
İçindekiler
- 1. Genel olarak parselasyon ve şuyulandırma işlemine itiraz ve iptal davası
- 2. Parselasyon iptal davası nedir, kimler açabilir?
- 3. Parselasyon planının askı süresi ve PARSİD bildirimi
- 4. 18. madde uygulamasına itiraz nereye yapılır?
- 5. Parselasyon planına itiraz süresi kaç gündür?
- 6. İtiraz üzerine plan değişirse yeniden askı gerekir mi?
- 7. 18. madde uygulamasına itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır?
- 8. Parselasyonun iptal sebepleri nelerdir?
- 9. Parselasyon iptal davasından önce belediyeye itiraz zorunlu mu?
- 10. Parselasyon iptal davasının süresi kaç gündür?
- 11. Parselasyona itiraz dava açma süresini durdurur mu?
- 12. Parselasyon iptal davasında beş yıllık süre ne anlama gelir?
- 13. Parselasyon iptal davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
- 14. Parselasyon iptal davasında yürütmenin durdurulması
- 15. Parselasyon iptal edilirse ne olur? Eski tapuya dönülür mü?
- 16. Parselasyon iptal davası ne kadar sürer?
- 17. Parselasyon davası masrafları ve avukatlık ücreti
- 18. Dava reddedilirse istinaf ve temyiz mümkün mü?
- 19. Parselasyon nedeniyle tazminat istenebilir mi?
- 20. Parselasyon iptal davası için gerekli belgeler
Genel olarak parselasyon ve şuyulandırma işlemine itiraz ve iptal davası
Parselasyon işlemine karşı idareye itiraz edilebilir ve hukuka aykırılık iddiasıyla idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Ancak askı süresi, idari başvurunun cevap süresi ve dava açma süresi birbirinden farklıdır. “Belediyeye dilekçe verdim, artık süre işlemez” veya “beş yıl boyunca istediğim zaman dava açabilirim” diye düşünmek hak kaybına yol açabilir.
Şuyulandırma işleminin iptali isteniyorsa öncelikle hakların yeniden dağıtılmasına dayanak olan parselasyon işlemi ve onay kararı belirlenmelidir. Yeni tapunun hisseli düzenlenmesine itiraz ederken, bu sonuca yol açan dağıtımın hangi kurala aykırı olduğu da açıklanmalıdır.
Bu yazı, İmar Kanunu 18. maddesi kapsamında yapılan parselasyon işleminin denetimini ve imar uygulamasının iptalini ele almaktadır. Dayanak imar planının iptali ya da mülkiyete ilişkin bir tapu davası gerekiyorsa, bunlar ayrıca değerlendirilmelidir.
18. madde uygulaması nedir? merak ediyorsanız yazımızı okuyabilirsiniz.
Parselasyon iptal davası nedir, kimler açabilir?
Site yönetimi maliklerin yerine dava açabilir mi?
Danıştay’ın incelediği bir dosyada, bir site yönetimi parselasyon işleminin iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi parselasyon işlemini hukuka aykırı bulmuştur. Ancak Danıştay, işlemin hukuka uygun olup olmadığını incelemeden önce site yönetiminin bu davayı açma hakkı bulunup bulunmadığını değerlendirmiştir.
Danıştay, tapuda malik veya taşınmaz üzerinde hak sahibi olmayan site yönetiminin, kendi adına bu davayı açamayacağına karar vermiştir:
“Tapuda malik veya hak sahibi olmayan davacı site yönetiminin dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
(Danıştay 6. Daire, E. 2020/2213, K. 2023/2865, 21.03.2023)
Bu nedenle, parselasyon işleminin hukuka aykırı olup olmadığı esastan incelenmeden önceki karar bozulmuştur.
Bu karar, her site yönetiminin parselasyon davası açamayacağı anlamına gelir. Dava açacak kişinin taşınmazın maliki veya üzerinde hukuken tanınmış bir hakkı bulunan kişi olması gerekir. Site yöneticisi, yalnızca yönetici olduğu için maliklerin yerine geçerek dava açamaz. Ancak maliklerden usulüne uygun vekâlet veya temsil yetkisi almışsa, onların adına dava sürecini yürütebilir.
Parselasyon planının askı süresi ve PARSİD bildirimi
İmar Kanunu’nun 19. maddesi, parselasyon planlarının 30 gün süreyle askıya çıkarılmasını düzenler. Güncel Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik’in 26. maddesine göre planlar otuz gün boyunca eş zamanlı olarak belediyede veya valilikte askıya çıkarılır, ilgili internet sitesinde yayımlanır ve PARSİD sistemine girilir. Uygulamaya giren taşınmaz maliklerine e-Devlet üzerinden bildirim yapılması da öngörülür.
Askıda; parselasyon paftaları, uygulamaya giren parsellerin listesi ve askı dağıtım cetveli yer alır. İlgililer askı süresinde uygulamaya ilişkin bilgileri isteyebilir; bilgi talepleri ve itirazlar PARSİD üzerinden de yapılabilir. PARSİD üzerinden başvuruların cevapları yine bu sistem üzerinden verilir.
İdarenin bilgilendirme amacıyla yaptığı ön askı, zorunlu otuz günlük askının yerine geçmez. Bir toplantıya katılmak veya taslak dağıtım haritasını görmek ile kesinleşen işlemin bildirilmesi de aynı şey değildir.
18. madde uygulamasına itiraz nereye yapılır?
Parselasyon planı hâlâ askıdaysa itiraz, planı hazırlayan veya onaylayan ve askı ilanında belirtilen belediye ya da valiliğe yapılır. Bu nedenle öncelikle askı ilanında hangi idarenin ve hangi onay kararının gösterildiğini kontrol edin.
İtirazınızı yazılı bir dilekçeyle yapın ve dilekçenin kayda alındığını gösteren belgeyi mutlaka saklayın. Başvuru, şartları sağlıyorsa PARSİD üzerinden de yapılabilir. Bu durumda başvuru numarasını, gönderilen belgeleri ve verilen cevapları kaydetmeniz gerekir.
Parselasyon işlemi kesinleşmişse, İYUK’un 11. maddesi kapsamında işlemi yapan makama veya varsa üst makama başvuru yapılması ayrıca değerlendirilebilir. Ancak bu başvuru, doğrudan dava açıldığı anlamına gelmez.
Parselasyon planına itiraz süresi kaç gündür?
Güncel yönetmelikteki askı döneminde itirazlar otuz günlük askı süresi içinde yapılır. İtiraz kabul edilerek değişiklik yapılması hâlinde, yeniden askı yerine değişiklikten etkilenen maliklere tebliğ yolunun koşulları sağlanmışsa on günlük itiraz süresi verilmesi öngörülür. Bu özel durum, ilk askı için genel bir on günlük süre bulunduğu anlamına gelmez.
Askıya itiraz süresi ile mahkemede dava açma süresini ayrı takip etmek gerekir. Kesinleşmiş işleme karşı İYUK’un 11. maddesi kapsamında başvuru yapılacaksa işlemeye başlamış dava süresi içinde hareket edilmelidir. Hangi sürenin ne zaman başladığını belirlemek için askı başlangıcı ve bitişi, son onay, bildirim ve öğrenme kayıtları birlikte incelenir.
İtiraz üzerine plan değişirse yeniden askı gerekir mi?
Güncel yönetmeliğe göre itirazlar uygun bulunmazsa, gerekçelerin belirtildiği yetkili idare kararı veya onayıyla parselasyon kesinleşir. İtiraz kabul edilip plan yeniden hazırlanırsa kural olarak onay, askı ve kesinleşme süreci tekrarlanır. Parselasyonda başka bir nedenle değişiklik yapılması hâlinde de bu süreçler tekrarlanır.
Yönetmelik, uygun bulunan itiraz doğrultusunda değişiklikten etkilenen maliklere on günlük itiraz süresi verilerek tebliğ yapılması veya bu maliklerin muvafakatinin alınması hâlinde yeniden askı yapılmadan devam edilebilmesine ilişkin istisna içerir. Bu istisnanın koşulları ayrıca kontrol edilmelidir.
Parselasyon işlemine karşı dava açmayı düşünüyorsanız, yalnızca ilk askı ilanını temin etmekle yetinmemelisiniz. İtirazların nasıl değerlendirildiğini, plan üzerinde herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığını ve son parselasyon planının hangi kararla onaylandığını gösteren belgeleri de istemelisiniz. Bu belgeler, işlemin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğinin anlaşılması açısından önemlidir.
18. madde uygulamasına itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır?
İtiraz dilekçesinde, hangi işlemde ne tür bir hata olduğunu açıkça anlatmalısınız. Bunun için eski ve yeni ada-parsel numaralarını, itiraz ettiğiniz onay kararının tarih ve sayısını, taşınmaz üzerindeki hakkınızı ve işlemi ne zaman öğrendiğinizi veya size ne zaman bildirildiğini belirtin. Ayrıca idareden hangi düzeltmeyi istediğinizi de açıkça yazın.
18. madde uygulamasına itiraz dilekçesi örneği
Aşağıdaki örnek, askıdaki dağıtımda önceki terk bilgisinin dikkate alınmadığı iddiası için hazırlanmış idari başvuru iskeletidir. Köşeli parantezli alanlar gerçek belgelere göre doldurulmalıdır. Daha önce terk yapılması her durumda yeni kesintiyi ortadan kaldırmaz; önceki işlemin niteliği ve mahsup hesabı belgelenmelidir.
Bu dilekçeyi kendi somut durumunuza göre doldurmalısınız. Ancak yine de bu tür davalar arsalar gibi önemli malvarlıklarının değerini etkileyen davalar olduğu için önemli kazanımların ve önemli hak kayıplarının olduğu davalardır. Bu sebeple bir imar avukatı aracılığı ile dava açılmasını tavsiye ederiz.
Parselasyonun iptal sebepleri nelerdir?
Parselasyon iptal davasından önce belediyeye itiraz zorunlu mu?
Parselasyon planı askıdayken itiraz etmek, genel olarak dava açmanın zorunlu bir şartı değildir. Yani itiraz etmeden de süresi içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Ancak itiraz etmek, dosyadaki belgeleri ve hesabı daha iyi görmenizi, ayrıca idarenin varsa hatayı kendiliğinden düzeltmesini sağlayabilir.
İYUK’un 11. maddesi, dava açma süresi devam ederken işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi için idareye başvurulmasını düzenler. Bu başvuru, işlemi yapan makama; varsa üst makamına yapılır ve başvuru sonuçlanıncaya kadar işlemekte olan dava süresini durdurur. (parselasyon iptali için idari başvuru)
Her dilekçe veya başvuru İYUK’un 11. maddesi kapsamında değerlendirilmez. Yalnızca belge istemek, genel bir şikâyette bulunmak ya da aynı talebi farklı yollarla tekrarlamak yeterli olmayabilir. Başvurunun içeriği, hangi makamın işlemine karşı yapıldığı ve yetkili makama ne zaman ulaştığı önemlidir.
Bu nedenle başvurunun kayıt numarasını, teslim veya alındı belgesini ve elektronik başvuru yapıldıysa gönderim kaydını mutlaka saklayın.
İtiraza cevap verilmezse ne yapılır?
Öncelikle başvurunun hangi amaçla yapıldığını belirleyin:
- Parselasyon planı hâlâ askıdaysa, itirazın değerlendirilmesi ve planın son hâlinin onaylanması Yönetmelik’in 26. maddesine göre takip edilir.
- İşlem kesinleşmişse ve başvuru İYUK’un 11. maddesine dayanıyorsa, idarenin cevap vermemesi farklı sonuç doğurur.
İYUK’un 11. maddesi kapsamındaki başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse, başvuru zımnen reddedilmiş sayılır. Bu durumda dava açma süresi, yapılan başvurunun süresi nasıl etkilediği hesaplanarak kalan süre üzerinden devam eder.
İdarenin aylar sonra mutlaka cevap vereceğini düşünerek beklemeyin. Başvurunun tarihini, idareye ulaştığı günü ve dava açma süresinin nasıl hesaplandığını kontrol ederek gerekiyorsa süresi içinde dava açın.
Parselasyon iptal davasının süresi kaç gündür?
Özel bir süre hükmünün uygulanmadığı genel durumda idare mahkemesinde dava açma süresi 60 gündür. İYUK, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimi ve sürelerin izleyen günden başlamasını esas alır. Parselasyonun bireysel işlem niteliği nedeniyle bildirim ve sonradan öğrenme, Danıştay kararlarında ayrıca önem taşır.
Danıştay’ın bu konudaki açıklamasından ilgili bölüm şöyledir:
“parselasyon planlarının ilan edilmesinin yanı sıra ilgilisine yazılı olarak da tebliğ edilmesi gerektiği” (Danıştay 6. Daire 2021/8663 E. 2023/5800 K. 12.06.2023 T.)
Karar, yazılı tebliğ yapılmayan parselasyonun sonradan öğrenilmesi veya tebliği hâlinde sürenin bu tarihler üzerinden değerlendirilmesini açıklamaktadır. Ancak uyuşmazlık eski işlemlere ilişkindir. 2025’te getirilen PARSİD/e-Devlet bildirim hükümleri nedeniyle güncel dosyalarda bildirimin içeriği, ulaştığı tarih, elektronik kayıtlar ve işlemin gerçekten öğrenilip öğrenilmediği ayrıca incelenmelidir. Bu karara dayanarak her elektronik bildirimin etkisiz olduğunu söylemek doğru olmaz.
Malikin itiraz dilekçesi, bilgi edinme başvurusu veya işlem bilgilerini içeren başka bir yazışması, öğrenme tarihinin belirlenmesinde delil olabilir. Bu nedenle “resmî tebligat gelmedi” varsayımıyla sürenin sınırsız olduğu kabul edilmemelidir.
Parselasyona itiraz dava açma süresini durdurur mu?
İYUK’un 11. maddesi kapsamındaki başvuru yani mevcut bir idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması için üst makama (üst makam yoksa işlemi yapan makama) başvuru yapmak süreyi sıfırlamaz; işlemekte olan süreyi durdurur. Başvuru reddedilirse veya 30 gün içinde cevap verilmezse ret ya da zımni ret üzerine kalan süre işlemeye devam eder. Başvuruya kadar geçen günler hesaba katılır. Eski kaynaklarda görülen 60 günlük cevapsızlık süresi güncel genel hüküm değildir.
Bu örnek, kesinleşmiş işlem bakımından sürenin başladığının tartışmasız olduğu varsayımına dayanır. Askı içerisinde yapılan itirazlarda kesinleşme, sonraki onay ve bildirim belgeleri ayrıca değerlendirilmelidir. İdarenin daha sonra cevap vermesi veya yeni bir başvuru yapılması da her durumda sona ermiş dava süresini yeniden açmaz.
Askı tutanağında süre yanlış veya eksik gösterilmişse ne olur?
Kanundaki otuz günlük zımni ret kuralının yanında, idarenin başvuru yolları ve süreleri hakkında verdiği bilginin etkisi de incelenmelidir. Danıştay, askı içinde imar planına itiraz edilen bir olayda, otuz günlük zımni ret süresinin askı tutanağında açıklanmadığını belirlemiş ve şu sonuca varmıştır:
“Anayasa’nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim ya da düzenleyici işlemler bakımından ilan tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda açıkça belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi zorunludur.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında; “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” hükme bağlanmıştır.
İdari Yargılama Usulü Kanununda 08/07/2021 tarihli 7331 sayılı Kanun değişikliği ile genel dava açma süresinin başlangıcına esas alınmak üzere zımni ret süresi 30 gün olarak öngörülmüştür. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunlu olması nedeniyle, Anayasanın 40. maddesi hükmü uyarınca 08/07/2021 tarihinden sonra tesis edilen imar planı ve parselasyon işlemlerine ilişkin düzenlenen askı tutanaklarında “itiraz başvurusu olması halinde; zımni ret süresinin 30 gün olduğu, askıdan iniş tarihinden itibaren 30 gün olan zımni ret süresinin son gününü izleyen günden sonra genel dava açma süresinin başlayacağı” hususunun gösterilmesi gerekmektedir.
Bu hususun askı tutanağında belirtilmemesi halinde, ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel zımni ret süresi olan 60 günlük sürenin uyuşmazlıklarda uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bakılan uyuşmazlıkta ise, davacı tarafından askı süresi içerisinde itiraz edildiğinden, dava açma süresinin, İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesine göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda dava konusu imar planına ilişkin askı tutanaklarında zımni ret süresinin 30 gün olduğu hususu belirtilmediğinden, zımni ret süresi ilgililerce de bilindiği kabul edilen 60 gün olarak uygulandığı takdirde son askı tarihi olan 27/07/2022 tarihini takip eden 60. günün sonunda 25/09/2022 tarihinde itirazın zımnen reddedilmiş sayılacağı, zımni ret tarihini izleyen altmış günlük dava açma süresi içerisinde en son 24/11/2022 tarihinde açılması gerekirken yasal dava açma süresi geçirilerek 25/11/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.” (Danıştay 6. Daire 2023/5025 E. 2024/2371 K. 18.04.2024 T.)
Karardaki açıklama imar planı ve parselasyon askı tutanaklarındaki bilgilendirmeyi birlikte ele alır; somut dava bir nazım imar planına ilişkindir. Üstelik o davada altmış günlük zımni ret hesabına rağmen dava geç açıldığından süre aşımı sonucu korunmuştur. Bu yaklaşım, kanundaki sürenin bütün dosyalarda yeniden altmış güne çıktığı veya eksik bildirim varsa sınırsız süre bulunduğu anlamına gelmez. İşlem ve askı tarihi, tutanağın içeriği, yapılan başvuru ve güncel bildirim kayıtları birlikte değerlendirilmelidir; 2025 PARSİD düzenlemesi sonrasındaki her dosyaya aynı sonuç peşinen uygulanamaz.
Parselasyon iptal davasında beş yıllık süre ne anlama gelir?
İmar Kanunu’nun 8. maddesine göre kesinleşen imar planı veya parselasyon planına karşı, kural olarak kesinleşme tarihinden itibaren en geç beş yıl içinde dava açılabilir. Ancak bu süre, herkese tanınmış ve istenildiği zaman kullanılabilecek bağımsız bir beş yıllık dava süresi anlamına gelmez.
Taşınmaz sahibine işlem yazılı olarak bildirilmişse veya kişi işlemi öğrendiyse, kural olarak 60 günlük dava açma süresi gündeme gelir. Beş yıllık süre ise belirli durumlarda dikkate alınan bir dış sınırdır. Bu nedenle dava açma süresi her olayda işlemin kesinleşme tarihi, bildirim veya öğrenme tarihi ve yapılan başvurular birlikte değerlendirilerek hesaplanmalıdır.
Danıştay 6. Dairesinin 12 Haziran 2023 tarihli kararında, bu beş yıllık sınırlamanın 1 Temmuz 2020’den önce kesinleşmiş plan ve parselasyon işlemlerine geriye dönük uygulanamayacağı belirtilmiştir. Danıştay ayrıca, hangi parselasyon planının hâlen geçerli olduğu araştırılmadan yalnızca süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddedilmesini de uygun bulmamıştır.
Bu nedenle eski bir parselasyon işlemi için yalnızca “beş yıl geçmiş” diyerek dava açılamayacağı sonucuna varılmamalıdır. İşlemin ne zaman kesinleştiği, hangi tarihte yürürlüğe girdiği, taşınmaza uygulanıp uygulanmadığı, ne zaman öğrenildiği, daha önce idareye başvuru veya dava yapılıp yapılmadığı birlikte incelenmelidir. Aynı şekilde eski bir işlemin hiçbir süre sınırı olmadan her zaman dava konusu yapılabileceği de düşünülmemelidir.
Parselasyon iptal davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Genel kural olarak, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir. İptali istenen işlem; parselasyonun yetkili organ onayı, itirazın reddi ve varsa yeniden onaylanan dağıtım üzerinden belirlenir. İşlemi hazırlayan özel harita bürosunun bulunması, idari uygulamayı özel hukuk işlemine dönüştürmez.
Parselasyon davasında hangi işlem dava konusu edilir?
İmar planındaki kullanım kararı ile parselasyondaki dağıtım hatası ayrılmalıdır. Taşınmazın planla yol alanına ayrılmasına yönelik itiraz, yalnızca dağıtım cetveline itirazla aynı değildir. İYUK’un 7/4 hükmü kapsamında dayanak düzenleyici işlem ile uygulama işleminin birlikte dava konusu edilmesi mümkün olabilir; hangi planın, hangi makamın kararının ve hangi sürenin söz konusu olduğu dosyaya göre belirlenir. Büyükşehirlerde birden fazla onay bulunması nedeniyle davalı idarelerin tespiti de önem taşır.
Parselasyon iptal davası kime karşı açılır?
Davalı, dava konusu idari işlemi tesis eden ilgili idaredir. Onay işlemi belediyeye aitse belediye başkanlığı; valilik veya özel yetkili başka bir idareye aitse o idare değerlendirilir. Büyükşehirlerde ilçe ve büyükşehir onaylarının hangilerinin dava konusu edildiği ayrı belirlenmelidir. Onay merciinin encümen olması, davanın encümen üyelerine şahsen yöneltileceği anlamına gelmez. Özel harita bürosu veya size yeni parselde ortak olan malik, sırf bu nedenle idari iptal davasının davalı idaresi olmaz.
Parselasyon iptal davası dilekçesinde neler bulunmalı?
Dava dilekçesinde taraf ve varsa vekil bilgileri, dava konusu onay kararı, bildirim/öğrenme tarihi, hukuka aykırılık sebepleri ve deliller gösterilir. İptali istenen karar ve belgeler eklenir. İdari itiraz varsa dilekçe, teslim kaydı ve cevap da süre hesabını açıklayacak şekilde sunulur.
Talep edilen şey, işlemin hukuka aykırılık nedeniyle iptalidir. Yürütmenin durdurulması da isteniyorsa iki koşul ayrı belgelerle açıklanmalıdır. “Arsam küçüldü” veya “eski tapumu istiyorum” cümlesi yerine hangi hesabın, tahsis tercihinin ya da onay usulünün yanlış olduğunu belirtmek gerekir. Dilekçe yetkili idare mahkemesine hitaben hazırlanır; teslim yerleri İYUK’un 4. maddesine göre belirlenir.
Parselasyon iptal davası dilekçesi örneği
Aşağıdaki iskelet, bir dağıtım hatası iddiasının mahkeme dilekçesine nasıl aktarılabileceğini gösterir. Somut onay işlemi, taraflar, süre başlangıcı, hukuka aykırılık ve deliller belirlenmeden mahkemeye sunulacak son dilekçe olarak kullanılmamalıdır. İdareye yapılan itiraz örneğinden farklı olarak burada mahkemeden iptal kararı istenir.
Yürütmenin durdurulması isteniyorsa bu örneğe somut hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar açıklaması ile ayrı talep eklenmelidir. Tazminat, dayanak imar planının da iptali veya başka bir talep düşünülüyorsa bunların koşulları ve süreleri ayrıca incelenir. Kullanılacak emsal kararın olaya uygunluğu da kontrol edilmelidir; yazının başka bir bölümü için seçilmiş karar her dağıtım uyuşmazlığına aynen eklenmez.
Tescilden sonra veya yeni tapu düzenlenmeden dava açılabilir mi?
Parselasyon planı onaylanıp kesinleşmiş ve taşınmazınızı etkiler hâle gelmişse, yeni tapunun düzenlenmesini beklemeden de iptal davası açılabilir. Çünkü dava, parselasyon planı ve bu planın onaylanmasına ilişkin idari işleme karşı açılır. Tapuda yeni kaydın oluşturulması, dava açmak için mutlaka beklenmesi gereken bir aşama değildir.
Yeni tapunun düzenlenmesini beklemek, dava açma süresini yeniden başlatmaz veya süreyi korumaz. Plan daha sonra tapuya tescil edilmiş olsa bile süre hesabında parselasyonun kesinleşme tarihi, işlemin size bildirilip bildirilmediği, ne zaman öğrenildiği ve daha önce yapılan başvurular dikkate alınır.
Tescilden sonra da parselasyon işleminin iptali istenebilir. Ancak bu durumda da dava süresinin geçip geçmediği ayrıca incelenir. Sadece yeni tapunun düzenlenmiş olması, her zaman yeni bir dava süresi başlatmaz.
Uyuşmazlığın parselasyon işleminden mi, yoksa tapu kaydından mı kaynaklandığı da doğru belirlenmelidir. Örneğin taşınmazınızın başka bir yere tahsis edilmesi, payınızın yanlış hesaplanması veya dağıtımın mevzuata aykırı yapılması parselasyon iptal davasının konusu olabilir. Buna karşılık taşınmazın kime ait olduğu, pay oranının gerçek malik bakımından ne olması gerektiği veya tapu kaydının geçersizliği tartışılıyorsa, adli yargıda tapu iptali ve tescil davası gündeme gelir. Bu iki dava farklı mahkemelerde ve farklı hukuki kurallara göre görülür.
Parselasyon iptal davasında yürütmenin durdurulması
Dava açılması idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Talep, somut belgelerle kurulmalıdır. Açık hesap hatası veya önceki kesintinin yok sayılması hukuka aykırılık yönünden; hukuken korunabilecek yapıya yönelik uygulama ya da taşınmaz üzerinde geri alınması güç tasarruflar ise zarar yönünden açıklanabilir. Bu durumların bulunması tek başına yürütmenin durdurulması kararının kabulü için garanti vermez; mahkeme iki koşulu dosyanın bütününe göre değerlendirir.
Yürütmenin durdurulması kararına itiraz süresi nedir?
İdare mahkemesinin yürütmenin durdurulması istemi hakkında verdiği karara, tebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde bölge idare mahkemesinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Bu yol, davanın sonunda verilen esas kararına karşı istinafla karıştırılmamalıdır.
Parselasyon iptal edilirse ne olur? Eski tapuya dönülür mü?
Parselasyon iptal davası ne kadar sürer?
Parselasyon iptal davasının ne kadar süreceği dosyanın içeriğine göre değişir. Mahkemenin idareden işlem dosyasını istemesi, tarafların dilekçelerini sunması, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması, bilirkişi raporuna itiraz edilmesi ve kararın istinaf veya temyiz edilmesi süreyi uzatabilir.
Parselasyon planının 30 gün askıda kalması veya dava açmak için genel olarak 60 günlük sürenin bulunması, mahkemenin davayı 30 ya da 60 gün içinde sonuçlandıracağı anlamına gelmez. Bu süreler, idari işlemin ilanı ve dava açma süresiyle ilgilidir.
İYUK’un 20. maddesinde, dosya karar verilebilecek hâle geldikten sonra davanın kural olarak en geç altı ay içinde sonuçlandırılması öngörülmüştür. Dosyanın karar verilebilecek hâle gelmesine tekemmül denir. Bu süre, dava dilekçesinin verildiği gün başlamaz ve istinaf veya temyiz aşamalarını kapsayan toplam bir süre değildir.
Bu nedenle süre değerlendirilirken davanın hangi aşamada olduğu, idari işlem dosyasının gelip gelmediği, bilirkişi veya keşif gerekip gerekmediği ve kararın kanun yoluna taşınıp taşınmadığı birlikte dikkate alınmalıdır.
Parselasyon davası masrafları ve avukatlık ücreti
Dava açılışındaki harç ve posta giderleri, sonradan gerekebilecek keşif ve bilirkişi giderleri ile avukatla kararlaştırılan ücret ayrı kalemlerdir. İşlemin kapsamı, teknik inceleme ihtiyacı ve kanun yolu aşamaları bilinmeden bütün davalar için tek bir toplam ücret verilemez.
Avukatın hukuki yardımına ilişkin sözleşme ücreti, dava sonunda karşı tarafa yüklenebilecek vekâlet ücretinden ayrıdır. Avukatlık ücretinde asgari tarife sınırı ve sözleşme koşulları dikkate alınır. Yargılama giderleri kural olarak aleyhine hüküm verilen tarafa yüklenir; kısmi haklılık ve özel hükümler sonucu değiştirebilir.
Giderleri karşılayamayan kişiler, ödeme gücü ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşullarıyla adli yardım talebini değerlendirebilir. Bu talebin kabulü için ekonomik durumu gösteren belgeler gerekir.
Parselasyon iptal davasında avukat zorunlu mu?
Dava ehliyeti bulunan kişi genel olarak davasını kendisi veya vekili aracılığıyla açıp takip edebilir; bu dava türü için genel bir avukat tutma zorunluluğu yoktur. Tüzel kişi veya temsil gerektiren hâllerde temsil yetkisi ayrıca belirlenir. Dosyada özellikle süre hesabı, doğru idare ve teknik dağıtım incelemesi için gereken çalışmanın kapsamı baştan belirlenmelidir.
Her ne kadar parselasyon iptali davası açısından avukat zorunluluğu olmasa da süreci bir imar avukatı ile yürütmenizi tavsiye ederiz.
Dava reddedilirse istinaf ve temyiz mümkün mü?
Genel parselasyon iptal davasında idare mahkemesinin esas kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. Parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar, bölge idare mahkemesi kararına karşı Danıştayda temyiz edilebilen dava grupları arasında sayılmıştır; temyiz süresi kararın tebliğinden itibaren otuz gündür.
Her ara karar veya usule ilişkin her karar aynı kanun yoluna tabi değildir. Kararın türü, kesinlik durumu ve bildirilen başvuru yolu incelenmelidir. İstinaf ve temyiz, ilk parselasyona karşı belediyeye yapılan itirazın devamı sayılarak tek süre içinde hesaplanmaz.
Parselasyon nedeniyle tazminat istenebilir mi?
İptal davası işlemin hukuka uygunluğunu denetler. İdari işlem nedeniyle kişisel hakkın ihlali ve zarar iddiası varsa tam yargı davası gündeme gelebilir. Tam yargı davası ile tazminat talep edilebilir. İşlemin iptali, her durumda belirli bir tazminatın kendiliğinden ödenmesi anlamına gelmez; zararın ve işlemle bağlantısının somutlaştırılması gerekir.
İYUK’un 12. maddesi, işlem nedeniyle doğrudan tam yargı davası, iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılması veya önce iptal davası açılıp karar sonrasında tam yargı yoluna gidilmesi seçeneklerini düzenler. Seçilen yolun süre başlangıcı ayrıca hesaplanır. Eski tapuya dönülemeyen özel durumda İmar Kanunu m.18 uyarınca değerlendirilen rayiç bedel yöntemi ise önceki bölümde açıklanan koşullara tabidir. Uzun süre kamu kullanımına ayrılma veya fiilî el atma gibi başka bir uyuşmazlık varsa, parselasyon iptaliyle aynı başvuruymuş gibi ele alınmamalıdır.
Parselasyon iptal davası için gerekli belgeler
| Belge | İncelemede cevapladığı soru |
|---|---|
| Eski ve yeni tapu kayıtları, tedavüller | Malik, alan ve hisse geçmişi nedir? |
| Dayanak uygulama imar planı ve notları | Kullanım ve yapılaşma koşulları nelerdir? |
| Onay ve itiraz kararları | Hangi kesin işlem, hangi makam tarafından tesis edilmiştir? |
| Askı ve elektronik bildirim kayıtları | İlan, öğrenme ve süre başlangıcı nasıl belirlenir? |
| Açıklama raporu ve düzenleme sınırı | Sınır ve dağıtım tercihleri nasıl gerekçelendirilmiştir? |
| DOPO hesabı ve önceki terk belgeleri | Kesinti doğru hesaplanmış mıdır? |
| Dağıtım cetvelleri ve paftalar | Hak eski yerden yeni yere nasıl taşınmıştır? |
| Ruhsat, yapı ve değerleme belgeleri | Yapının korunması, eşdeğer tahsis ve bedel koşulları sağlanmış mıdır? |
| Önceki mahkeme kararları | Yeni işlem önceki kararın gerekçesine uygun mudur? |
Belgeleri tamamlamak için beklerken dava süresinin geçtiği ihtimali gözden kaçırılmamalıdır. Süre hesabı ilk aşamada yapılmalı; eksik teknik dosyanın mahkemeden ilgili idareye getirtilmesi talebi de dava hazırlığında değerlendirilmelidir.
Bu yazı genel bir bilgilendirme yazısıdır. Somut durumunuz için bir avukatla görüşün.




