Genelİcra Hukuku

İstihkaklı Haciz Süreci ve Hacizde İstihkak Davası: İİK 96, İİK 97 ve İİK 99 Süreci

Yazar 27/09/2026No Comments30 dakikalık okuma
istihkaklı haciz prosedürü hacizde istihkak iddiası hacizde istihkak davası iik 96 iik 97 iik 99

Bu yazıda istihkaklı haciz sürecinin hukuki aşamalarını, istihkak iddiasının hukuki niteliğini ve istihkak davasını anlatacağız. Eğer “işyerime haciz geldi” diyorsanız İşyeri Haciz Rehberi yazımızı okuyabilirsiniz. O yazıda, bir işyerine haciz geldiğinde haciz esnasında süreç nasıl işler, neler yapılmalıdır onu anlatıyoruz. Evime haciz geldi diyorsanız buraya tıklayarak ev haczi yazımızı okuyabilirsiniz.

İçindekiler

Hacizde İstihkak İddiası ve İstihkaklı Haciz Süreci

Bir icra dosyasında haczedilen malın borçluya değil başka bir kişiye ait olduğu ileri sürülüyorsa istihkak iddiası ileri sürülmüş olur.  Bu tür hacizlere uygulamada istihkaklı haciz denir. 

Uygulamada özellikle şu gibi durumlarda karşılaşılır:

  • Bir şirketin işyerine hacze gidilir ve oradaki makinelerin başka bir şirkete ait olduğu söylenir. 
  • Borçlunun evindeki bazı eşyaların eşine ait olduğu ileri sürülür. 
  • Borçlunun kullandığı bir makinenin kiralık veya finansal kiralama konusu olduğu belirtilir. 
  • Ya da haciz doğrudan üçüncü kişinin işyerinde yapılmasına rağmen, alacaklı o yerdeki malların gerçekte borçluya ait olduğunu iddia eder.

Bu durumların tamamında aynı usul uygulanmaz.

Hangi tarafın dava açacağı, malın muhafaza edilip edilmeyeceği ve satışın devam edip etmeyeceği öncelikle şu sorunun cevabına bağlıdır:

Haciz anında mal kimin elindeydi?

Mal borçlunun veya borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elindeyse ağırlıklı olarak İİK m. 96–97, mal münhasıran üçüncü kişinin elindeyse ise İİK m. 99 uygulanır.

Bu ayrım oldukça önemlidir. Çünkü yanlış maddenin uygulanması, istihkak davasını açması gereken tarafın dahi değişmesine neden olabilir.

Hacizde istihkak nedir?

Hacizde istihkak, haczedilen bir mal üzerinde borçlu dışında başka bir kişinin mülkiyet veya hukuken korunabilecek başka bir hak ileri sürmesidir.

Burada önemli olan, haciz sırasında malın kimin yanında bulunduğundan çok, mal üzerinde kimin gerçekten hak sahibi olduğunun ileri sürülmesidir.

Örneğin:

  • Borçlunun evinde haczedilen televizyonun eşine ait olduğunun söylenmesi,
  • Borçlu şirketin kullandığı makinenin başka bir şirkete ait olması,
  • Üçüncü kişinin işyerinde borçlunun borcu nedeniyle malların haczedilmesi,
  • Haczedilen malın finansal kiralama konusu olması,
  • Mal üzerinde rehin, intifa veya geçerli bir mülkiyeti muhafaza hakkı bulunması

haczi istihkaklı haciz haline getirir. Yani sözün özü, bir haciz sırasında istihkak iddiası ileri sürüldüğü hallerde istihkaklı haciz söz konusudur ve duruma göre İİK 96-97 ve İİK 99 prosedürü izlenir.

Ancak istihkak iddiası ile istihkak davası aynı şey değildir.

İstihkak iddiası, haczedilen mal üzerinde üçüncü kişinin hak sahibi olduğunun icra dosyasına bildirilmesidir.

İstihkak davası ise bu iddia kabul edilmediğinde açılan davadır.

Dolayısıyla “Bu mal bana ait” şeklindeki bir beyan henüz istihkak davası açıldığı anlamına gelmez.

İstihkak iddiası nedir?

İstihkak iddiası, haczedilen bir mal üzerinde borçlunun ya da üçüncü şahsın bir mülkiyet, rehin ve başka bir ayni hakkın bulunduğunun ileri sürülmesidir. Yani kabaca “bu malı haczedemezsiniz, bu mal borçluya ait değildir, bu mal benimdir” demektir. Veya “bu malı haczedemezsiniz, bu mal benim değildir, üçüncü şahıs X’e aittir” demektir. 

İstihkaklı iddiasını kim yapar?

Haciz esnasında istihkak iddiası iki şekilde ileri sürülebilir: 

  • Borçlu, üçüncü kişi lehine istihkak iddiası ileri sürer. Yani “bu malı haczedemezsiniz, evet ben borçluyum ama bu mal benim değil, X kişisinin” demiş olur.
  • Üçüncü kişi kendi adına istihkak iddiası ileri sürer. Yani “bu malı borçluya ait olduğu zannıyla veya iddiasıyla haczediyorsunuz ama bu mal onun değil, bu mal benimdir” demiş olur.

Hacizde istihkak hangi kanun maddelerinde düzenlenmiştir?

Hacizde istihkakın temel hükümleri İcra ve İflas Kanunu’nun 85, 96, 97, 97/a, 98 ve 99. maddelerinde yer almaktadır.

Özellikle üç düzenleme önem taşır:

İİK m. 96, istihkak iddiasının nasıl ileri sürüleceğini ve alacaklı ile borçluya yapılacak bildirimi düzenler.

İİK m. 97, haczedilen malın borçlunun elinde veya borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elinde olduğu durumlarda uygulanacak usulü belirler.

İİK m. 99 ise malın münhasıran üçüncü kişinin elinde olduğu durumlarda uygulanır.

Bu iki yol arasında önemli farklar vardır. En önemlisi şudur: İİK m. 97’de istihkak davasını kural olarak üçüncü kişi açarken, İİK m. 99’da davayı alacaklı açar.

Borçlu istihkak iddiasında bulunabilir mi?

Evet. Borçlu, haczedilen malın kendisine değil üçüncü kişiye ait olduğunu söyleyebilir.

Örneğin haciz sırasında: “Bu makine benim değil, XYZ Ltd. Şti.’ye aittir.” veya “Bu televizyon eşime aittir.” şeklinde istihkak iddiasında bulunabilir. Ancak mümkünse bu beyan genel bir şekilde kalmamalı ve somut belgelerle ve faturalarla desteklenmelidir. 

“Bu haczedilen malların tamamı şu kişiye aittir” gibi genel bir iddia yerine hangi malın kime ait olduğu açıkça belirtilmelidir.

Örneğin: “ABC marka, X model, 123456 seri numaralı makine XYZ Ltd. Şti.’ye aittir.” şeklindeki bir beyan çok daha sağlıklıdır.

Borçlunun üçüncü kişi lehine yaptığı bu açıklama önemlidir. Ancak üçüncü kişinin kendi hakkını ayrıca takip etmesi gerekir.

Başka bir ifadeyle, borçlunun istihkak iddiasında bulunması üçüncü kişinin bundan sonra hiçbir işlem yapmadan bekleyebileceği anlamına gelmez.

Özellikle üçüncü kişi haczi öğrendikten sonra yedi günlük süre içerisinde kendi adına istihkak iddiasını icra dosyasına sunmalıdır.

Haciz sırasında istihkak iddiası nasıl yapılır?

İstihkak iddiası haciz sırasında sözlü olarak ileri sürülebilir. Ancak sözlü beyan mutlaka haciz tutanağına geçirilmelidir.

Uygulamada haciz tutanağında mümkün olduğunca şu bilgilerin bulunması yararlıdır:

  • Üçüncü kişinin adı veya şirket unvanı,
  • T.C. kimlik veya vergi numarası,
  • Hangi mal üzerinde hak ileri sürüldüğü,
  • Malın marka, model ve seri numarası,
  • Malın kime ait olduğu,
  • Hangi hakka dayanıldığı,
  • Malın neden haciz adresinde bulunduğu,
  • Varsa fatura ve sözleşmeler,
  • Banka ödeme kayıtları,
  • Envanter veya ticari defter kayıtları,
  • Haciz mahallinin kimin tarafından kullanıldığı.

Haciz tutanağının imzalanmadan önce dikkatlice okunması önemlidir. Çünkü daha sonra ortaya çıkabilecek istihkak uyuşmazlığında haciz anındaki fiilî durumu gösteren en önemli belgelerden biri bu tutanaktır.

Üçüncü kişi hacizde yoksa ne yapmalıdır?

Haciz sırasında üçüncü kişi bulunmuyorsa istihkak hakkı ortadan kalkmaz. Ancak üçüncü kişinin haczi öğrendikten sonra gecikmeden icra dosyasına başvurması gerekir. İİK m. 96/3 uyarınca üçüncü kişinin, haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde istihkak iddiasında bulunması önemlidir.

Bu nedenle: “Bana henüz tebligat gelmedi.” düşüncesiyle beklemek riskli olabilir.

Çünkü bazı durumlarda üçüncü kişinin haczi fiilen öğrendiği tarih esas alınabilir.

Örneğin üçüncü kişinin:

  • haciz tutanağını görmesi,
  • hacizli malların muhafaza altına alındığını öğrenmesi,
  • icra dosyasına vekâletname sunması,
  • haciz işlemine ilişkin başka bir belgeye ulaşması

haczi öğrendiğinin kabul edilmesine yol açabilir. Bu nedenle hacze muttali olan yani haberdar olan üçüncü kişinin dosyayı aynı gün veya mümkün olan en kısa sürede incelemesi gerekir.

İİK 97 ile İİK 99 arasındaki fark nedir?

Hacizde istihkak uyuşmazlıklarının merkezindeki ayrım budur.

Basit şekilde ifade etmek gerekirse:

Mal borçlunun elindeyse: İİK m. 96–97

Haczedilen mal borçlunun elindeyse veya borçlu ile üçüncü kişi malı birlikte kullanıyorsa kural olarak İİK m. 96–97 uygulanır.

Bu durumda istihkak davasını genellikle üçüncü kişi açar.

Mal üçüncü kişinin elindeyse: İİK m. 99

Haczedilen mal yalnızca üçüncü kişinin fiilî hâkimiyetindeyse ve üçüncü kişi malın kendisine ait olduğunu ileri sürüyorsa İİK m. 99 uygulanır.

Bu durumda istihkak davasını açma yükümlülüğü alacaklıya aittir.

Dolayısıyla haczin üçüncü kişinin işyerinde yapılması veya malın üçüncü kişinin kullanımında olması, davayı kimin açacağı bakımından son derece önemli olabilir.

Malı kimin elinde bulundurduğu nasıl belirlenir? İİK 97 veya İİK 99 nasıl belirlenir?

İstihkak dosyalarında yalnızca “Mal kime ait?” sorusu sorulmaz.

Önce genellikle:

Haciz sırasında mal kimin fiilî hâkimiyetindeydi?

sorusunun cevabı aranır.

İİK m. 97/a uyarınca taşınır malı elinde bulunduran kişi malik sayılır.

Borçlu ile üçüncü kişi malı birlikte elinde bulunduruyorsa ise kural olarak mal borçlunun elinde kabul edilir.

Ancak zilyetlik yalnızca kapıdaki tabelaya veya kira sözleşmesine bakılarak belirlenmez.

Örneğin bir işyerinde şu unsurlar birlikte incelenebilir:

  • Ticaret sicili kayıtları,
  • Vergi kayıtları,
  • Kira sözleşmesi,
  • Elektrik, su ve internet abonelikleri,
  • İşyerindeki tabela,
  • Şirket logoları,
  • İşyerinde çalışan personel,
  • SGK kayıtları,
  • Bilgisayar ve ticari evraklar,
  • Anahtarın kimde olduğu,
  • İşyerini fiilen kimin yönettiği,
  • Borçlunun orada bulunma sebebi,
  • Haczedilen malların hangi şirketin envanterinde bulunduğu.

Dolayısıyla haciz sırasında borçlunun işyerinde bulunması, tek başına bütün malların borçluya ait olduğunu göstermez.

Örneğin Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.02.2026 tarihli E. 2025/8733, K. 2026/1066 sayılı kararında; üçüncü kişinin ticaret sicili adresinde yapılan hacizde borçlunun orada çalışan olması, taraflar arasındaki akrabalık veya bazı eski belgelerin bulunması tek başına İİK m. 96–97 uygulanması için yeterli görülmemiştir:

“…Şikayete konu haciz, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmadığı gibi üçüncü kişi şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapılmıştır. Haciz de üçüncü kişi şirket ortağı hazır bulunmuştur. Haciz mahallinde bulunan evraklardan bir kısmı güncel olmadığı gibi borçlunun ortağı olduğu dayanak icra dosya borçlusu olmayan farklı bir şirkete ait evraklar olduğu görülmüştür. Bu durumda, mahcuzun borçlu elinde bulunmayıp haciz sırasında üzerinde mülkiyet iddia eden 3. şahıs elinde olduğunu kabulü gerekir. Borçlunun haciz mahallinde sigortalı işçi olarak çalışması, akrabalık bağı ve bulunan evrakların borçlu ile üçüncü kişi arasında danışıklı işlem yapılıp yapılmadığı hususlarında değerlendirilmesinin istihkak davasında mümkün olduğu anlaşıldığından, şikayetin kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir…” (Yargıtay 12. H. D. 2025/8733 E. 2026/1066 K.)

İİK m. 96–97 süreci nasıl işler?

Mal borçlunun elindeyse veya borçlu ile üçüncü kişi birlikte zilyetse süreç genel olarak şu şekilde işler.

1. İstihkak iddiası ileri sürülür

Borçlu veya üçüncü kişi haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğunu bildirir.

Bu iddia haciz sırasında yapılmışsa haciz tutanağına geçirilir.

Haciz sonradan öğrenilmişse üçüncü kişi yedi günlük süre içerisinde icra dairesine dilekçe verebilir.

2. Alacaklı ve borçluya bildirim yapılır

İcra dairesi istihkak iddiasını alacaklı ve borçluya bildirir.

Bu kişilerin bildirimden itibaren üç gün içinde itiraz etme hakkı vardır.

İtiraz edilmezse istihkak iddiası, itiraz etmeyen kişi bakımından kabul edilmiş sayılır.

3. İtiraz varsa dosya icra mahkemesine gönderilir

Alacaklı veya borçlu istihkak iddiasına itiraz ederse icra müdürlüğü dosyayı icra mahkemesine gönderir.

Mahkeme bu aşamada öncelikle takibin:

  • devamına veya
  • ertelenmesine (takibin taliki)

karar verir.

Bu karar henüz mülkiyet uyuşmazlığını kesin olarak çözen karar değildir.

4. Üçüncü kişinin 7 günlük dava süresi başlar

İcra mahkemesinin takip hakkında verdiği kararın üçüncü kişiye tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde istihkak davası açılması gerekir.

Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Üçüncü kişi süresinde dava açmazsa aynı takip bakımından alacaklıya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılabilir.

İİK m. 99 süreci nasıl işler?

Mal münhasıran üçüncü kişinin elindeyse durum değişir.

Bu durumda İİK m. 99 uygulanır.

Süreç genel olarak şöyledir:

  1. Haciz yapılır.
  2. Üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunur.
  3. Üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse mal kural olarak bulunduğu yerde bırakılır.
  4. İcra dairesi alacaklıya yedi gün içinde istihkak iddiasının reddi davası açması için süre verir.
  5. Alacaklı süresinde dava açmazsa üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır.
  6. Alacaklı dava açarsa istihkak davası sonuçlanıncaya kadar satış yapılamaz.

Buradaki önemli noktalardan biri de icra dairesinin alacaklıya yaptığı ihtardır.

İcra dairesinin yalnızca “Yedi gün içerisinde dava açabilirsiniz.” demesi yeterli değildir.

Ayrıca süresinde dava açılmazsa üçüncü kişinin istihkak iddiasının kabul edilmiş sayılacağı da ihtarda belirtilmelidir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.06.2025 tarihli E. 2025/1837, K. 2025/4650 sayılı kararında bu husus açıkça vurgulanmıştır:

“…Somut olayda, icra müdürlüğünce 29.07.2019 tarihinde alacaklı tarafa dava açmak üzere yedi günlük süre verilmiş ise de, ihtarat yapılmamış olduğundan icra müdürlüğünce verilen karar hukuki sonuç doğurmaya elverişli görülmemiştir.

Öte yandan, İİK’nın 97-99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet başvurusu yedi günlük dava açma süresini kesmez…”

İcra müdürlüğünün İİK m. 97 veya m. 99 kararında hata varsa ne olur?

Uygulamada en önemli sorunlardan biri budur.

Örneğin haciz üçüncü kişinin işyerinde yapılmasına ve mal münhasıran üçüncü kişinin elinde bulunmasına rağmen icra müdürlüğü İİK m. 97’nin uygulanmasına karar verebilir. Böyle bir durumda üçüncü kişiye dava açma yükümlülüğü yüklenmiş olur. Oysa İİK m. 99 uygulanması gerekiyorsa davayı alacaklının açması gerekir.

Bu nedenle yanlış m. 97/m. 99 uygulamasına karşı icra mahkemesinde şikâyet yoluna başvurulabilir.

Şikâyet süresi kural olarak işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gündür.

Ancak burada çok önemli bir ayrıntı vardır:

Şikâyet başvurusu, istihkak davası açma süresini kendiliğinden durdurmaz.

Bu nedenle yalnızca şikayet davası açıp şikayet davasının sonucunu beklemek ciddi hak kaybına yol açabilir. Somut olayın özelliklerine göre hem şikâyet hem de istihkak davasının birlikte açılması gerekebilir.

İstihkak davasında 7 günlük süre ne zaman başlar?

İstihkak davalarında “7 günlük süre” denildiğinde tek bir süre anlaşılmamalıdır.

Çünkü farklı işlemler bakımından farklı yedi günlük süreler vardır.

Haczi sonradan öğrenen üçüncü kişi

Yani haciz anında haciz mahalinde kimse yok ve üçüncü kişi hacizden daha sonra haberdar oldu. Haczi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde istihkak iddiasında bulunmalıdır.

İİK m. 97 kapsamında üçüncü kişi

İcra mahkemesinin takibin devamı veya ertelenmesi hakkındaki kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde istihkak davası açmalıdır.

İİK m. 99 kapsamında alacaklı

İcra dairesinin verdiği usulüne uygun süreden itibaren 7 gün içerisinde üçüncü kişi aleyhine dava açmalıdır.

İcra memuru işlemini şikâyet

Kural olarak işlemin öğrenilmesinden itibaren 7 gün içerisinde yapılır.

Bu sürelerin birbirine karıştırılması istihkak dosyalarında en sık karşılaşılan hatalardan biridir.

Özellikle tebligat tarihi, elektronik tebligat, tefhim, hafta sonu ve resmî tatiller süre hesabını değiştirebilir.

Bu nedenle somut dosyada UYAP kayıtları ve tebliğ evrakı görülmeden kesin son gün hesabı yapılmamalıdır.

İstihkak davası hangi mahkemede açılır?

Hacizde istihkak davalarında görevli mahkeme icra mahkemesidir.

Dava genel olarak:

  • asıl icra takibinin bulunduğu yer icra mahkemesinde veya
  • davalının yerleşim yeri icra mahkemesinde

açılabilir.

Burada özellikle talimat haczi ile karşılaşıldığında dikkatli olunmalıdır.

Haczin başka bir şehirde talimat icra dairesi tarafından yapılmış olması, istihkak davasının mutlaka o şehirde açılacağı anlamına gelmez.

Asıl icra dosyasının bulunduğu yer ve tarafların yerleşim yerleri ayrıca incelenmelidir.

İstihkak davasını kim açar?

Bu sorunun cevabı İİK 97 ve İİK 99 ayrımına bağlıdır.

İİK m. 96–97 uygulanıyorsa

Davacı kural olarak üçüncü kişidir.

Davalı ise istihkak iddiasına karşı çıkan alacaklıdır.

Borçlu da üçüncü kişinin iddiasına karşı çıkıyorsa somut olayın özelliklerine göre borçlunun da davalı gösterilmesi gerekebilir.

İİK m. 99 uygulanıyorsa

Davayı alacaklı açar.

Davalı üçüncü kişidir.

Bu nedenle yanlış m. 97/m. 99 uygulaması, yanlış kişinin dava açmasına ve yedi günlük hak düşürücü sürenin kaçırılmasına kadar gidebilecek ciddi sonuçlar doğurabilir.

İstihkak davasında ispat yükü kimdedir?

İspat yükü yalnızca kimin davacı olduğuna göre belirlenmez.

Haciz anındaki zilyetlik ve kanuni karineler önemlidir.

Mal borçlunun elindeyse

İİK m. 97/a’daki mülkiyet karinesi borçlu lehine işler.

Bu nedenle üçüncü kişinin malın kendisine ait olduğunu güçlü bir delil zinciriyle göstermesi gerekir.

Örneğin:

  • Fatura,
  • Banka ödeme kaydı,
  • Ticari defter,
  • Envanter kaydı,
  • Seri numarası,
  • Garanti belgesi,
  • Servis kaydı,
  • Sigorta kaydı

birlikte sunulabilir.

Mal üçüncü kişinin elindeyse

Zilyetlik karinesi üçüncü kişi lehine çalışır.

Bu durumda alacaklı, görünürde üçüncü kişiye ait olan malın gerçekte borçluya ait olduğunu veya üçüncü kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem bulunduğunu ispatlamaya çalışır.

Fatura istihkak davasını kazanmak için yeterli midir?

Tek başına fatura çoğu zaman yeterli değildir.

Uygulamada şu sorular önem taşır:

  • Fatura ne zaman düzenlenmiştir?
  • Hacizden önce mi, sonra mı?
  • Malın marka ve modeli faturada yazıyor mu?
  • Seri numarası var mı?
  • Fatura bedeli gerçekten ödenmiş mi?
  • Ödeme banka kaydıyla görülüyor mu?
  • Mal üçüncü kişinin ticari defterinde kayıtlı mı?
  • Envanter veya amortisman listesinde bulunuyor mu?
  • Faturadaki mal ile haczedilen mal aynı mı?
  • Mal neden borçlunun adresinde bulunuyor?

Örneğin haczedilen makinenin seri numarası ile faturadaki seri numarası aynıysa, ödeme banka üzerinden yapılmışsa ve makine üçüncü kişinin envanterinde kayıtlıysa delil zinciri çok daha güçlü hâle gelir.

Buna karşılık hacizden hemen önce düzenlenen ve “1 adet makine” gibi genel ifadeler içeren bir fatura tek başına yeterli olmayabilir.

Şirket adına istihkak iddiasını kim yapabilir?

Şirketler açısından en önemli konulardan biri temsil yetkisidir.

Şirket adına istihkak iddiasını:

  • şirketi temsile yetkili kişi

veya

  • usulüne uygun vekâletnameye sahip avukat

ileri sürmelidir.

Şirket çalışanı, muhasebeci veya işyeri sorumlusunun şirkette çalışıyor olması tek başına temsil yetkisi vermez.

Haciz sırasında yetkisiz bir çalışan “bu mallar X şirketine aittir” demiş olsa bile bu beyan her durumda geçerli bir istihkak iddiası olarak kabul edilmeyebilir. Bu nedenle şirket yetkilisi veya avukatı yedi günlük süre dolmadan ayrıca dosyaya başvurmalıdır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13.02.2025 tarihli E. 2024/6331, K. 2025/1087 ve 19.11.2025 tarihli E. 2025/4554, K. 2025/7406 sayılı kararlarında temsil yetkisinin önemi özellikle vurgulanmıştır:

“…Somut olayda, dava konusu 29.09.2021 tarihinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişi yararına şirket yetkilisi olduğunu beyan eden … istihkak iddiasında bulunmuş ise de, ticaret sicil kayıtlarına göre anılan şahsın davacı 3. kişi şirketin yetkilisi veya ortağı olmadığı anlaşılmıştır. Davacı 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunan şahsın, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili değildir. Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nın 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır. Davacı üçüncü kişi temyiz aşamasında, 3. kişi şirket adına istihkak iddiasında bulunan … isimli şahsın vekaletname ile şirketi en geniş kapsamlı şekilde temsile yetkili kılındığını iddia ederek vekaletnameyi eklemiştir. Anılan vekaletnamenin tetkikinde, istihkak iddiasında bulunan şahsın sınırlı yetkili ticari vekil olduğu, anılan şahsa 3. kişi adına dava açma, açılmış davayı takip etme veya istihkak iddiasında bulunma gibi özel bir yetki verilmediği görülmüştür. Buna göre, anılan şahsın 3. kişi adına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir…” (Yargıtay 12. H.D. E. 2024/6331, K. 2025/1087)

“…Somut olayda, haciz mahallinde bulunan …, “Buradaki şirket babamın üzerine kayıtlıdır. İş … ve … San. Ve Tic. Limited Şirketi adına bir işletmedir. … Şti’ye aittir, bu mahalde … Çimentonun yeridir” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davaya konu hacizde hazır bulunan üçüncü kişi şirket ortağının oğlu tarafından istihkak iddiasında bulunulmuş olup anılan şahsın üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren, İİK’nun 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır…” (Yargıtay 12. H. D. E. 2025/4554, K. 2025/7406)

Haciz, muhafaza ve satış arasındaki fark nedir?

Bu üç işlem birbirinden farklıdır.

Haciz, malın icra takibi kapsamında hukuken bağlanmasıdır.

Muhafaza, malın bulunduğu yerden alınarak yediemine teslim edilmesi veya başka şekilde güvence altına alınmasıdır.

Satış ise haczedilen malın paraya çevrilmesidir.

İstihkak iddiasında bulunulması haczi kendiliğinden kaldırmaz.

Bu nedenle üçüncü kişi yalnızca haczin kaldırılmasını talep etmekle yetinmemelidir.

Somut olayın durumuna göre:

  • muhafazanın önlenmesi,
  • takibin ertelenmesi,
  • satışın durdurulması,
  • satış yapılmışsa bedelin alacaklıya ödenmemesi

ayrıca talep edilebilir.

Haczedilen mal satılmışsa ne olur?

Malın satılmış olması her durumda istihkak hakkını sona erdirmez.

Özellikle üçüncü kişiye istihkak iddiasında bulunma imkânı verilmemiş ve satış bedeli henüz alacaklıya ödenmemişse İİK m. 97/9 kapsamında satış bedeli üzerinde istihkak talebi gündeme gelebilir.

Ancak satış bedeli alacaklıya ödenmişse durum daha karmaşık hâle gelir.

İstirdat, sebepsiz zenginleşme veya başka hukuki yollar gündeme gelebilir.

Bu nedenle üçüncü kişinin satış yapıldıktan sonra beklemesi yerine, satış ve ödeme gerçekleşmeden önce gerekli koruyucu taleplerde bulunması çok daha güvenlidir.

İstihkak davasında tazminat var mı?

Evet. İİK m. 97 kapsamında hem üçüncü kişi hem de haksız itiraz eden alacaklı veya borçlu bakımından tazminat gündeme gelebilir.

Takip ertelenmiş ancak üçüncü kişinin istihkak davası reddedilmişse, kanundaki koşulların oluşması hâlinde üçüncü kişi alacaklının gecikmeden kaynaklanan zararından sorumlu olabilir.

Bu tazminat belirli hâllerde ertelenen miktarın yüzde yirmisinden az olamaz.

Buna karşılık üçüncü kişinin davası kabul edilir ve alacaklı veya borçlunun istihkak iddiasına kötü niyetle itiraz ettiği tespit edilirse, haczedilen mal değerinin yüzde on beşinden az olmamak üzere tazminata hükmedilebilir.

Şirket ortağının borcu nedeniyle şirket malları haczedilebilir mi?

Kural olarak hayır. Bir sermaye şirketi ile ortağı birbirinden ayrı hukuk kişileridir.

Ortağın şahsi borcu nedeniyle şirketin:

  • makineleri,
  • stokları,
  • araçları,
  • kasası

doğrudan haczedilemez.

Borçlunun şirketteki payının haczi ise ayrı bir konudur.

Ancak alacaklı, şirketin görünüşte üçüncü kişi olduğunu, malların gerçekte borçluya ait bulunduğunu veya şirketin mal kaçırmak amacıyla kullanıldığını ileri sürüyorsa muvazaa ve organik bağ iddiaları incelenebilir.

Unutulmamalıdır ki, her ne kadar kural olarak şirket ortağının borcu nedeniyle şirket malları haczedilemezse de, uygulamada bazı istihkaklı hacizlerde şirket ortağının borcundan dolayı şirketin taşınır malları haczedilebilmektedir. Özellikle mahalde borçlu şahsa ait nitelikli muhasebesel evraklar bulunması gibi hususlar bu malların haczine imkan vermektedir. O sebeple eğer işyerinize haciz geldiyse mutlaka bir icra avukatı ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Eşin malları borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilir mi?

Eşlerin birlikte yaşadığı konutta zilyetlik konusu daha karmaşık olabilir.

Borçlunun bu evde yaşadığından bahisle her bir eşyanın direkt olarak borçluya ait olduğu söylenemez.

Özellikle:

  • eşyanın kim tarafından satın alındığı,
  • ödeme kaydı,
  • edinim tarihi,
  • kullanım biçimi,
  • eşyanın niteliği

önem taşır.

Eşin kişisel kullanımına özgü veya mesleğine ait eşyalar bakımından ayrıca değerlendirme yapılır.

Ancak borçlunun sırf malların haczini engellemek için “Bu eşyalar eşimindir” gibi genel bir beyanı çoğu zaman yeterli olmaz.

Bu beyanın malın kime ait olduğunu gösteren belgelerle desteklenmesi gerekir.

Kiralık makine haczedilirse ne yapılmalıdır?

Borçlunun işyerindeki makine başka bir kişiden kiralanmışsa malik üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunabilir.

Ancak yalnızca kira sözleşmesinin sunulması yeterli olmayabilir.

Mümkünse:

  • kira sözleşmesi,
  • makinenin faturası,
  • teslim tutanağı,
  • banka ödemeleri,
  • makinenin seri numarası,
  • envanter kayıtları

birlikte sunulmalıdır.

Malın neden borçlunun işyerinde bulunduğunun hukuken ve ticari olarak açıklanabilir olması önemlidir.

Finansal kiralama yani leasing konusu mal haczedilebilir mi?

Finansal kiralama konusu mallar açısından 6361 sayılı Kanun’da özel düzenleme bulunmaktadır.

Kiracı aleyhine icra takibi yapılması hâlinde icra memuru finansal kiralama konusu malı takip dışında bırakır.

Bu karara karşı yedi gün içerisinde itiraz mümkündür.

Finansal kiralama sözleşmesinin ilgili kayıtlarda bulunması ve haczedilen malın gerçekten sözleşme kapsamındaki mal olduğunun gösterilmesi gerekir.

Bu düzenleme sıradan kira sözleşmeleriyle aynı değildir.

Araçlarda istihkak nasıl değerlendirilir?

Trafik siciline kayıtlı araçlarda yalnızca aracın fiilen kim tarafından kullanıldığına bakılmaz.

Araç mülkiyetinde noter satış sözleşmesi ve trafik sicili önem taşır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.06.2025 tarihli E. 2025/1837, K. 2025/4650 sayılı kararında da trafik siciline kayıtlı araçlarda İİK m. 97/a’daki sıradan taşınır zilyetliği karinesinin doğrudan uygulanamayacağı belirtilmiştir.

İstihkak ile haczedilmezlik aynı şey midir?

Hayır.

İstihkak, haczedilen malın borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğunun ileri sürülmesidir.

Haczedilmezlik ise mal borçluya ait olmasına rağmen kanun gereği haczedilemeyeceğinin ileri sürülmesidir.

Örneğin:

“Bu makine bana ait değil, başka şirketin.”

iddiası istihkaktır.

“Bu araç benim mesleğimi sürdürebilmem için zorunludur ve haczedilemez.”

iddiası ise haczedilmezlik şikâyetidir.

İstihkak ile aşkın haciz aynı şey midir?

Hayır.

Aşkın hacizde sorun malın kime ait olduğu değildir.

Borçlunun borcunu, faiz ve masrafları açıkça aşacak miktarda mal haczedilmiş olması ileri sürülür.

Dolayısıyla:

“Bu mal bana ait değil.”

ile

“Borcumdan çok daha fazla mal haczedildi.”

tamamen farklı hukuki iddialardır.

Hacizde istihkak bakımından üçüncü kişi ne yapmalıdır?

Haczin öğrenilmesinden sonra üçüncü kişinin mümkünse şu sırayla hareket etmesi gerekir:

  1. Haciz tarihini ve haczi ne zaman öğrendiğini belirlemek.
  2. İcra dosyasını ve haciz tutanağını incelemek.
  3. Haczedilen malların listesini çıkarmak.
  4. Her malın marka, model ve seri numarasını tespit etmek.
  5. Fatura ve ödeme kayıtlarını toplamak.
  6. Ticari defter ve envanter kayıtlarını incelemek.
  7. Malın neden haciz adresinde bulunduğunu açıklayan belgeleri hazırlamak.
  8. Haciz anında malın kimin zilyetliğinde olduğunu belirlemek.
  9. İİK m. 97 mi yoksa m. 99 mu uygulanması gerektiğini kontrol etmek.
  10. Yedi günlük süreleri ayrı ayrı takip etmek.
  11. Gerekirse yanlış icra işlemi hakkında şikâyette bulunmak.
  12. Muhafaza ve satış riskine karşı gerekli talepleri ileri sürmek.

Sık Sorulan Sorular

Hacizde istihkak süresi kaç gündür?

Olayın niteliğine göre değişmekle birlikte istihkak uyuşmazlıklarında en önemli süre 7 gündür.

Ancak sürenin hangi tarihten başlayacağı her durumda aynı değildir.

Haczin öğrenilmesi, icra mahkemesi kararının tefhimi veya tebliği ya da icra dairesinin verdiği süre başlangıç tarihi olabilir.

İstihkak iddiasında bulununca haciz kalkar mı?

Hayır.

İstihkak iddiası haczi otomatik olarak kaldırmaz.

İddianın kabul edilmesi, karşı tarafın süresinde dava açmaması veya mahkeme kararı gibi sonraki işlemler gerekir.

İstihkak davası satışı durdurur mu?

Her durumda otomatik olarak durdurmaz.

İİK m. 97 ve m. 99 bakımından satışın sonucu farklıdır.

Bu nedenle somut dosyada satışın durumu ayrıca kontrol edilmelidir.

İstihkak davasında görevli mahkeme hangisidir?

İcra mahkemesidir.

İstihkak davasını borçlu açabilir mi?

Hakkın sahibi üçüncü kişiyse davayı kural olarak üçüncü kişi açar.

Borçlunun haciz sırasında üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunması mümkündür ancak bu durum borçluyu otomatik olarak hak sahibi yapmaz.

İstihkak için fatura yeterli mi?

Çoğu zaman tek başına yeterli değildir.

Faturanın ödeme kaydı, ticari defterler, envanter ve haczedilen malın seri numarası gibi başka delillerle desteklenmesi gerekir.

İcra müdürlüğü İİK m. 97 yerine m. 99 uygulamalıydıysa ne yapılabilir?

Yanlış icra memuru işlemine karşı icra mahkemesinde şikâyet yoluna başvurulabilir.

Ancak şikâyet başvurusu istihkak davasının yedi günlük süresini kendiliğinden durdurmadığından dava süresi ayrıca korunmalıdır.

Şirket çalışanı şirket adına istihkak iddiasında bulunabilir mi?

Şirketi temsil yetkisi yoksa yaptığı beyan geçerli kabul edilmeyebilir.

Şirket yetkilisi veya vekili süresi içinde ayrıca başvurmalıdır.

Sonuç

Hacizde istihkak uyuşmazlıklarında en kritik mesele, haczedilen malın yalnızca kime ait olduğunun söylenmesi değildir.

Dosyanın sonucu çoğu zaman şu üç soruya bağlıdır:

Mal haciz anında kimin elindeydi?

İstihkak iddiası yetkili kişi tarafından ve süresi içinde ileri sürüldü mü?

Üçüncü kişinin mülkiyet veya diğer hakkı hangi belgelerle ispatlanabiliyor?

Özellikle İİK m. 97 ile İİK m. 99 arasındaki ayrım önemlidir. Çünkü bu ayrım, istihkak davasını kimin açacağını ve hacizli malın satış sürecinin nasıl devam edeceğini doğrudan etkiler.

Hacizden sonra beklemek veya yalnızca icra müdürlüğünün yapacağı işlemleri takip etmek bazı dosyalarda hak kaybına yol açabilir.

Bu nedenle haciz tutanağının, tebligatların, UYAP kayıtlarının ve mülkiyet belgelerinin birlikte incelenmesi gerekir.

Her haciz dosyasının zilyetlik yapısı, tebligatları ve delilleri farklı olduğundan, istihkak sürecinde süre ve dava stratejisi somut icra dosyasına göre belirlenmelidir.

 

Yorum yaz