
İçindekiler
- 1. Giriş
- 2. Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu kanuni tanımı
- 3. Suçun oluşması için aranan şartlar
- 3.1. 1. Rehinli, hacizli veya elkonulmuş bir mal bulunmalıdır
- 3.2. 2. Teslim yetkili kamu makamınca ve usulüne uygun yapılmalıdır
- 3.3. Yedieminlik görevi ne zaman başlar ve ne zaman biter?
- 3.4. 3. Fail, malın resmen teslim edildiği kişi olmalıdır
- 3.5. 4. Teslim amacı dışında tasarruf bulunmalıdır
- 3.6. 5. Birinci fıkra kasten, üçüncü fıkra özen ihlaliyle işlenir
- 4. Yedieminliği Suistimal Suçu Cezası ve TCK 289 Cezası
- 5. Malın geri verilmesi cezayı nasıl etkiler?
- 6. Malın yedieminin kendisine ait olması sonucu değiştirir mi?
- 7. Yalnızca malın yerinde bulunmaması suç için yeterli midir?
- 8. Haczin kalkması ceza sorumluluğunu etkiler mi?
- 9. Suç nasıl ispatlanır?
- 10. Suç ne zaman tamamlanır; teşebbüs ve iştirak mümkün müdür?
- 11. TCK 289 şikayete tabi mi ve uzlaşma mümkün mü?
- 12. Yedieminliği suistimal suçunda önödeme uygulanır mı?
- 13. Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
- 14. Karara karşı itiraz, istinaf veya temyiz yolu açık mıdır?
- 15. TCK 289 zamanaşımı süresi nedir?
- 16. Hapis cezası ertelenebilir veya adlî para cezasına çevrilebilir mi?
- 17. TCK m.289 ile benzer suçlar arasındaki fark
- 18. Uygulamada yapılması gereken ilk kontrol
- 19. Sık Sorulan Sorular
- 19.1. Yedieminliği Suistimal Suçu nedir?
- 19.2. Yedieminlik görevi kendiliğinden sona erer mi?
- 19.3. Yediemine bırakılan mal satılabilir mi?
- 19.4. Malı teslim etmemek her durumda suç mudur?
- 19.5. Mal sahibi kendi hacizli aracını kullanırsa ne olur?
- 19.6. Şikâyet geri çekilirse dava düşer mi?
- 19.7. Mal geri verilirse dosya kapanır mı?
- 19.8. Haciz kalkmışsa yedieminlik sorumluluğu da biter mi?
- 19.9. Yedieminliği Suistimal Suçu bakımından itiraz süresi kaç gündür?
- 20. Son Söz
- 21. Kaynaklar
Giriş
Uygulamada yedieminliği suistimal suçu veya yedieminlik suçu diye anılan fiilin kanundaki adı, muhafaza görevini kötüye kullanma suçudur. Bir malın haciz, rehin veya elkoyma nedeniyle bir kişiye resmen muhafaza edilmek üzere bırakılması, o kişiye malı dilediği gibi kullanma yetkisi vermez. Malı satmak, devretmek, gizlemek, parçalarını sökmek veya başka bir amaçla kullanmak TCK m.289 kapsamında ceza sorumluluğu doğurabilir. Buna karşılık her teslim gecikmesi ya da her özel rehin ilişkisi bu suçu oluşturmaz. Önce yetkili bir kamu makamınca yapılmış resmî teslim, ardından da teslim amacıyla bağdaşmayan somut bir davranış bulunmalıdır.
Bu ayrım özellikle hacizli araçlar, işyerinde bırakılan makineler, yediemin depolarındaki mallar ve ceza soruşturmasında elkonulan eşya bakımından önemlidir. Dosyada haciz ve yediemin tutanağı, malın kime ve hangi şartlarla bırakıldığı, sonraki akıbeti ve iade çağrısına ilişkin belgeler birlikte incelenmeden sağlıklı bir sonuca varılamaz.
Yedieminliği suistimal suçu veya kanuni tanımıyla muhafaza görevini kötüye kullanma suçu en çok istihkaklı hacizlerde karşımıza çıkar.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu kanuni tanımı
TCK m.289, adliyeye karşı suçlar arasında yer alır. Korunan değer yalnızca malikin mülkiyeti değildir. Haciz, rehin, elkoyma ve muhafaza işlemlerinin güvenilir biçimde yürütülmesi; başka bir deyişle kamu otoritesinin verdiği muhafaza görevinin gereği gibi yerine getirilmesi korunur.
Maddenin güncel metni dört ayrı durumu düzenler:
TCK Madde 289- (1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Maddenin birinci ve üçüncü fıkraları çoğunlukla haciz sonrasında “yedieminliği suistimal” olarak anılan olaylarda gündeme gelir. Dördüncü fıkra ise ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında elkonulan eşyanın amaç dışı kullanılması için özel bir düzenlemedir.
“Yedieminliği suistimal” ile TCK m.289 aynı şey midir?
Yedieminliği suistimal suçu, TCK m.289 bakımından yerleşmiş bir uygulama ve arama dili ifadesidir; kanunun madde başlığı ise “muhafaza görevini kötüye kullanma”dır. Bu nedenle her iki ifade çoğu güncel olayda aynı suç tipini anlatmak için kullanılır. Bununla birlikte “yedieminliği suistimal” denildiğinde otomatik olarak suç oluştuğu düşünülmemelidir. Güncel TCK m.289 bakımından resmî teslim, failin muhafaza görevlisi sıfatı ve ilgili fıkrada gösterilen davranış ayrı ayrı kanıtlanmalıdır.
İnternette ve eski karar özetlerinde İcra ve İflas Kanunu’nun mülga ceza hükümlerine dayanan “yedieminlik görevini suistimal” kararları da görülebilir. Bunların suç tarihi, uygulanan kanun ve zamanaşımı hesabı güncel TCK m.289 dosyalarından farklı olabilir. Bu yüzden yalnız karar başlığına veya eski bir özetin belirttiği süreye bakılarak güncel dosya hakkında sonuç çıkarılmamalıdır.
Suçun oluşması için aranan şartlar
1. Rehinli, hacizli veya elkonulmuş bir mal bulunmalıdır
Suç konusu malın taşınmazları kapsayıp kapsamadığı doktrinde tartışmalıdır; uygulamadaki tipik dosyalar taşınır mallara ilişkindir. Araç, iş makinesi, üretim ekipmanı, ev veya işyeri eşyası ve ticari mal sık görülür. Her durumda malın yalnızca borca teminat olması yetmez. TCK m.289/1 ve 3 bakımından malın muhafaza amacıyla kişiye resmen teslim edilmiş olması gerekir.
2. Teslim yetkili kamu makamınca ve usulüne uygun yapılmalıdır
Resmî teslim, malın icra müdürlüğü, kolluk veya başka bir yetkili kamu makamı tarafından, ilgili mevzuata uygun biçimde muhafaza edilmek üzere kişiye bırakılmasıdır. Yediemin tutanağı, haciz zaptı, teslim belgesi, elkoyma kararı ve malın ayırt edici özellikleri bu unsurun ispatında önem taşır.
Özel kişiler arasındaki her teslim resmî teslim değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, banka kredisi nedeniyle araç kaydına rehin konulmasını ve aracın borçlunun elinde kalmasını tek başına TCK m.289 anlamında resmî teslim saymamıştır. Yetkili kamu makamının usulüne uygun bir teslim işlemi yoksa uyuşmazlık özel hukuk alanında kalabilir veya şartlarına göre başka bir suç tartışılabilir (Yargıtay CGK, 12.09.2024, 2022/363 E., 2024/238 K.).
Bu nedenle “mal rehinliydi” cümlesi tek başına yeterli değildir. Şu sorular cevaplanmalıdır:
- Teslimi hangi makam yaptı?
- Teslim tutanağını kim imzaladı?
- Mal hangi amaçla ve hangi yerde korunmak üzere bırakıldı?
- Yediemine yükümlülükleri anlatıldı mı?
- Malın marka, model, seri numarası, miktarı ve mevcut durumu tutanakta gösterildi mi?
Yedieminlik görevi ne zaman başlar ve ne zaman biter?
Yedieminlik görevi, malın yetkili makam tarafından muhafaza amacıyla kişiye teslim edilmesi ve kişinin bu görevi üstlenmesiyle başlar. Başlangıç bakımından haciz veya elkoyma tutanağı, teslim kaydı, imza, malın ayırt edici bilgileri ve yükümlülüklerin bildirimi belirleyicidir. Sırf malın aynı adreste bulunması ya da özel sözleşmeyle rehinli olması resmî yedieminlik görevinin başladığını göstermez.
Görev yalnız zamanın geçmesiyle veya yedieminin tek taraflı olarak “artık sorumlu değilim” demesiyle sona ermez. Somut dosyaya göre görev genellikle şu işlemlerden biriyle son bulur:
- malın icra dairesine, kolluğa veya yetkili makamın gösterdiği kişiye tutanakla iade edilmesi;
- malın usulüne uygun satışından sonra ihale alıcısına yetkili makam gözetiminde teslim edilmesi;
- yeni bir yediemin atanması ve malın fiilen, kayıt altına alınarak yeni yediemine devredilmesi;
- haciz, elkoyma veya muhafaza tedbirinin hukuken sona ermesi üzerine dosyada gerekli teslim ya da kaldırma işlemlerinin tamamlanması.
Haczin kalkmış olması ceza sorumluluğunu etkileyebilir; ancak yediemin, sicildeki bir kayda veya kendi süre hesabına dayanarak malı kendiliğinden satmamalı, kullanmamalı ya da terk etmemelidir. Malı korumak imkânsız hâle gelmişse veya görevden ayrılmak istiyorsa durumu gecikmeden yazılı olarak yetkili makama bildirip teslim veya yediemin değişikliği talep etmesi gerekir. İİK m.88’deki “istenildiği zaman verilmek şartı” ve üçüncü kişinin İİK m.358 uyarınca malı istenildiğinde önceki hâliyle iade yükümlülüğü bu yaklaşımı destekler.
3. Fail, malın resmen teslim edildiği kişi olmalıdır
TCK m.289/1 ve 3, herkes tarafından değil, muhafaza görevi kendisine verilen kişi tarafından işlenebilen özgü suç niteliğindedir. Fail borçlu, üçüncü kişi, işyeri yetkilisi, araç sahibi veya profesyonel yediemin olabilir. Önemli olan sıfatın adı değil, malın kendisine resmen muhafaza edilmek üzere teslim edilmiş olmasıdır.
Malın sahibi de fail olabilir. Kanun, bu durumda suçun oluşmayacağını söylemez; TCK m.289/1 uyarınca cezayı yarı oranında indirir. Fakat önce resmî teslim ve amaç dışı tasarruf unsurlarının gerçekleşmiş olması gerekir.
4. Teslim amacı dışında tasarruf bulunmalıdır
Teslimin amacı malı olduğu gibi korumak ve yetkili makam istediğinde hazır bulundurmaktır. Aşağıdaki davranışlar, olayın özelliklerine göre teslim amacı dışında tasarruf sayılabilir:
- hacizli aracı veya makineyi satmak ya da üçüncü kişiye devretmek;
- malı gizlemek veya başka yere kaçırmak;
- parçalarını sökmek, tüketmek ya da değerini düşürmek;
- malı rehin vermek, kiralamak veya ekonomik yarar için kullanmak;
- malın bulunmasını veya teslimini engelleyecek biçimde elden çıkarmak.
Liste sınırlı değildir. Asıl ölçüt, davranışın muhafaza amacıyla bağdaşmamasıdır. Failin veya başka bir kişinin ekonomik yarar sağlaması her dosyada zorunlu unsur değildir; fakat kastın ve amaç dışı tasarrufun ispatında etkili olabilir.
5. Birinci fıkra kasten, üçüncü fıkra özen ihlaliyle işlenir
TCK m.289/1 bakımından fail, malın muhafaza için resmen teslim edildiğini bilmeli ve buna rağmen teslim amacı dışında hareket etmelidir. Hata, irade dışı kayıp veya kaçınılmaz bir olay varsa kast oluşmayabilir.
TCK m.289/3 ise dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlalini ayrıca cezalandırır. Örneğin yediemin, malı güvenli biçimde korumaz, işyerinden ayrıldığını icra müdürlüğüne bildirmez veya malı kontrolsüz biçimde bir başkasına bırakır ve bunun sonucunda mal kaybolur ya da bozulursa üçüncü fıkra gündeme gelebilir. Kayıp veya bozulma ile özen ihlali arasında nedensellik bağı kurulmalıdır.
Yedieminliği Suistimal Suçu Cezası ve TCK 289 Cezası
| Düzenleme | Fiil | Yaptırım ve özel sonuç |
|---|---|---|
| TCK m.289/1 | Resmen teslim edilen mal üzerinde teslim amacı dışında tasarruf | Üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası. Mal failin kendisine aitse ceza yarı oranında indirilir. |
| TCK m.289/2 | Birinci fıkradaki eşyanın kovuşturma başlamadan geri verilmesi veya mümkün değilse bedelinin ödenmesi | Birinci fıkra uyarınca verilecek cezalarda beşte dört indirim. Ayrı bir suç değildir. |
| TCK m.289/3 | Özen yükümlülüğüne aykırılıkla malın kaybına veya bozulmasına neden olma | Adlî para cezası. Bu fıkra önödeme kapsamındadır. |
| TCK m.289/4 | Ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanma | Bir yıla kadar hapis cezası. |
Birinci fıkrada hapis ile adlî para cezası birlikte öngörülmüştür; hâkim bunlardan yalnız birini seçmez. Adlî para cezası önce gün sayısı, sonra kişinin ekonomik ve kişisel durumuna göre bir günlük miktar belirlenerek hesaplanır. 10 Ekim 2026 itibarıyla TCK m.52 uyarınca bir gün karşılığı 100 TL ile 500 TL arasındadır. TCK m.289/1, özel olarak üç bin güne kadar adlî para cezasına izin verir.
Buradaki doğrudan adlî para cezası ile hapis cezasının TCK m.50 uyarınca seçenek yaptırım olarak adlî para cezasına çevrilmesi farklı kurumlardır. Birinci fıkrada kanun zaten hapis cezasına ek olarak adlî para cezası öngörür. Sonuç hapis cezasının kısa süreli olması, bu hapis cezasının mutlaka paraya çevrileceği anlamına gelmez; seçenek yaptırım için TCK m.50 koşulları ve mahkemenin değerlendirmesi gerekir.
Malın geri verilmesi cezayı nasıl etkiler?
TCK m.289/2, yalnız birinci fıkradaki suç için özel ve güçlü bir indirim düzenler. Eşya kovuşturma başlamadan önce geri verilirse veya iade mümkün değilse bedeli ödenirse, verilecek cezalar beşte dört oranında indirilir. Ceza muhakemesinde kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlar. Bu nedenle iadenin tarihi ile iddianamenin kabul tarihi belge üzerinden karşılaştırılmalıdır.
Bu düzenleme cezasızlık sağlamaz; birinci fıkraya göre belirlenen cezayı indirir. Ayrıca iade iradesinin gerçek olması, malın fiilen geri verilmesi veya iade imkânsızsa bedelin ödenmesi gerekir. Kısmi iade, eksik bedel, malın ciddi biçimde bozulmuş olması ya da teslimin kovuşturma başladıktan sonra yapılması aynı sonucu doğurmayabilir.
Önemli bir sınır daha vardır: Ortada teslim amacı dışında tasarruf yoksa, sırf sonradan teslim yapılmış olması önce suç varmış gibi değerlendirilmez. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, yedieminin aracı tebligatta yazılı on günlük süre geçtikten sonra kuruma götürmesini; araç üzerinde amaç dışı tasarruf bulunmadığı ve yedieminin eşyayı istenen yere götürme yükümlülüğü olmadığı gerekçesiyle TCK m.289/1 kapsamında görmemiştir (Yargıtay 2. CD, 01.11.2023, 2023/12545 E., 2023/6328 K.).
Malın yedieminin kendisine ait olması sonucu değiştirir mi?
Malın sahibi olmak, yediemin sıfatını ve muhafaza yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kişi kendi aracını veya makinesini haciz ya da elkoyma işleminden sonra yediemin olarak teslim almış olabilir. TCK m.289/1’in son cümlesi, bu durumda verilecek cezanın yarı oranında indirilmesini emreder.
Ancak özel kredi sözleşmesiyle banka lehine rehin kurulması ile kamu makamınca resmî yediemin teslimi birbirinden ayrılmalıdır. Resmî teslim yoksa sırf malın rehinli olması TCK m.289’u uygulamak için yeterli değildir.
Yalnızca malın yerinde bulunmaması suç için yeterli midir?
Her zaman değil. Malın önce resmen teslim edildiği, sonradan nerede ve hangi durumda bulunduğu, failin hangi davranışının kayba veya amaç dışı kullanıma yol açtığı araştırılmalıdır. Yargıtay, sanığın “mallar aynı yerde” savunması karşısında kolluk araştırması veya keşif yapılmadan; amaç dışı tasarruf ile dikkat ve özen ihlali ayrıştırılmadan karar verilmesini eksik araştırma saymıştır (Yargıtay 2. CD, 03.12.2020, 2020/20367 E., 2020/14389 K.)
Benzer biçimde, malın üçüncü kişiye ait olduğu veya haczedilemez nitelikte bulunduğu iddiası da kendi başına malı saklama ya da teslim etmeme yetkisi vermez. Bu iddialar icra dosyasında istihkak ve haczedilmezlik usulleriyle ileri sürülmelidir. Yargıtay, haciz sırasında itiraz etmeyen ve kendisine teslim edilen televizyonu icra memuruna verme yükümlülüğünü yerine getirmeyen sanık yönünden mahkûmiyet hükmünü hukuka uygun bulmuştur (Yargıtay 2. CD, 22.06.2023, 2023/15428 E., 2023/3917 K.).
Haczin kalkması ceza sorumluluğunu etkiler mi?
Evet, etkileyebilir. TCK m.289 bakımından hukuka aykırılık değerlendirilirken suç tarihinde geçerli bir haciz ve devam eden muhafaza görevi bulunup bulunmadığı incelenmelidir. İİK m.106’ya göre kural olarak hacizden itibaren bir yıl içinde satış istenebilir; İİK m.110, kanuni sürede satış istenmemesi veya geri alınan talebin süresinde yenilenmemesi hâlinde haczin kalkacağını düzenler.
Fakat bu konuda yalnız takvim hesabıyla sonuca gidilmez. Satış talebi, giderlerin yatırılması, sürenin uzaması veya durması, geçiş hükümleri ve olay tarihindeki mevzuat kontrol edilmelidir. Yargıtay da eski mevzuat dönemine ilişkin kararlarında haczin devam edip etmediği araştırılmadan mahkûmiyet kurulmasını isabetsiz bulmuştur. Bu nedenle güncel kural geçmiş tarihli dosyaya doğrudan uygulanmamalıdır.
Suç nasıl ispatlanır?
Ceza dosyasında en önemli deliller genellikle şunlardır:
- haciz, elkoyma ve yediemin teslim tutanakları;
- malın seri numarası, plaka, marka, model, miktar ve fiziksel durum kayıtları;
- imza, tebligat ve yükümlülüklerin bildirildiğini gösteren belgeler;
- icra dosyasındaki satış talebi, haczin devamı ve kaldırılmasına ilişkin işlemler;
- kolluk araştırması, keşif ve bilirkişi raporu;
- kamera görüntüsü, taşıma veya satış belgesi, ilan ve yazışmalar;
- tanık anlatımları;
- iade tutanağı, teslim fişi ve bedel ödeme belgesi;
- malın fail dışında kimlerin fiilî hâkimiyetinde bulunduğunu gösteren kayıtlar.
Mahkûmiyet için resmî teslimin, failin ilgili sıfatının ve fıkraya uygun hareketin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatlanması gerekir. Birinci fıkra bakımından amaç dışı tasarruf; üçüncü fıkra bakımından ise özen yükümlülüğünün ihlali, kayıp veya bozulma ve nedensellik bağı ayrı ayrı değerlendirilir.
Suç ne zaman tamamlanır; teşebbüs ve iştirak mümkün müdür?
TCK m.289/1’de suç, failin mal üzerinde teslim amacıyla bağdaşmayan tasarrufu gerçekleştirmesiyle tamamlanır. Satış veya devir girişimi elverişli hareketlerle doğrudan icra aşamasına gelmiş fakat failin elinde olmayan nedenle sonuçlanmamışsa, olayın bölünebilirliğine göre TCK m.35 kapsamında teşebbüs tartışılabilir. Sadece hazırlık hareketi veya teslim çağrısına uymama, amaç dışı tasarrufun icrasına başlandığını göstermeye yetmez.
Üçüncü fıkrada malın kaybolması veya bozulması neticesi aranır. Dördüncü fıkrada ise ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında elkonulan eşyanın amaç dışı kullanılmasıyla suç tamamlanır.
Birinci ve üçüncü fıkralar özgü suç niteliğindedir. TCK m.40/2 uyarınca resmî muhafaza görevi verilen kişi fail olabilir; bu özel sıfatı taşımayan kişi, şartları varsa azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Değişik zamanlarda birden fazla mal veya işlem üzerindeki fiiller bakımından zincirleme suçun uygulanıp uygulanmayacağı ise suç işleme kararı, zaman aralığı, teslim tutanakları ve fiillerin bağımsızlığına göre değerlendirilir.
TCK 289 şikayete tabi mi ve uzlaşma mümkün mü?
TCK m.289’da soruşturmayı şikâyete bağlayan bir hüküm yoktur. Bu nedenle suç, kural olarak Cumhuriyet savcılığınca resen soruşturulur. Şikâyetten vazgeçilmesi kamu davasını kendiliğinden düşürmez. Olaydan haberdar olan kişi Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa ihbarda bulunabilir; ancak savcılığın soruşturma yetkisi bir şikâyet süresine bağlı değildir.
Suç, yetişkin failler bakımından CMK m.253’teki uzlaştırma listesinde yer almaz. Bu nedenle genel kural, TCK m.289/1, 3 ve 4 bakımından uzlaştırma uygulanmamasıdır. Suça sürüklenen çocuk yönünden ise CMK m.253/1-c’deki özel genişletici hüküm, mağdur veya suçtan zarar görenin niteliği ve birlikte işlenen suçlar ayrıca değerlendirilmelidir. “Şikâyetçiyle anlaştım” veya “alacaklı şikâyetini çekti” beyanı tek başına ceza dosyasını sona erdirmez; iade veya zarar giderimi yalnız ilgili hükümlerin izin verdiği ölçüde cezaya etki eder.
Yedieminliği suistimal suçunda önödeme uygulanır mı?
Fıkraya göre cevap değişir:
- TCK m.289/1, iki yıla kadar hapis ve ayrıca adlî para cezası öngördüğü için önödeme kapsamında değildir.
- TCK m.289/3 yalnız adlî para cezası gerektirdiğinden TCK m.75 uyarınca önödeme kapsamındadır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, elkonulan aracı babasına verip özen yükümlülüğüne aykırı biçimde kaybına neden olan sanık hakkında önödeme sonrası verilen düşme kararını onamıştır (Yargıtay 2. CD, 30.03.2023, 2023/687 E., 2023/1658 K.).
- TCK m.289/4’te hapis cezasının üst sınırı bir yıldır; bu nedenle genel önödeme eşiği olan altı ayı aştığından önödeme uygulanmaz.
Önödeme, suçun hiç işlenmediğinin kabulü anlamına gelmez; kanunda belirtilen miktarın ve giderlerin süresinde ödenmesi hâlinde kamu davasının açılmaması veya açılmış davanın düşmesi sonucunu doğuran özel bir usuldür.
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
TCK m.289 kapsamındaki davalara, cezanın üst sınırı nedeniyle asliye ceza mahkemesi bakar. Bu sonuç 5235 sayılı Kanun m.11’deki genel görev kuralına dayanır. Yer bakımından yetki ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Amaç dışı tasarrufun nerede gerçekleştiği tartışmalıysa iddianamedeki olay anlatımı ve deliller üzerinden ayrıca yetki değerlendirmesi yapılır.
CMK m.251’deki şartlar varsa asliye ceza mahkemesi basit yargılama usulünü seçebilir. Bu usul otomatik değildir. İddianamenin kabulü, suçun ceza sınırı, birlikte yargılanan başka suçlar ve kanundaki istisnalar dikkate alınır.
Karara karşı itiraz, istinaf veya temyiz yolu açık mıdır?
Başvurulacak kanun yolu, kararın hangi usulle ve hangi merci tarafından verildiğine göre değişir. Bu nedenle internette sık aranan “TCK 289 itiraz süresi” için tek bir süre söylemek yanıltıcıdır:
- Asliye ceza mahkemesi TCK m.289 hakkında basit yargılama usulüyle hüküm vermişse, CMK m.252 uyarınca hükme karşı itiraz edilebilir. İtiraz üzerine dosya kural olarak başka bir asliye ceza mahkemesine gönderilir ve genel hükümlere göre duruşma açılır. Süre ve başvuru mercii, hükmün kanun yolu bildiriminden kontrol edilmelidir.
- Duruşmalı genel yargılama sonunda verilen ilk derece hükmüne karşı kural olarak istinaf yoluna başvurulur. CMK m.273’e göre süre, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır.
- Bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilebilirliği CMK m.286’daki sınırlara bağlıdır. TCK m.289’un ceza üst sınırı nedeniyle birçok bölge adliye mahkemesi kararı kesin olabilir; ancak ilk defa bölge adliye mahkemesince mahkûmiyet kurulması gibi kanuni istisnalar ayrıca incelenmelidir.
Yanlış kanun yolu veya süre kaybı ciddi hak kaybı doğurabileceğinden kararın sonundaki kanun yolu açıklaması, tebliğ tarihi ve kararın niteliği birlikte kontrol edilmelidir.
TCK 289 zamanaşımı süresi nedir?
TCK m.289’daki cezaların üst sınırı dikkate alındığında olağan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıldır. Savcı huzurunda ifade veya sorgu, tutuklama kararı, iddianame ve mahkûmiyet kararı gibi TCK m.67’de sayılan nedenler süreyi kesebilir. Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve toplam süre en fazla yarısı kadar uzayarak on iki yıla ulaşabilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da bir TCK m.289 dosyasında sekiz yıllık olağan ve on iki yıllık uzamış süreyi uygulamıştır (Yargıtay CGK, 18.10.2023, 2019/274 E., 2023/540 K.). Buna rağmen somut dosya için doğrudan “son gün” hesaplanmamalıdır. Fiilin tarihi, kesintisiz veya zincirleme suç iddiası, kesme ve durma nedenleri ile failin yaşı sonucu değiştirebilir.
Dava zamanaşımı ile ceza zamanaşımı birbirinden farklıdır. Dava zamanaşımı hüküm kesinleşmeden önce kamu davasını etkiler. Ceza zamanaşımı ise kesinleşmiş cezanın infazına ilişkindir. TCK m.68 uyarınca beş yıla kadar hapis ve adlî para cezaları için genel ceza zamanaşımı on yıldır; süre kural olarak hükmün kesinleştiği veya infazın kesildiği tarihten itibaren işler.
Hapis cezası ertelenebilir veya adlî para cezasına çevrilebilir mi?
Bu sonuçlar otomatik değildir. Mahkemenin belirlediği sonuç hapis cezası bir yıl veya daha az ise TCK m.50’deki şartlarla seçenek yaptırıma çevrilmesi değerlendirilebilir. İki yıl veya daha az hapis cezası bakımından TCK m.51’deki adli sicil ve yeniden suç işlememe kanaati şartları varsa erteleme mümkündür.
10 Ekim 2026 tarihinde yürürlükte olan CMK m.231’e göre sonuç ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adlî para cezası ise; daha önce kasıtlı suç mahkûmiyeti bulunmaması, yeniden suç işlememe kanaati ve zararın giderilmesi gibi koşullarla hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirilebilir. Mahkeme somut dosyanın özelliklerine göre karar verir; yalnız ceza sınırının uygun olması tek başına yeterli değildir.
TCK m.289 ile benzer suçlar arasındaki fark
Güveni kötüye kullanma — TCK m.155
Güveni kötüye kullanma suçunda mal, özel hukuk ilişkisi kapsamında ve belirli şekilde kullanılmak veya muhafaza edilmek üzere zilyede bırakılır. TCK m.289’da ise teslim yetkili kamu makamınca resmen yapılır ve muhafaza görevi adli/idari sürecin parçasıdır. Özel kredi rehni veya kira ilişkisi bu nedenle doğrudan TCK m.289 sayılmaz.
Resmen teslim olunan mala elkonulması veya malın bozulması — TCK m.290
Mal yediemin olan failin kendisi tarafından kötüye kullanılmıyor; başka biri tarafından yedieminin rızası dışında alınıyor, cebir veya hileyle ele geçiriliyor ya da tahrip ediliyorsa TCK m.290/2’nin gönderme yaptığı hırsızlık, yağma, dolandırıcılık veya mala zarar verme hükümleri gündeme gelebilir.
Görevi kötüye kullanma — TCK m.257
TCK m.257, kanunda ayrıca suç olarak düzenlenmeyen kamu görevi ihlallerine ilişkin genel ve tali bir hükümdür. TCK m.289’un özel şartları varsa doğrudan özel hüküm uygulanır. Yediemin olan her kişi sırf bu nedenle kamu görevlisi hâline gelmez.
Uygulamada yapılması gereken ilk kontrol
Bir ihbar, ifade veya savunma hazırlanmadan önce şu belgeler kronolojik sıraya konulmalıdır:
- haciz veya elkoyma kararı ile teslim tutanağı;
- malın kime, nerede ve hangi yükümlülükle bırakıldığı;
- haczin, rehnin veya elkoymanın suç tarihinde devam edip etmediği;
- malın son görüldüğü yer ve fiziksel durumu;
- satış, devir, kullanım, söküm veya taşıma iddiasını destekleyen deliller;
- iade çağrısı, tebliğ tarihi ve fiilî teslim tarihi;
- kovuşturmanın başlangıcı ve varsa bedel ödeme belgesi;
- şüphelinin mal üzerindeki mülkiyet ve fiilî hâkimiyet durumu.
Bu inceleme, olayın TCK m.289/1’deki kasıtlı tasarruf mu, m.289/3’teki özen ihlali mi, salt hukuki uyuşmazlık mı veya başka bir suç mu olduğunu ayırmaya yardım eder.
Sık Sorulan Sorular
Yedieminliği Suistimal Suçu nedir?
Yedieminliği suistimal suçu, kanundaki adıyla muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, hacizli, rehinli veya elkonulmuş bir malın muhafaza edilmek üzere resmen teslim edildiği kişi tarafından teslim amacı dışında tasarrufa konu edilmesidir. TCK m.289 ayrıca özen ihlaliyle malın kaybolması veya bozulmasını ve ceza soruşturması ya da kovuşturmasında elkonulan eşyanın amacı dışında kullanılmasını düzenler.
Yedieminlik görevi kendiliğinden sona erer mi?
Kural olarak yalnız sürenin geçmesi veya yedieminin tek taraflı beyanı görevi sona erdirmez. Malın yetkili makama ya da onun gösterdiği kişiye tutanakla teslimi, usulüne uygun satış ve teslim, yeni yediemine kayıtlı devir veya tedbirin kaldırılmasına bağlı dosya işlemleri incelenmelidir.
Yediemine bırakılan mal satılabilir mi?
Hayır. Yetkili makamın izni veya usulüne uygun satış işlemi olmadan yedieminin malı kendiliğinden satması, teslim amacı dışında tasarruf oluşturabilir.
Malı teslim etmemek her durumda suç mudur?
Hayır. Salt teslim çağrısına uymamak ile malı satmak, gizlemek veya başka amaçla kullanmak aynı değildir. Resmî teslim, somut davranış, kast veya özen ihlali ve malın akıbeti birlikte incelenir.
Mal sahibi kendi hacizli aracını kullanırsa ne olur?
Kullanımın teslim amacıyla bağdaşmaması hâlinde suç gündeme gelebilir. Fakat önce aracın kamu makamınca kişiye resmen yediemin olarak teslim edildiği ispatlanmalıdır. Suç oluşursa mal sahibine TCK m.289/1 uyarınca yarı oranında indirim uygulanır.
Şikâyet geri çekilirse dava düşer mi?
Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir. Vazgeçme kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez.
Mal geri verilirse dosya kapanır mı?
Kendiliğinden kapanmaz. Birinci fıkradaki mal kovuşturma başlamadan önce geri verilirse veya iade imkânsızsa bedeli ödenirse cezada beşte dört indirim uygulanır. Ortada baştan amaç dışı tasarruf yoksa beraat değerlendirmesi ayrıca yapılır.
Haciz kalkmışsa yedieminlik sorumluluğu da biter mi?
Haczin suç tarihinden önce hukuken kalkmış olması TCK m.289 değerlendirmesini etkileyebilir. Ancak satış süresi, giderler, yenileme, geçiş hükümleri ve icra dosyasındaki işlemler görülmeden kesin sonuca varılamaz.
Yedieminliği Suistimal Suçu bakımından itiraz süresi kaç gündür?
Tek bir cevap yoktur. Basit yargılama hükmüne karşı itiraz, genel yargılama hükmüne karşı istinaf ve bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz farklı kurallara tabidir. Genel yargılama sonunda verilen ilk derece hükmü için istinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Somut karardaki kanun yolu bildirimi mutlaka kontrol edilmelidir.
Son Söz
TCK m.289 dosyalarında belirleyici soru, malın kaybolup kaybolmadığından önce şudur: Mal, yetkili bir kamu makamınca muhafaza edilmek üzere sanığa resmen teslim edilmiş midir ve sanık bu teslim amacıyla bağdaşmayan hangi somut davranışı gerçekleştirmiştir? Bu iki unsur ispatlanmadan özel rehin ilişkisi, teslim gecikmesi veya malın adreste bulunmaması tek başına mahkûmiyet için yeterli kabul edilmemelidir.
Öte yandan resmî teslimden sonra malı satmak, devretmek, parçalamak, gizlemek veya kontrolsüz biçimde başkasına vererek kaybına neden olmak ciddi ceza riski taşır. En sağlıklı değerlendirme, icra veya soruşturma dosyasındaki tutanaklar ile malın fiilî akıbetini gösteren delillerin aynı kronoloji içinde incelenmesiyle yapılabilir.
Kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.35, 40, 43, 50–53, 66–68, 75, 155, 257, 289 ve 290.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.12, 231, 251–253, 273 ve 286.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.88, 106, 110 ve 358.
- 5235 sayılı Kanun m.11.
- Yargıtay CGK, 12.09.2024, 2022/363 E., 2024/238 K.
- Yargıtay 2. CD, 01.11.2023, 2023/12545 E., 2023/6328 K.
- Yargıtay 2. CD, 22.06.2023, 2023/15428 E., 2023/3917 K.
- Yargıtay 2. CD, 03.12.2020, 2020/20367 E., 2020/14389 K.
- Yargıtay 2. CD, 30.03.2023, 2023/687 E., 2023/1658 K.
- Yargıtay CGK, 18.10.2023, 2019/274 E., 2023/540 K.




