GenelCeza Hukuku

TCK 79 Göçmen Kaçakçılığı Suçu ve Cezası: Mahkûmiyet ve Beraat Kararlarıyla Ayrıntılı İnceleme

Yazar 12/10/2026No Comments42 dakikalık okuma
tck 79 göçmen kaçakçılığı kaçak afgan taşımak kaçak suriyeli taşımak kaçak göçmen taşımak suç mu
İçindekiler

Kısaca TCK 79 göçmen kaçakçılığı suçu nedir ve nasıl işlenir?

TCK 79’a göre, doğrudan ya da dolaylı maddi çıkar sağlamak amacıyla bir yabancıyı yasa dışı yollarla Türkiye’ye sokmak, ülkede kalmasına imkân vermek veya bir Türk vatandaşı ya da yabancının yurt dışına çıkışını sağlamak suçtur. Suçun temel cezası beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezasıdır. Fiil teşebbüs aşamasında kalsa da tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.

Bir araçta yabancıların bulunması, tek başına göçmen kaçakçılığı suçunun işlendiğini göstermez. Mahkûmiyet için sanığın kişilerin hukuki durumunu ve yasa dışı geçiş ya da kalış planını bilmesi, kanunda sayılan hareketlerden birini gerçekleştirmesi ve bunu maddi çıkar amacıyla yapması gerekir. Bu unsurlar itirafla veya göçmenlerin anlatımları, teşhis, para hareketleri, HTS ve konum kayıtları, güzergâh, organizatörlerle iletişim ve delilleri gizleme davranışı gibi birbirini destekleyen delillerle ortaya konabilir.

Suçun kanuni tanımı

Göçmen kaçakçılığı suçu:

Madde 79- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;

a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,

b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,

Kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.[31][32]

(2) (Ek fıkra: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suçun, mağdurların;

a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,

b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi,

hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.

(3) (Değişik:6/12/2019-7196/56 md.) Bu suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.

(4) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Bir yabancıyı yasal olmayan yollardan ülkeye sokmak

İlk seçimlik hareket, yabancının mevzuatta öngörülen giriş usullerinin dışında Türkiye’ye sokulmasıdır. Sınırdan bizzat geçirmek şart değildir. Sınır geçişini planlamak, araç veya tekne temin etmek, kişileri geçiş noktasına sevk etmek ya da geçiş zincirinde icra üzerinde ortak hâkimiyet kurmak iştirak hükümleri çerçevesinde sorumluluk doğurabilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.04.2025 tarihli kararında, 16 Suriyeli kişinin sınırdan geçirildikten sonra üç gün çadırda tutulduğu ve İstanbul’a gönderilmek üzere bir minibüse bindirildiği olay incelenmiştir. Göçmenler, kendilerini para karşılığında ülkeye sokan kişinin bulduğu minibüse bindiklerini; sürücünün de kolluk durdurursa araca Bozüyük’te bindiklerini söylemelerini istediğini anlatmıştır. Yargıtay, organizatörle bağlantıyı ve sanığın sürecin yasa dışılığını bildiğini gösteren bu anlatımlar karşısında beraati bozmuştur. Sanığın kolluğu yanıltmaya dönük talimatı, sıradan yolcu taşıması savunmasını zayıflatan güçlü bir bilinç delili olarak değerlendirilmiştir. (Yargıtay 4. CD, E. 2024/1294, K. 2025/6710, 15.04.2025.)

Yabancının ülkede kalmasına imkân sağlamak

İkinci seçimlik hareket, yasal olmayan biçimde Türkiye’de bulunan yabancının burada kalmasını kolaylaştırmaktır. Barınma sağlama, ülke içinde sevk etme veya kayıt dışı çalıştırma somut olayın şartlarına göre bu kapsama girebilir. Ancak her insani yardım, her konaklatma veya her iş ilişkisi otomatik olarak suç değildir. Failin yabancının hukuki durumunu bilmesi ve eylemi maddi çıkar amacıyla gerçekleştirmesi gerekir.

Kayıt dışı çalıştırma konusunda Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bölge adliye mahkemeleri arasındaki görüş ayrılığını 2020 yılında gidermiştir. Daire; çalışma izni ve ikamet izni bulunmayan, Türkiye’de kalmak isteyen kişiyi kaçak olduğunu bilerek çalıştıran işverenin sigorta, vergi ve tazminat giderlerinden kaçınabildiğini, düşük maliyetli işgücü sağladığını ve böylece dolaylı çıkar elde ettiğini kabul etmiştir. Bu nedenle işverenin, yabancının yasal statüsü ve yabancı işçi çalışma izni bulunup bulunmadığı hakkındaki araştırması ispat bakımından önem taşır. Sonuç bölümündeki ifade şöyledir:

“çalıştıranın bu şekilde fazladan ekonomik çıkar sağlaması nedeniyle, doğrudan veya dolaylı menfaat elde ettiği” (Yargıtay 4. CD, E. 2020/7843, K. 2020/14998, 04.11.2020.)

Bu yaklaşım, 2025 tarihli iki kararda da sürdürülmüştür. Afgan işçilerin taş ocağında çalıştırıldığı olayda bir sanığın işletmeyi yönettiği, diğerinin personeli temin ettiği; yabancıların bu iş yerinde çalıştıklarını söyledikleri ve diğer sanığın işçilerin çalışma amacıyla getirildiğini işletmeciye bildirdiği kabul edilmiştir. Çoğunluk mahkûmiyetleri onamış; karşı oylar ise işçilerin kendilerini izinli göstermesi, sanıkların eğitim ve sosyal çevresi nedeniyle kaçınılmaz hata hükümlerinin uygulanabileceğini savunmuştur. (Yargıtay 4. CD, E. 2024/6774, K. 2025/5871; E. 2024/7351, K. 2025/5872, 26.03.2025.)

Bu kararlar, yasadışı göçmenleri ucuz işgücü olarak kullanılmasının tek başına suçluluk karinesi olmadığını da gösterir. Yasa dışı kalışın bilinmesi, failin konumu, yabancıların beyanı, iş ilişkisinin kayıt dışılığı ve ekonomik avantaj somutlaştırılmalıdır. Nitekim aynı kararların karşı oylarında hata savunmasının ciddiyetle tartışılması, kast ve kusurun kişiye özgü araştırılması gerektiğini ortaya koyar.

Yurt dışına yasa dışı çıkışa imkân sağlamak

Üçüncü seçimlik harekette taşınan kişi Türk vatandaşı da yabancı da olabilir. Kişinin Türkiye’ye daha önce yasal biçimde girmiş olması, sonraki yasa dışı çıkış planını hukuka uygun hâle getirmez. Denizden başka bir ülkeye geçirilmek üzere sahile götürme, sınır hattında gizli geçiş için taşıma ve çıkışta kullanılacak araç ya da teknenin sağlanması bu kapsamdadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.11.2023 tarihli kararında 13 Suriyeli göçmen iki ticari taksiyle gece saatlerinde, Rodos yönündeki düzenli yolcu seferi bulunmayan Serçe Limanı’na götürülmüştür. Göçmenler organizatörle kişi başı 2.000 Avro üzerinden anlaşmış; sürücülere 400 TL ve 200 TL vaat edilmiştir. Limanda başka bir kişi grubu teslim alacaktır. Gece vakti, olağan dışı ve ıssız varış noktası, kişi sayısı, pasaport bulunmaması, teslim planı ve ücret birlikte değerlendirilerek sürücülerin amacı bildiği kabul edilmiştir. Genel Kurulun vardığı sonuç, sanıkların:

“maddi menfaat karşılığında hareket ederek atılı suçun işlenişine iştirak ettikleri” şeklindedir. (Yargıtay CGK, E. 2020/270, K. 2023/620, 22.11.2023.)

Kararın önemli tarafı, ücretin olağan taksi tarifesine yakın olduğunun ileri sürülmesinin tek başına kurtarıcı sayılmamasıdır. Taşıma ücretinin yüksek veya gizli olması zorunlu değildir. Sürücü yasa dışı çıkış planını biliyorsa, olağan hizmet bedeli de maddi menfaat niteliği taşıyabilir. Buna karşılık karardaki karşı oy; organizatörle teknik iletişim bulunmadığını, sürücülerin sıradan taksicilik yaptığını ve olaydan önce bildirimde bulunduklarını vurgulayarak beraat, olmazsa yardım etme hükümlerinin uygulanmasını savunmuştur. Bu ayrışma, “ücret var” tespiti kadar “bilgi ve ortak plan var mı?” sorusunun da belirleyici olduğunu gösterir.

Yani bir taksicinin, kaçak göçmen taşıması her durumda göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturmaz. Eğer taksici, göçmenlerin yasadışı olduğunu bilerek hareket ediyorsa ve plandan haberdarsa o zaman göçmen kaçakçılığı suçunu işlemiş olduğu değerlendirilebilir.

Maddi menfaat amacı nasıl ispatlanır?

Maddi menfaat elde etme amacı, suçun özel kast unsurudur. Menfaatin gerçekten alınmış olması şart değildir; amaç ve bu amaçla icraya başlanması yeterlidir. Bu nedenle kollukta para ele geçmemesi veya ödeme henüz yapılmamış olması kendiliğinden beraat sonucu doğurmaz. Ancak yardımın insani, ailevi veya karşılıksız olduğuna ilişkin makul açıklama varsa savcılık, çıkar amacını somut delille göstermelidir.

Maddi çıkar şu biçimlerde ortaya çıkabilir:

  • taşıma veya rehberlik ücreti;
  • kişi başına kararlaştırılmış ödeme;
  • organizatörün sürücüye vaat ettiği günlük ücret;
  • araç, konaklama veya tekne kullanım bedeli;
  • kayıt dışı işçilikten sağlanan vergi, sigorta, ücret ve tazminat avantajı;
  • doğrudan para alınmasa bile başka bir ekonomik yarar.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.02.2025 tarihli kararında sanıkların ikrar içeren savunmaları, taşıma karşılığı alındığı belirtilen 21.375 TL ve 4.685 TL’nin teslim edilmesi, göçmenlerin İtalya’ya gitmek için kişi başı 7.000–9.000 Avro üzerinden anlaştıklarını söylemeleri ve sanığın telefonuna konum gönderilmesi birlikte değerlendirilmiştir. Polis gelince dağılan kişilerden bir bölümünün taksiyle yeniden alınması da organizasyonun devamına ilişkin davranış olarak görülmüştür. Burada para, beyan, dijital veri ve fiil sonrası davranış birbirini doğrulamıştır. (Yargıtay 4. CD, E. 2024/12151, K. 2025/1744, 03.02.2025.)

Buna karşılık sadece yabancıların bilette veya yolcu listesinde görünmemesi menfaat amacını göstermeyebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, resmî tanıtım belgesi bulunmayan ve otobüs yolcu listesine yazılmayan kişiler nedeniyle verilen mahkûmiyetleri kaldıran BAM beraatini onamıştır. Yayımlanan karar gerekçesi kısa olmakla birlikte sonuç, kimlik ve yolcu listesi eksikliğinin kişiselleştirilmiş kast ve menfaat delilinin yerini tutmadığı yönünde ihtiyatlı okunmalıdır. (Yargıtay 4. CD, E. 2023/13492, K. 2025/6392, 09.04.2025.)

Göçmen kaçakçılığı suçu nasıl tespit edilir ve nasıl ispatlanır?

Göçmen kaçakçılığı Yargıtay kararları, tek tip bir “yeterli delil” listesi kurmaz. Delillerin birbirini tamamlaması aranır. En güçlü dosyalarda maddi olay, sanığın bilgi ve amacı ile organizasyondaki rolü ayrı ayrı ispatlanır.

Göçmen anlatımı ve teşhis

Göçmenlerin nerede, kimle ve ne kadar bedelle anlaştıkları; sanığı hangi aşamada gördükleri; sürücünün ne söylediği; güzergâhı ve teslim planını bilip bilmediği hakkındaki anlatımları merkezi önemdedir. Fakat beyanın sanığa özgülenmesi, tercüman ve usul güvencelerine uyulması, çelişkilerin açıklanması ve mümkünse başka delillerle doğrulanması gerekir.

On altı kişinin sınır geçişinden sonra çadırda tutulduğu ve minibüsle taşındığı dosyada beraatin bozulmasının nedeni, göçmenlerin yalnız “bizi bu araç taşıdı” demesi değildir. Minibüsün organizatör tarafından bulunduğunu ve sürücünün kolluk karşısında gerçek dışı bir biniş noktası söylemelerini istediğini anlatmaları, sanığın organizasyon bilgisini de göstermiştir. (Yargıtay 4. CD, E. 2024/1294, K. 2025/6710, 15.04.2025.)

Canlı teşhis de tek başına değil, olay tutanağı ve dijital incelemeyle birlikte güçlüdür. Beş kişilik bir otomobilde on göçmenin taşındığı olayda, usulüne uygun canlı teşhis tutanakları ve CMK m.134 uyarınca hazırlanan dijital inceleme bilirkişi raporları mahkûmiyet delilleri arasında sayılmıştır. (Yargıtay 4. CD, E. 2025/4309, K. 2025/12181, 01.07.2025.)

HTS, baz ve telefon verileri

HTS kaydı, iki numaranın görüştüğünü; baz kaydı ise yaklaşık konumunu gösterebilir. Bu veriler hattın fiilî kullanıcısı, konuşmanın bağlamı ve olayla zaman-mekân örtüşmesi kurulmadan suçun bütün unsurlarını tek başına ispatlamaz.

İki küçük otobüste toplam 96 kişinin taşındığı dosyada sürücüler, kendilerine işi veren kişiyi duruşmada teşhis etmiş; tanık anlatımı aynı kişiyi göstermiş; sanık ve diğer faillerin olay günü ve öncesindeki irtibatları HTS kayıtlarıyla, güzergâhtaki hareketleri baz kayıtlarıyla doğrulanmıştır. Aynı telefonda bağlantılı kişilere ait hatların kullanılması ve araçların organizasyon içindeki kişiye ait olması da zincire eklenmiştir. Mahkûmiyet, yalnız görüşme kaydına değil, sürücü anlatımı–teşhis–tanık–telefon–araç bağının tamamına dayanmıştır. (Yargıtay 4. CD, E. 2023/13466, K. 2023/22224, 09.10.2023.)

Telefon verisinin yetersiz kaldığı beraat örneğinde ise tam tersi görülür. Sanık adına kayıtlı hattın başka biri tarafından kullanıldığı savunulmuş; sık görüşülen kişiler fiilî kullanıcıyı veya sanığı tanımamış; iddia edilen kullanıcı yurt dışında olduğu için dinlenememiş; diğer sanık da bu sanıkla suça katıldığını doğrulamamıştır. Üstelik olay yerinden kaçan kişinin sanık olduğuna dair teşhis yapılamamıştır. Daire beraati onarken özellikle:

“olay anında kolluk görevlilerinden kaçan kişinin sanık olduğuna dair bir tespitin yapılamamış olması”

olgusunu vurgulamıştır. (Yargıtay 4. CD, E. 2022/17459, K. 2023/19983, 15.06.2023.)

Bu iki karar birlikte okunduğunda kural açıktır: Telefon aboneliği başlangıç noktasıdır; fiilî kullanıcıyı ve suç planını gösteren doğrulayıcı bağ kurulmadıkça sonuç noktası değildir.

Güzergâh, zaman, araç ve hayatın olağan akışı

Doğrudan beyan bulunmayan dosyalarda yer, saat, güzergâh ve taşıma koşulları bilgi ve amaç hakkında güçlü emareler yaratabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2025 tarihli kararında 32 Suriye vatandaşı iki minibüsle gece İstanbul’dan Ezine yakınındaki ormanlık alana taşınmış; grup sahile yaklaşık 7,3 kilometre ve iki saatlik yürüme mesafesinde bırakılmıştır. Şoförler bir günlük iş için 1.000’er TL almayı kabul etmiş; biri jandarmayı görünce kaçmış, diğeri telefonunu ve parasını gizlemiştir. Araçlar aynı kişiye aittir.

Göçmenler yakalanmadığı için beyanları alınamamış, tekneler veya can yelekleri de bulunmamıştır. Buna rağmen çoğunluk; gece taşımayı, ıssız kıyı güzergâhını, grubun sayısını, ücreti, kaçma/gizleme davranışlarını ve araç bağını bir bütün olarak yeterli görmüştür. Sanıkların bu kişileri “tarım işçisi veya turist” sanmalarının hayat tecrübelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. (Yargıtay CGK, E. 2022/206, K. 2025/106, 05.03.2025.)

Karşı oy ise yabancıların yakalanmaması nedeniyle kimlik, statü ve yurt dışına çıkış amaçlarının kesinleştirilemediğini; ülke içi taşımanın tek başına suç olmadığını savunmuştur. Karşı oyda mahkûmiyet için “gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması” gerektiği belirtilmiştir. Aynı olguların çoğunlukça tamamlayıcı emareler, karşı oyca ise olasılık olarak görülmesi, dolaylı delilli dosyalarda gerekçenin neden ayrıntılı kurulması gerektiğini gösterir.

İkrar, para ve fiil sonrası davranış

İkrar tek başına değil, doğrulayıcı maddi bulgularla birlikte değerlidir. Taşıma ücretinin teslimi, telefona gelen konum, göçmenlerin ödeme anlatımı, kolluk geldiğinde kişileri tekrar toplama, kaçma veya telefonu saklama gibi davranışlar suç bilincine ilişkin çıkarımı güçlendirebilir. Ancak susma, çelişki veya kaçma davranışı tek başına mahkûmiyetin temeli yapılamaz; bunların olayın diğer delilleriyle anlam kazanması gerekir.

Nitelikli hâller: hayati tehlike ve onur kırıcı muamele

TCK m.79/2, suçun kişilerin hayatı bakımından tehlike oluşturması veya onur kırıcı muameleyle işlenmesi hâlinde cezayı yarısından üçte ikisine kadar artırır. İki bent birbirinden ayrıdır. Aşırı kalabalık her olayda otomatik olarak hem hayati tehlike hem onur kırıcı muamele sayılamaz; her artırımın maddi temeli ayrıca açıklanmalıdır.

Hayati tehlike hangi olgularla kanıtlanır?

En açık örnek deniz kazasıdır. Sekiz Irak vatandaşının, tekne kullanmayı yeni öğrenen kaptanla altı kişilik küçük fiber teknede ve elverişsiz havada Kos’a götürülmeye çalışıldığı olayda tekne batmış; dört kişi ölmüş, bir çocuk kaybolmuş, üç kişi hayati tehlike geçirmiştir. Otopsi raporları, meteoroloji verileri, bilirkişi raporları, HTS/baz kayıtları, teşhis ve sanık anlatımları organizasyonla tehlike arasındaki bağı kurmuştur. Teknenin iç denizde en fazla altı kişilik olduğu, 1–1,5 metrelik dalgada dokuz kişiyle açıldığı, can yeleği bulunmadığı ve ehil kaptan olmadığı saptanmıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2021/5105, K. 2023/845, 16.03.2023.)

Bu dosyada göçmen kaçakçılığı cezası yönünden m.79/2-a uygulanmış; ayrıca ölüm ve yaralanmalar nedeniyle bağımsız suç sorumluluğu tartışılmıştır. Daire, ölüm sonucu bakımından bilinçli taksir yerine olası kastla öldürmenin gündeme gelebileceğini belirterek ilgili hükmü bozmuştur. Dolayısıyla m.79/2-a, ölüm veya yaralama suçlarını her durumda tüketen bir hüküm değildir.

Karşı örnek, iki adet 15 kişilik araçta toplam 96 kişinin taşındığı dosyadır. Bölge adliye mahkemesi, araçların aşırı doldurulmasını onur kırıcı muamele kabul etmiş; fakat olay yeri tutanağında, göçmen beyanlarında veya başka bulguda somut hayati tehlike tespiti olmadığı için m.79/2-a’yı uygulamamıştır. Yargıtay bu ayrımı hukuka uygun bulmuştur. (Yargıtay 4. CD, E. 2023/13466, K. 2023/22224, 09.10.2023.)

Onur kırıcı muamele hangi taşıma koşullarında kabul ediliyor?

Onur kırıcı muamele, insanı eşya gibi istifleyen, asgari hareket, hava, oturma ve güvenlik imkânını kaldıran taşıma düzeninde gündeme gelir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 15 kişilik araçlardan birine 50, diğerine 46 kişinin doldurulmasını; kapasitenin üç katından fazla kişi taşınması nedeniyle onur kırıcı saymıştır. Kararda kişilerin araçlara “tıka basa” doldurulması vurgulanmıştır. (Yargıtay 4. CD, E. 2023/13466, K. 2023/22224, 09.10.2023.)

Başka bir olayda dört koltuklu kapalı Ford Transit içinde kişilerin bir kısmı koltukta, diğerleri kasa bölümünde yerde ve eşyaların üzerinde taşınmıştır. Kararın somut tespiti şöyledir:

“göçmenlerin bir kısmının koltukta diğerlerinin ise kasa kısmında yerde ve eşyaların üzerinde oturduklarının anlaşılması”

(Yargıtay 4. CD, E. 2023/13093, K. 2025/1842, 04.02.2025.)

Beş kişilik otomobilde on kişinin taşındığı bir olayda da Yargıtay onur kırıcı muamele artırımının uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Ancak sanık aleyhine temyiz olmadığı için uygulanmayan artırım bozma nedeni yapılamamıştır. (Yargıtay 4. CD, E. 2025/4309, K. 2025/12181, 01.07.2025.)

Bu kararlar, yalnız kişi sayısının değil aracın türü, koltuk/kasa düzeni, yolculuğun süresi ve koşullarının fotoğraf, tutanak ve bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiğini gösterir.

Beraat veya bozma hangi gerekçelerle veriliyor?

Sanık ile fiil arasında güvenilir bağ kurulamaması

En tipik göçmen kaçakçılığı beraat nedeni, olayın varlığına rağmen failin kimliğinin veya rolünün kesinleştirilememesidir. Telefon hattının sanık adına kayıtlı olması, hattı onun kullandığını ve konuşmaların suç planına ilişkin olduğunu göstermez. Kaçan kişinin teşhis edilmemesi, bağlantılı kişilerin sanığı tanımaması ve diğer sanığın iştiraki doğrulamaması hâlinde beraat mümkündür. (Yargıtay 4. CD, E. 2022/17459, K. 2023/19983, 15.06.2023.)

Benzer biçimde Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.05.2025 tarihli kararında kolluk, araç içinde dört-beş yabancı görmüş; daha sonra bazı kişiler yakalanmıştır. Fakat araç içindekilerin kimlikleri tespit edilmemiş, yakalananların aynı kişiler olduğu doğrulanmamış, soruşturmada beyan ve teşhis alınmamıştır. Daire şu nedenle mahkûmiyeti bozmuştur:

“sübuta yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı” (Yargıtay 4. CD, E. 2023/7619, K. 2025/9712, 22.05.2025.)

Buradaki eksiklik yalnız nicelik değil, kimlik zinciridir: Araçtaki kişiler kimdi, sonradan yakalananlarla aynı mıydı, statüleri neydi, sanığı teşhis ediyorlar mıydı ve sanık onların yasa dışı durumunu biliyor muydu? Bu sorular cevapsız kalınca genel kolluk izlenimi mahkûmiyet standardına ulaşmamıştır.

Kanunî unsurun bulunmaması: kişinin kendi ülkesine dönüşü

Bazen beraat delil yetersizliğinden değil, isnat edilen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamasından kaynaklanır. Azerbaycan vatandaşı kişinin kendi ülkesine dönmek için aracın bagajında saklandığı olayda Yargıtay 18. Ceza Dairesi, kişinin vatandaşlığı bulunan devlete dönüşünün TCK m.79 kapsamındaki suçun konusunu oluşturmadığını kabul etmiştir. (Yargıtay 18. CD, E. 2020/970, K. 2020/7492, 16.06.2020.)

Aynı yaklaşım 2025 yılında dört Nahçıvan/Azerbaycan vatandaşının aracın kasa kısmında kendi ülkelerine geçmeye çalıştığı olayda tekrarlanmıştır. Mahkûmiyet kanun yararına bozulmuş ve Yargıtay doğrudan CMK m.223/2-a uyarınca beraat vermiştir:

“söz konusu göçmenlerin … suçun konusunu oluşturmadığından … yasal unsurlarının oluşmadığı” (Yargıtay 4. CD, E. 2024/11873, K. 2025/2922, 18.02.2025.)

Bu sonuç, her yasa dışı sınır geçişine yardımın otomatik olarak göçmen kaçakçılığı suçu olmadığına dair önemli ve dar bir istisnadır. Başka suçlar veya idari ihlaller somut olaya göre ayrıca değerlendirilebilir.

Maddi menfaat ve bilme unsurunun ispatlanamaması

Sanığın yabancıyı taşıması tek başına yeterli değildir. Taşımanın yasa dışı kalış veya geçişi kolaylaştırdığı, sanığın bunu bildiği ve maddi yarar amacı taşıdığı kanıtlanmalıdır. Otobüste kimliksiz ve yolcu listesinde bulunmayan yabancılar bulunması üzerine verilen beraatin onanması, bu noktada önemlidir. Kararın gerekçesi ayrıntılı olmadığı için geniş bir kural çıkarmak doğru olmaz; fakat en azından kimlik belgesi yokluğu ile bilet/liste usulsüzlüğünün tek başına özel kastı kanıtlamadığı anlaşılmaktadır. (Yargıtay 4. CD, E. 2023/13492, K. 2025/6392, 09.04.2025.)

Bunun karşısında, şoförün göçmenlere kolluğa yalan söylemelerini öğretmesi, organizatörün seçtiği araçla uzun güzergâhta taşıma yapması ve beyanların ayrıntılı biçimde örtüşmesi hâlinde beraat bozulmuştur. (Yargıtay 4. CD, E. 2024/1294, K. 2025/6710, 15.04.2025.) Bu iki karar birlikte okunduğunda, beraat için “para yakalanmadı” demek kadar mahkûmiyet için “araçta yabancı vardı” demek de yetersizdir.

Hata savunması ve geçici koruma tartışması

Sanık, taşıdığı veya çalıştırdığı kişilerin yasal statüde olduğunu düşündüğünü ileri sürebilir. Bu savunma otomatik kabul edilmez. Mahkeme; failin bilgi düzeyini, işini, eğitimini, sosyal çevresini, yabancıların sunduğu belgeleri, ücret ve çalışma düzenini, organizatörle irtibatı ve davranışın açıkça şüphe uyandırıp uyandırmadığını araştırmalıdır.

Afgan işçilerin taş ocağında çalıştırıldığı 2025 tarihli bağlantılı kararlarda çoğunluk, işletmecinin ve işçileri getiren kişinin bilgi sahibi olduğunu; göçmen anlatımları ve sanık beyanlarının bunu doğruladığını kabul ederek mahkûmiyetleri onamıştır. Karşı oylar ise yabancıların çalışma izinleri bulunduğunu söylediklerini ve sanıkların sosyal koşullarında bu yanılgının kaçınılmaz sayılabileceğini savunmuştur. (Yargıtay 4. CD, E. 2024/6774, K. 2025/5871; E. 2024/7351, K. 2025/5872, 26.03.2025.)

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16.04.2025 tarihli kararında da çoğunluk, yasa dışı kaldığını bildiği kişiyi kayıt dışı çalıştırmanın ve ülke içinde taşınmasına aracılık etmenin dolaylı menfaat sağladığını kabul ederek ceza verilmesine yer olmadığı kararını bozmuştur. Karşı oy, geçici koruma rejimi ve yaygın çalışma olgusu nedeniyle kaçınılmaz hata bulunduğunu savunmuştur. (Yargıtay 4. CD, E. 2024/3621, K. 2025/6886, 16.04.2025.)

Bu alanda muhalefet görüşleri önemlidir; ancak çoğunluk kararı gibi sunulmamalıdır. Uygulamadaki baskın sonuç, sanığın yasa dışı statüyü bildiğinin ve kayıt dışı emekten ekonomik avantaj sağladığının somutlaştırıldığı dosyalarda mahkûmiyet yönündedir.

Hazırlık hareketi, teşebbüs ve tamamlanmış suç ayrımı

Kanun, suç teşebbüs aşamasında kalsa bile tamamlanmış gibi ceza verilmesini öngörür. Bu hüküm, örneğin göçmenler sınırı geçemeden yakalansa veya tekne hareket etmeden müdahale edilse de cezanın tamamlanmış suça göre kurulabilmesini sağlar. Fakat her belirsiz hazırlık veya şüpheli yolculuk suç değildir. Failin seçimlik hareketlerden birinin icrasına maddi menfaat amacıyla başladığı gösterilmelidir.

32 kişinin sahile yakın ormanlık alana bırakıldığı 2025 tarihli Ceza Genel Kurulu kararında çoğunluk, taşımanın yasa dışı çıkışa imkân sağlama fiilinin icrası içinde olduğunu kabul etmiştir. Karşı oy ise kişiler yakalanmadığı ve çıkış planı kesinleşmediği için eylemlerin hazırlık niteliğinde kalmış olabileceğini savunmuştur. (Yargıtay CGK, E. 2022/206, K. 2025/106, 05.03.2025.) Dolayısıyla “teşebbüs tamamlanmış gibi cezalandırılır” cümlesi, ispat yükünü ortadan kaldırmaz; yalnız icraya başlandığı kanıtlandıktan sonra cezanın belirlenme biçimini değiştirir.

Şoför, araç sahibi ve organizatör bakımından suça iştirak hususu

Şoförün “sadece aracı kullandım” savunması rolün otomatik olarak yardım etme sayılmasını sağlamaz. Sürücü; planı biliyor, kişileri teslim zincirinin kritik noktasına götürüyor ve taşıma olmadan suç planı gerçekleşemiyorsa müşterek fail kabul edilebilir. Serçe Limanı dosyasında Ceza Genel Kurulu, taşımanın icrası üzerindeki ortak hâkimiyet nedeniyle taksicileri yardım eden değil fail olarak değerlendirmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2020/270, K. 2023/620, 22.11.2023.)

Buna karşılık araç sahibi olmak da tek başına faillik değildir. Aracın kim tarafından, hangi anlaşmayla, ne zaman ve ne amaçla verildiği; sahibin organizatör ve sürücülerle iletişimi; araç üzerinde fiilî hâkimiyeti ve ekonomik yararı araştırılmalıdır. İki minibüsün aynı kişiye ait olması, şoför ücretleri ve bırakma noktasıyla birleştiğinde mahkûmiyet zincirinin parçası olabilir; tek başına yeterli bir formül değildir.

Birden fazla kişi birlikte hareket etmişse TCK m.79/3 uyarınca ceza yarısına kadar artırılabilir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde artırım yarıdan bir kata kadardır. “Birlikte işleme” ile “örgüt” aynı değildir; örgüt için süreklilik, yapı, amaç etrafında birleşme ve elverişli üye/araç ilişkisi gibi örgüt suçuna özgü koşullar ayrıca kanıtlanmalıdır.

Birden fazla sevkiyat: ayrı suç mu, zincirleme suç mu olur?

Farklı tarihlerde tekrarlanan taşımalarda her sevkiyat için ayrı suç mu kurulacağı, yoksa TCK m.43 uyarınca zincirleme suç hükümlerinin mi uygulanacağı dosyanın planına bağlıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 31.12.2024 tarihli kararında çoğunluk, farklı tarihlerdeki birden fazla eylem için ayrı cezaları onamıştır. Karşı oy; birkaç günlük aralıklarla, aynı plan altında ve hukuki kesinti olmadan işlenen eylemlerde tek cezanın zincirleme suç artırımına tabi tutulması gerektiğini savunmuştur. (Yargıtay 4. CD, E. 2021/43105, K. 2024/18100, 31.12.2024.)

Bu nedenle sevkiyatların tarihleri, aynı organizatör ağı, aynı araçlar, aynı suç planı, araya giren soruşturma veya yakalama gibi hukuki kesintiler ve her eylemde yenilenen irade ayrı ayrı belirlenmelidir.

Mahkûmiyet ve beraat ölçütlerinin karşılaştırması

İncelenen noktaMahkûmiyeti güçlendiren olgularBeraat veya bozmayı güçlendiren olgular
Sanığın kimliği ve rolüUsulüne uygun teşhis, birbiriyle uyumlu beyan, olay anı görüntüsü, fiilî telefon kullanımıHattın yalnız sanık adına kayıtlı olması, teşhis yokluğu, kaçan kişinin kimliğinin belirlenememesi
Yasa dışı amacı bilmeGece/ıssız sınır veya sahil güzergâhı, gizli teslim, kolluğa yalan söyleme talimatı, kaçma veya delil gizlemeOlağan şehir içi/şehirler arası taşıma görünümü, geçerli görünen belgeler, amacı gösteren iletişim veya davranış bulunmaması
Maddi menfaatÖdeme, vaat, para teslimi, kişi başı bedel, kayıt dışı emekten maliyet avantajıKarşılıksız yardım olasılığı, ekonomik yararın varsayıma dayanması, ödeme ve amaç bağının kurulamaması
Göçmen anlatımıAyrıntılı, tutarlı, sanığa özgü ve diğer delillerle doğrulanan beyanBeyan alınmaması, çelişki, usulsüz teşhis veya sanıkla bağ kurmayan genel anlatım
Dijital delilHTS/baz/konumun olay zamanı, rota ve tanıklarla örtüşmesiAbone–fiilî kullanıcı ayrımının çözülememesi, içeriği ve bağlamı belirsiz iletişim
Nitelikli hâlKapasitenin çok aşılması, kapalı kasa, yerde/eşya üzerinde taşıma; tehlike için uzman/sağlık/meteoroloji bulgusuSoyut “kalabalık” tespiti; hayati tehlikeyi gösteren tutanak, beyan veya bilirkişi bulgusunun olmaması

Tablo bir delil puanlama sistemi değildir. Ceza yargılamasında deliller serbestçe fakat akla, bilime ve hukuka uygun biçimde değerlendirilir; mahkûmiyet, ihtimale değil her türlü makul şüpheden uzak ispata dayanmalıdır.

Dosyada hangi sorular mutlaka araştırılmalıdır?

Bir soruşturma veya kovuşturmada aşağıdaki sorular, suçun maddi olayı ile sanığın kastını birbirinden ayırmaya yardımcı olur:

  1. Taşınan kişilerin kimliği, vatandaşlığı, giriş/ikamet/çalışma durumu ve seyahat izinleri resmî kayıtlardan doğrulandı mı?
  2. Kişilerin gerçek hedefi neydi; başka ülkeye geçiş mi, Türkiye’de kalış mı, yoksa olağan yurt içi seyahat mi?
  3. Sanık bu amacı nereden biliyordu? Göçmen beyanı, mesaj, arama, konum, teslim talimatı veya önceki ilişki var mı?
  4. Ödeme kime, ne zaman ve hangi iş için yapıldı? Ele geçen parayla isnat arasında bağ kuruldu mu?
  5. Telefon hattının abonesi ile fiilî kullanıcısı aynı kişi mi? HTS/baz verisi tanık, kamera veya araç hareketiyle doğrulanıyor mu?
  6. Teşhis usulüne uygun mu; teşhis edilen kişi olayın hangi aşamasında görülmüş?
  7. Güzergâhın olağan açıklaması var mı? Gece vakti, ıssız sahil/sınır hattı veya gizli teslim noktası neden seçilmiş?
  8. Araç kapasitesi, havalandırma, oturma düzeni, yolculuk süresi, deniz/hava koşulları ve güvenlik ekipmanı tutanak, fotoğraf ve bilirkişiyle saptandı mı?
  9. Sanığın davranışı müşterek faillik mi, yardım etme mi, yoksa suç planından bağımsız olağan bir hizmet mi?
  10. Birden fazla eylem varsa her eylemde yeni suç kararı mı var, yoksa başlangıçtaki tek plan mı sürüyor?

Bu soruların cevabı yalnız savunma için değil, iddianamenin belirli ve denetlenebilir olması için de gereklidir.

Ceza, artırımlar ve zaman bakımından uygulama

Güncel göçmen kaçakçılığı cezası, 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik sonrasında beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezasıdır. TCK m.79/2’deki hayati tehlike veya onur kırıcı muamele hâlinde ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır. Birden fazla kişiyle birlikte işlemede yarısına kadar; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlemede yarıdan bir kata kadar artırım öngörülür. Tüzel kişi faaliyeti çerçevesinde işlenirse tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirleri gündeme gelebilir.

Eski karar metinlerinde üç yıldan başlayan temel ceza görülmesinin sebebi, suç tarihi ve o tarihte yürürlükte bulunan kanun metnidir. Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında suç tarihi, sonradan yapılan değişiklikler ve lehe kanun karşılaştırması ayrıca ele alınmalıdır. Bu nedenle eski bir karardaki ceza miktarı güncel alt sınırmış gibi kullanılmamalıdır.

Adli para cezası nasıl hesaplanır?

TCK m.79’daki hapis ve adli para cezaları birbirinin alternatifi değildir; temel suçta ikisine birlikte hükmedilir. Önce bin ile on bin gün arasında adli para cezasının gün sayısı belirlenir. Artırım ve indirimler gün sayısı üzerinden uygulanır. Sonra bu sayı, TCK m.52 uyarınca kişinin ekonomik ve şahsi koşullarına göre belirlenen bir günlük miktarla çarpılır. 12.10.2026 itibarıyla yerel konsolide metinde günlük miktar 100 TL ile 500 TL arasındadır. Örneğin hiçbir artırım veya indirim yapılmadan 1.000 gün ve 100 TL günlük değer belirlenirse sonuç 100.000 TL olur. Bu yalnız hesaplama yöntemini gösteren örnektir; somut ceza değildir.

Kararda gün sayısı ile bir günlük miktarın ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Günlük miktar, taksit ve ödeme sonuçları zaman içinde değişebileceğinden olay ve karar tarihindeki metin ayrıca kontrol edilmelidir.

Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Yalnız TCK 79 kapsamında açılan davada görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Bunun nedeni, suçun temel şeklindeki hapis cezasının üst sınırının sekiz yıl olması ve 5235 sayılı Kanun m.14 gereğince görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenlerin hesaba katılmamasıdır. Dolayısıyla suçun birden fazla kişiyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde veya TCK m.79/2’deki koşullarla işlendiği iddiası, tek başına dosyayı ağır ceza mahkemesine taşımaz. İnsan ticareti, kasten öldürme veya ağır cezanın görevine giren başka bir bağımsız suç da isnat edilmişse görev, bağlantı ve sevk maddelerine göre ayrıca değerlendirilir.

Yetki, görevden farklıdır. CMK m.12 uyarınca kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, zincirleme suçta son suçun işlendiği yer esas alınır. Suç yerinin belirlenemediği dosyada yakalama yeri, yerleşim yeri veya ilk usul işleminin yapıldığı yer gibi CMK m.13’teki tamamlayıcı kurallar gündeme gelir. Bu ayrım özellikle farklı şehirlerde başlayan taşıma ve sınır hattında tamamlanması planlanan organizasyonlarda önemlidir.

Şikâyet, uzlaşma ve etkin pişmanlık

Göçmen kaçakçılığı şikâyete bağlı değildir; savcılık yeterli şüphe doğuran olguyu öğrendiğinde resen soruşturma yürütür. Taşınan kişinin şikâyetçi olmaması veya daha sonra şikâyetinden vazgeçmesi kamu davasını kendiliğinden düşürmez. Suç, CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamına da alınmamıştır.

TCK m.79’da bu suça özgü bir etkin pişmanlık hükmü yoktur. Bu nedenle failin sonradan yardım etmesi, kişilerin yerini göstermesi veya organizasyon hakkında bilgi vermesi otomatik ve önceden belirlenmiş bir ceza indirimi yaratmaz. Bununla birlikte bu davranışların başka bir suç, örgüt hükümleri, takdiri indirim veya cezanın belirlenmesi bakımından sonuç doğurup doğurmayacağı dosyadaki isnatlara göre ayrıca incelenir.

Göçmen kaçakçılığı katalog suç mudur; tutuklama zorunlu mudur?

Evet. TCK m.79, CMK m.100/3-a-2’de tutuklama nedeni varsayılabilen katalog suçlar arasında sayılmıştır. Fakat katalogda bulunmak otomatik tutuklama anlamına gelmez. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunmalı; tutuklama ölçülü olmalı ve kararın gerekçesinde kaçma, delil karartma veya katalog suç düzenlemesi somut dosyayla ilişkilendirilmelidir. Adli kontrolün neden yetersiz kalacağı da değerlendirilmelidir.

Bu nedenle yalnız “araçta yabancı bulundu” veya “telefon görüşmesi var” tespiti, hem mahkûmiyet hem tutuklama bakımından kendi kendine yeterli bir gerekçe değildir. Şüpheli ya da yakını bakımından koruma tedbirinin hukuka uygunluğu ayrıca incelenmelidir; genel usul için tutukluluğa itiraz rehberine de bakılabilir.

Dava zamanaşımı kaç yıldır?

TCK m.79’un sekiz yıllık üst sınırı nedeniyle olağan dava zamanaşımı TCK m.66/1-d uyarınca 15 yıldır. Süre kural olarak tamamlanmış suçta fiilin işlendiği; teşebbüste son hareketin yapıldığı, zincirleme suçta son suçun işlendiği gün başlar. Savcı huzurunda ifade, tutuklama kararı, iddianame ve mahkûmiyet gibi TCK m.67’de sayılan işlemler zamanaşımını kesebilir. Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve toplam süre en fazla yarısı kadar uzayabilir. Bu nedenle “olayın üzerinden 15 yıl geçti” tespiti, kesilme ve durma nedenleri incelenmeden tek başına yeterli değildir.

HAGB, erteleme ve hapis cezasının paraya çevrilmesi mümkün mü?

Bu üç kurumun eşikleri farklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi kural olarak sonuç hapis cezasının iki yıl veya daha az olmasını; kısa süreli hapsin seçenek yaptırıma çevrilmesi ise kural olarak bir yıl veya daha az hapis cezasını gerektirir. Güncel TCK m.79/1’de hapis cezasının alt sınırı beş yıldır ve teşebbüs, tamamlanmış suç gibi cezalandırılır. Bu nedenle yetişkin failin temel suçtan olağan indirimlerle mahkûm edildiği tipik dosyada “HAGB olur”, “ceza ertelenir” veya “hapis paraya çevrilir” biçimindeki genel ifadeler doğru değildir.

Bununla birlikte sonuç ceza; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, iştirak biçimi, şahsi indirimler ve olay tarihinde yürürlükte bulunan lehe kanun gibi nedenlerle kişiye özgü belirlenir. HAGB bakımından ayrıca CMK m.231’deki sabıka, yeniden suç işlememe kanaati ve zarar koşulları; erteleme bakımından TCK m.51’deki ek şartlar araştırılır. Bu nedenle yalnız suç adından hareketle kesin sonuç verilemez. “Ne kadar yatar?” sorusu da hükmedilen sonuç ceza, suç tarihi, mahsup, infaz rejimi ve hükümlünün durumuna göre değiştiğinden ayrı bir infaz hesabı gerektirir.

Göçmen kaçakçılığı ile insan ticareti arasındaki fark nedir?

TCK m.79’da ayırt edici amaç, yasa dışı giriş, kalış veya çıkışa imkân sağlayarak maddi menfaat elde etmektir. TCK m.80’de ise zorla çalıştırma, hizmet ettirme, fuhuş, esaret veya organ verilmesini sağlama gibi sömürü amaçları ile tehdit, baskı, cebir, şiddet, nüfuzu kötüye kullanma, kandırma ya da çaresizlikten yararlanma gibi araçlar öne çıkar. İnsan ticaretinde bu araçlarla elde edilen rıza geçersizdir; çocuklarda sömürü amacıyla hareket edildiğinde araç fiillerin ayrıca kullanılması aranmaz.

İki suçun fiilleri bazen aynı olayda kesişebilir. Kişinin sınır geçişine rıza göstermesi her durumda dosyanın yalnız TCK m.79 kapsamında kalacağı anlamına gelmez; sömürü amacı ve TCK m.80’deki araç fiiller varsa insan ticareti ayrıca tartışılır. Buna karşılık her düzensiz sınır geçişi de insan ticareti değildir. Nitelendirme, taşımanın ardındaki amaç ve kişinin üzerindeki kontrol biçimi üzerinden yapılmalıdır.

Araç müsaderesi ve tüzel kişi hakkında tedbir uygulanır mı?

Suçta kullanılan aracın akıbeti otomatik değildir. TCK m.54 uyarınca araç iyi niyetli üçüncü kişiye ait değilse ve suçun işlenmesinde kullanılmış veya suça tahsis edilmişse müsadere gündeme gelebilir. Buna rağmen müsaderenin suça göre daha ağır ve hakkaniyete aykırı sonuç doğurması hâlinde mahkeme müsadereye hükmetmeyebilir. Araçtaki mülkiyet, fiilî kullanım, sahibin bilgisi ve iyi niyeti somut delille belirlenmelidir.

TCK m.79/4, suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmesini öngörür. Bu, şirketin gerçek kişiler gibi hapis cezası alması demek değildir. Şartları varsa TCK m.60 kapsamındaki izin iptali ve müsadere tedbirleri tartışılır; tedbirin fiile kıyasla aşırı sonuç doğurup doğurmadığı da gözetilir.

Sonuç

TCK 79 uygulamasında mahkûmiyetin omurgası üç ayrı ispat halkasından oluşur: yasa dışı giriş, kalış veya çıkışa imkân sağlayan somut fiil; failin bunu bildiğini gösteren olgular; doğrudan ya da dolaylı ekonomik çıkar amacı. Yargıtay, bu halkalar göçmen anlatımı, teşhis, para, iletişim, konum, güzergâh ve araç koşullarıyla birbirini doğruladığında mahkûmiyeti onamaktadır. Doğrudan delil bulunmayan bazı olaylarda da emareler zinciri yeterli görülebilir; fakat her emarenin hangi unsuru ispatladığı kararda gösterilmelidir.

Beraat veya bozma ise çoğunlukla kişi–fiil bağının kurulamaması, teşhis ve beyan eksikliği, telefonun fiilî kullanıcısının belirlenememesi, özel kastın varsayılması ya da kanunî unsurun hiç bulunmaması hâllerinde ortaya çıkar. Kişinin kendi vatandaşlığı bulunan ülkeye götürülmesi örneğinde olduğu gibi bazı beraatler delil zayıflığından değil, tipikliğin yokluğundan kaynaklanır. Kayıt dışı çalıştırma ve geçici koruma bağlamında ise çoğunluk kararları ile hata savunmasını öne çıkaran karşı oyların dikkatle ayrılması gerekir.

Son tahlilde, göçmen kaçakçılığı suçu bakımından ne “araçta yabancı bulunması” tek başına mahkûmiyete ne de “para ele geçmemesi” tek başına beraate yeterlidir. Sonucu, delillerin sanığın bilgisi, amacı ve somut katkısıyla kurduğu bütünlük belirler.

Kaynaklar

Yorum yaz