildir ve susma hakkını kullanabilir.

İfade veren kişi;

  • Hakkındaki suçlamayı öğrenme,
  • Avukat yardımından yararlanma,
  • Lehine olan somut delillerin toplanmasını isteme,
  • Yakınlarına haber verilmesini talep etme,
  • Tercüman yardımından yararlanma,
  • Susma ve kendisini suçlayıcı beyanda bulunmama

haklarına sahiptir.

İfade tutanağı okunmadan imzalanmamalı; eksik veya yanlış yazılan bölümlerin düzeltilmesi istenmelidir. Düzeltme yapılmaması hâlinde kişi tutanağı imzalamaktan kaçınabilir ve imzadan kaçınma nedeni tutanağa geçirilir. Özgür iradeyi ortadan kaldıran tehdit, baskı, kötü muamele, aldatma veya kanuna aykırı vaat gibi yöntemlerle ifade alınamaz.

Şüpheli Olarak İfade Vermek Adli Sicile İşler mi?

Hayır. Karakolda veya savcılıkta şüpheli olarak ifade vermek adli sicil kaydına işlemez

Adli sicil kaydına kural olarak kesinleşmiş mahkûmiyet kararları ve kanunda belirtilen ceza veya güvenlik tedbirleri kaydedilir. 

Tutuklanınca İşten Çıkarılır Mıyım?

Tutuklanmak iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez. Ancak tutukluluk nedeniyle işe devamsızlığın, İş Kanunu’nun 17. maddesindeki bildirim sürelerini aşması hâlinde işveren sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir. 4857 sayılı İş Kanununa tabi bir işçinin tutuklanması, iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez.

Bu süreler işçinin kıdemine göre;

  • Altı aydan az kıdemi bulunanlar için 2 hafta,
  • Altı ay ile bir buçuk yıl arasında kıdemi bulunanlar için 4 hafta,
  • Bir buçuk yıl ile üç yıl arasında kıdemi bulunanlar için 6 hafta,
  • Üç yıldan fazla kıdemi bulunanlar için 8 haftadır.

Dolayısıyla işverenin sırf tutuklama kararı verildiği için aynı gün iş sözleşmesini bu hükme dayanarak feshetmesi mümkün değildir. Devamsızlığın ilgili süreyi aşması gerekir. 

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla Av. Senanur Dağdeviren Yağız tarafından hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık veya somut bir dosya hakkında kesin görüş niteliğinde değildir. Tutuklama veya tutukluluğun devamı kararının dosyanıza özgü koşullar bakımından değerlendirilmesi gerekir.

Ceza Hukuku yazılarımız için buraya tıklayabilirsiniz.

One Comment

Yorum yaz