1. TCK 184 – İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu ve Cezası Nedir?
İmar kirliliğine neden olma suçu TCK m. 184’te düzenlenen, temel hali 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası yaptırımı öngörülen bir suç türüdür. Ruhsatsız bina yapmak veya yaptırmak bu suç kapsamında yargılanmanıza sebep olur.
İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sistematiğinde Topluma Karşı Suçlar > Çevreye Karşı Suçlar başlığı altında 184’üncü maddede düzenlenmiştir. Kanunkoyucu, bu suça karşılık bir ceza ihdas etmekle her bir yurttaşın planlı, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını korumuş olmaktadır.
2. Yasal Düzenleme (TCK m.184)
İmar kirliliğine neden olma
Madde 184- (1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
(6) (Ek: 29/6/2005 – 5377/21 md.) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.
Kanunun düzenlenmesinden, her ne kadar İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu tek bir suçmuş gibi görünse de, TCK madde 184’ün gerekçesine göre, aslında aynı madde içerisinde üç farklı suç düzenlenmiştir.
- Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak
- Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek
- Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etmek
2.1. Yapı Ruhsatiyesi Alınmadan veya Ruhsata Aykırı Olarak Bina Yapmak veya Yaptırmak Suçu (TCK 184/1)
2.1.1. Kimler Bu Suçu İşleyebilir? Suçun Fail Unsuru
Maddenin ilk fıkrasındaki suç tipi yani Yapı Ruhsatiyesi Alınmadan veya Ruhsata Aykırı Olarak Bina Yapmak veya Yaptırmak Suçu herkes tarafından işlenebilen bir suçtur.
(İmar hukukunda yapı ve yapı ruhsatı nedir? yazımıza linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.)
Madde gerekçesine ve çeşitli içtihatlara göre, yalnızca binayı yapan müteahhit veya yaptıran inşaat sahibi değil, inşaatta çalışan usta, kalfa, hatta işçiler de bu suçun faili olabilir. Ancak elbette bunun için bu kişilerin, inşa edilen binanın ruhsatsız veya imar planına aykırı olarak yapıldığını bilmeleri gerekir. Zira bu suç ancak kasten işlenebilen bir suçtur.
“Sanık …’ın, diğer sanık …’a ait tek katlı inşaatta ücretli çalışan inşaat ustası olduğuna yönelik savunması karşısında; inşaatın ruhsatsız ve imar planına aykırı olduğunu bilerek hareket ettiğine dair, kanıtların nelerden ibaret olduğu, yöntemince tartışılıp ortaya konulmadan, yetersiz gerekçe ile hükümlülük kararı verilmesi,(Yargıtay 4. CD 13.02.2012 tarih 2010/27045 E. ve 2012/2535 K. sayılı ilamı)
Gerekçede, kontrol ve denetim hizmeti veren teknik kişilerin (örn: yapı denetim firmaları) de bu suçtan dolayı fail sıfatıyla cezalandırılacağı söylenmiştir. Ancak bu husus kanun maddesinde lafzen geçmediğinden, suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği bu kişilerin suçlanmaması gerekir. Ancak bu kişilerin TCK 257 bağlamında “görevi kötüye kullanma” ile suçlanması gündeme gelebilir.
2.1.2. Suçun Mağduru
Bu suçun mağduru toplumu oluşturan bireyler, yani gerçek kişilerdir. Ruhsat vermeye yetkili olan ilgili belediye veya valilik ise suçtan zarar gören olarak kabul edilir. Bu bağlamda kamu davasına katılma hakları vardır.
2.1.3. Hangi Eylemler Bu Suçu Oluşturur? Suçun Fiil ve Konu Unsuru
Öncelikle, bu kanun bağlamında kanunkoyucu yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsata aykırı olarak yapılan “bina”yı suçun konusu olarak belirlemiştir. Her bina bir yapıdır, ancak her yapı bir bina değildir. Bu sebeple ruhsatsız veya ruhsata aykırı olsa bile yapı niteliğindeki inşalar bu suç kapsamında değildir. Örnek vermek gerekirse, bahçe duvarı, pergola, sundurma, su kanalı, su kuyusu, ahşap direk, çatı gibi yapılar İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunu oluşturmaz zira bu yapılar bina niteliğinde değildir. Ancak elbette bu tür ruhsatsız yapılar için İmar Kanunu 32. ve 42. maddelerinde düzenenlenen yıkım ve idari para cezası (imar para cezası) söz konusu olacaktır.
Kaçak kat çıkmak, taşkın yapı hali, inşaatın komşu parsellere taşması, çekme mesafesine dikkat edilmeyen inşaatın yol, yeşil alan, otopark gibi alanlara taşması bu suçu oluşturur. Yani bu eylemlerden dolayı kişi, hem İmar Kanunu bağlamında yıkım ve idari para cezasına hem de TCK bağlamında imar kirliliğine neden olma suçuna muhatap olur.
2.2. Yapı Ruhsatiyesi Olmadan Başlatılan İnşaatlar Dolayısıyla Kurulan Şantiyelere Elektrik, Su veya Telefon Bağlantısı Yapılmasına Müsaade Etme Suçu (TCK 184/2)
2.1.1. Kimler Bu Suçu İşleyebilir? Suçun Fail Unsuru
Bu suç özgü bir suçtur, yani bu suçun faili herkes olamaz. Elektrik, su veya telefon bağlantısını yapan kurumun (örneğin TEDAŞ, İSKİ vb.) yetkili personeli ancak bu suçu işleyebilir. Zira bu işlemler için sadece bu kişiler yetkilidir ve kanun bağlamında hukuksuz bir duruma müsaade etme durumunu bu kişiler gerçekleştirmektedir.
Ancak bu suç bağlamında, ilgili idarelerin/kurumların personellerin kamu görevlisi olması gerekmez. Sözgelimi telefon bağlantısı hizmeti veren Türk Telekom A.Ş. bir özel şirket olmasına rağmen, bu şirketin personeli olan ve ruhsatsız inşaat dolayısıyla kurulan şantiyeye telefon bağlantısı yapılmasına onay veren sorumlu kişi de bu suçun faili olabilecektir.
Bu suçun mağduru da yukarıdaki suç tipiyle aynıdır.
2.1.2. Hangi Eylemler Bu Suçu Oluşturur? Suçun Fiil ve Konu Unsuru
TCK 184/2’de düzenlenen bu suç tipi için anahtar bir kavram vardır: şantiye. Bu suçun konusu ancak şantiye olabilir. Örneğin, ruhsata aykırı bile olsa tamamlanmış bir binaya ya da tamamlanamamış bir binaya bu hizmetler verilirse bu eylem, bu suç kapsamında olmayacaktır. Zira, madde metninde “şantiye” olarak açıkça belirtilmiştir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği, elektrik, su, telefon gibi hizmetler şantiye dışında bir yapıya verilirse bu suç oluşmaz.
Bu suç da ancak kasten işlenebilir. Dikkatsizlik yahut yanıltılma sonucunda kanunda belirtilen müsaadeyi vermek bu suçu oluşturmaz.
2.3. Yapı Kullanma İzni Alınmamış Binalarda Herhangi Bir Sınai Faaliyetin İcrasına Müsaade Etme Suçu (TCK 184/3)
2.1.1. Kimler Bu Suçu İşleyebilir? Suçun Fail Unsuru
Bu suç da özgü bir suçtur. Yani, bu suçun failinin “sınai faaliyetin icrası” hakkında müsaade etme yetkisi bulunması gerekir. Bu sebeple onayı vermekten sorumlu olan kamu görevlileri ancak bu suç bağlamında suçlu/fail olabilir.
Ancak böyle bir yetkisi olmayan kişiler, söz gelimi sıradan vatandaşlar, yahut aynı kurumda çalışmakla beraber söz konusu yetkiyi haiz olmayan diğer kamu görevlileri, eğer bu suça iştirak ederlerse, azmettiren yahut yardım eden olarak cezai sorumlulukları doğabilir.
2.1.2. Hangi Eylemler Bu Suçu Oluşturur? Suçun Fiil ve Konu Unsuru
Bu suçun konusu “yapı kullanma izni” (iskan) olmayan bina, yani halk dilinde iskansız binadır. Bu suç kapsamında “sınai faaliyet” önemli bir kavramdır. Sınai faaliyetin icrasına müsaade etmek suç olarak öngörülmüştür. El ve ev sanatları, güzel sanat işleri sınai faaliyet olarak görülemez. Bu kapsamda el sanatları, güzel sanat atölyeleri gibi işyerlerinin yapı kullanma izni almamış binalarda faaliyetine müsaade edilmesi bu suçu meydana getirmeyecektir.
Kanunun eski lafzında “sınai ve ticari” ifadesi bulunmakta iken, “ticari” ifadesi kaldırılmıştır. Bu kapsamda yapı kullanma izni olmayan binalarda ticari faaliyetlerin bulunmasına müsaade etmek de bu suç kapsamında değildir.
Hem özel imar rejimine tabi yerlerde, hem köy sınırları içerisinde yapı kullanma izin belgesi bulunmayan binalarda sınai faaliyetin icrasına müsaade edilmesi suçtur. Dolayısıyla hiçbir coğrafı sınırlama getirilmemiştir. Bu suç da ancak ve ancak kasten işlenebilir.
3. Etkin Pişmanlık
TCK 184/5 uyarınca imar kirliliğine neden olma suçu etkin pişmanlık kapsamına alınmıştır.
TCK 184/5: Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Yani bu suçun faili, ruhsata aykırı binayı imar planına ve ruhsata uygun hale getirirse aleyhine açılmış kamu davasında “düşme kararı” verilir. Bu bir beraat kararı değildir.
Ruhsatsız bina, fail tarafından yıkılırsa yahut bina ruhsata ve imar planına uygun hale getirilirse fail etkin pişmanlıktan faydalanabilir.
3.1. Ruhsatsız Binanın Belediye Tarafından Yıktırılması Halinde Etkin Pişmanlık
Yıkım işinin belediye tarafından gerçekleştirildiği takdirde failin etkin pişmanlıktan faydalanıp faydalanamayacağı hususu uygulamada tartışmalıdır. Ancak çeşitli içtihatlarda, yıkım masrafını ödeyen fail, etkin pişmanlık kapsamına alınmıştır.
Sanığın yıkım giderlerini ödeyip ödemediği sorularak giderlerin sanık tarafından karşılandığının belirlenmesi durumunda düşme kararı verileceği gözetilmeden…” (Yargıtay 4. CD 23.02.2011 tarih, 2011/1388 Esas ve 2011/2394 Karar sayılı ilamı)
Yıkım masraflarının ödenmemesi ise etkin pişmanlıktan faydalanmaya engeldir. Ancak yıkım her ne kadar fail tarafından gerçekleştirilmese de, idare tarafından gerçekleştirilen yıkım masraflarını failin kendi rızası ile ödemesi etkin pişmanlıktan faydalanmasını sağlar:
Bu nedenle yapı sahiplerinin nasıl olsa yıkım masraflarını ödeyecekleri düşüncesi ile yıkımın idare tarafından gerçekleştirilmesini beklemeleri doğal karşılanmalıdır. Böyle bir durumda ise salt yıkımın fail tarafından gerçekleştirilmediğinden bahisle etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması adil bir çözüm olmayacaktır. Bu nedenle yıkımın idarece gerçekleştirildiği hallerde failin yıkıma fiilen karşı gelip gelmediği ve iradi olarak yıkım masraflarını karşılayıp karşılamadığı hususları araştırılarak failin fiilen yıkıma karşı gelmediğinin ve cebri icra gibi herhangi bir zorlama olmaksızın kendiliğinden yıkım masrafları ödediğinin tespit olunması halinde sanık lehine TCK’nun 184/5. maddesinin uygulanma şartlarının gerçekleştiği kabul edilmeli, aksi durumda ise anılan etkin pişmanlık hükmü uygulanmamalıdır. Bu itibarla, yıkıma karşı çıkmadığı anlaşılan sanığın yıkım masraflarını karşılayıp karşılamadığının araştırılması gerektiğine ilişkin Özel Dairenin bozma kararı yerinde olup yerel mahkeme direnme hükmünün eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/534 E. , 2015/332 K.)
TCK 184/3’te düzenlenen “Yapı Kullanma İzni Alınmamış Binalarda Herhangi Bir Sınai Faaliyetin İcrasına Müsaade Etme Suçu” etkin pişmanlık kapsamı dışındadır. Bu suç tipi için etkin pişmanlık kurumu öngörülmemiştir. Dolayısıyla yapı kullanma izni olmayan binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etme suçunda sonradan binada yapı kullanma izni alınsa bile etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaz. TCK 184 etkin pişmanlık Yargıtay kararlarına yukarıda yer verdik.
3.2. İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunda HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)
İmar kirliliğine neden olma suçunda HAGB yoktur. Bu suç kapsamında CMK 231. maddeside düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilemez. Zira zaten suçun düzenlendiği TCK 184. maddesinin 5. fıkrasında failin daha lehine bir düzenleme olan etkin pişmanlık müessesesi öngörülmüştür. Ayrıca bu kanun maddesinde zikredilen etkin pişmanlık, HAGB kurumuna göre özel hüküm niteliğindedir. Özel hükmün genel hükme üstünlüğü ilkesi gereği etkin pişmanlık kurumu düzenlenmişken, HAGB kararı verilemez. Bu kuralı doğrulayan bir Yargıtay CGK kararında, failin etkin pişmanlık hükümlerinin gereğini yerine getirip etkin pişmanlıktan faydalanmamışken HAGB hükümlerinin uygulanmasına imkan görülmemiştir:
CMK’nun 231. maddesinin uygulanma şartları ile TCK’nun 184/5. maddesi karşılaştırıldığında, imar kirliliğine neden olma suçuna özgü olarak düzenlenen 184/5. maddesi ile fail açısından daha lehe sonuçlar öngörülmüştür. Nitekim fail hakkında hükmolunan ceza kesinleşse dahi, suça konu binanın imar planına veya ruhsatına uygun hale getirilmesi halinde bir süre şartı aranmaksızın ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacak, açılmış olan kamu davasının yine süre şartı aranmaksızın düşmesine karar verilecektir. CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanması ise objektif şartların yerine getirilmesi ve mahkemece sanığın yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate ulaşılması halinde mümkün olacak, açılmış olan kamu davasının düşmesine karar verilebilmesi için ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra sanığın beş yıllık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlememesi gerekecektir.
Bu nedenle, imar kirliliğine neden olma suçunda ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirerek TCK’nun 184/5. maddesindeki özel düzenlemeden yararlanma imkânı bulunan fail hakkında CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
Buna göre, daha lehe hükümleri kapsadığı konusunda tereddüt bulunmayan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmüne göre özel bir düzenleme olan 5237 sayılı TCK’nun 184/5. maddesinin gereğini yerine getirmeyen sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde düzenlenmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin ayrıca bir değerlendirme yapılması gerekmediğinin kabulü zorunludur. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/94 E. , 2014/525 K.)
Yargıtay CGK kararını uygulayan ve tekrar eden bir başka karar:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25/02/2014 tarih ve 2013/4-691 esas, 2014/91 karar ile 25/11/2014 tarih ve 2014/4-94 esas, 2014/525 sayılı kararlarında: “İmar kirliliğine neden olma suçunda ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirerek TCK’nın 184/5. maddesindeki özel düzenlemeden yararlanma imkânı bulunan fail hakkında CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Buna göre, daha lehe hükümleri kapsadığı konusunda tereddüt bulunmayan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmüne göre özel bir düzenleme olan 5237 sayılı TCK’nın 184/5. maddesinin gereğini yerine getirmeyen sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin ayrıca bir değerlendirme yapılması gerekmediğinin kabulü zorunludur.” şeklindeki gerekçeyle imar kirliliğine neden olma suçunda CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinin kabul edilmiş olması karşısında, Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/09/2017 tarihli ve 2016/35 esas, 2017/476 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararı yerinde olmayıp, kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir.” (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2018/4384 E., 2019/1289 K. 15.01.2019 T.)
Dolayısıyla İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu için HAGB kararı verilemeyeceği, artık Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatlarıyla yerleşmiştir.
4.Uygulama Alanı – Suçun İşlendiği Yer
TCK 184/4’te “Üçüncü fıkra hariç bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.” denilmek suretiyle TCK 184/1. maddenin yer bakımından suça coğrafi bir sınırlama getirilmiştir.
Yani, kanun lafzına göre aşağıdaki gibi bir tablo yapılabilir:
| Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak |
Belediye sınırları + özel imar rejimine tabi yerler |
| Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek |
Belediye sınırları + özel imar rejimine tabi yerler |
| Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etmek |
Her yer. Coğrafi sınırlama yok. |
Özel imar rejimine tabi yerlere örnek vermek gerekirse;
- Organize Sanayi Bölgeleri,
- 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu,
- 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu,
- 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu,
- 4691 sayılı Teknoloji Bölgeleri Kanunu,
- 3621 sayılı Kıyı Kanunu,
- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu,
- 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu
gibi kanunların kapsamındaki yerler zikredilebilir.
4.1. Mücavir Alanda İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu Oluşur Mu?
Öncelikle belediye sınırı ve mücavir alan kavramını netleştirmek gerekir. Mücavir alan, İmar Kanunu md. 5’te tanımlanmıştır. Buna göre mücavir alan, belediye sınırları içerisinde olmamakla beraber, belediyenin kontrol ve mesuliyeti altında bulunan alanlardır. Mücavir alanlarda da imar mevzuatının uygulanmasından ve binaların ruhsat süreçlerinden belediye sorumludur.
Yargıtay’ın eski içtihatları, mücavir alanlarda da ruhsatsız bina yapılmasının İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunu oluşturacağı yönündeydi. Ancak son dönemde Yargıtay bu içtihadından dönmüş ve kanun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalarak, mücavir alanları bu suç kapsamından çıkarmıştır. Zira kanun metninde yalnızca “belediye sınırı” ve “özel imar rejimine tabi yerler” ifadeleri geçmektedir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği, kanun maddesinde geçmeyen bir ifadenin kıyas ya da yorum yoluyla suç kapsamına alınması mümkün değildir. Bu doğrultuda bir Yargıtay kararında bu durum şöyle açıklanmıştır:
”… Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin 20.09.2007 tarihli yazısına göre suçun işlendiği Demirci Köyü’nün belediye sınırlarında değil, mücavir alanda kaldığının belirtilmesi ve TCK’nın 184/4. maddesinin ‘Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.” hükmü uyarınca mücavir alanda anılan maddenin 1. fıkrasının uygulanamaması karşısında sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması…” (Yargıtay 4. CD 20.02.2012 tarih 2010/1864 E. 2012/3172 K.)
Dolayısıyla TCK 184/1 ve TCK 184/2 için mücavir alanların bu suçun coğrafi kapsamına girmeyeceğini söyleyebiliriz. Ancak önemle belirtmek gerekir ki her ne kadar mücavir alanlarda imar kirliliğine neden olma suçu oluşmamakta ise de, İmar Kanunu md. 32 ve 42 bağlamında yıkım ve idari para cezaları gündeme gelebilecektir.
5. İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu Şikayete Tabi Mi?
Hayır. TCK 184 İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu şikayete tabi değildir. Re’sen soruşturulan suçlardandır. Bu suçun işlendiğinin anlaşılması üzerine suçun işlendiği yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı re’sen soruşturma başlatır.
6. İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu Cezası
TCK 184/1. maddesinde düzenlenen suçun yaptırımı 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. TCK 184/2. maddesi yaptırım yönünden birinci fıkraya atıf yapar ve ilk fıkra ile aynı cezayı yani 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. TCK 184/3. fıkrası ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörür. Bu suçlarda dava zamanaşımı süresi ise sekiz yıldır.
6.1. İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu Adli Para Cezasına Çevrilir Mi?
TCK 184 İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu bağlamında yalnızca hapis cezası öngörülmüş olup, kanun metninde doğrudan adli para cezası seçeneği öngörülmemiştir. Ancak TCK 49/2’ye göre “hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.” TCK 50/1 uyarınca kısa süreli hapis cezası, hakimin takdiriyle adli para cezasına çevrilebilir.
6.1.2. Adli Para Cezasının Uygulaması Nasıl Olmaktadır?
TCK 184/1 ve 184/2 (ceza: 1 yıldan 5 yıla kadar hapis): Somut olayın özelliklerine göre takdiri indirim nedenleriyle cezayı 1 yıl veya altında belirlerse, bu kısa süreli hapis cezası sayılır ve adli para cezasına çevrilebilir. Ancak bu tamamen hakimin takdirindedir.
TCK 184/3 (ceza: 2 yıldan 5 yıla kadar hapis): Bu suç tipinde alt sınır 2 yıl olduğundan, ceza kısa süreli hapis kapsamında değildir. Dolayısıyla adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.
Dolayısıyla yalnızca, “yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak” ve “yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek” suçlarında adli para cezası söz konusudur. Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etme suçunda ise alt sınır 2 yıl olduğundan, adli para cezası uygulanamaz.
TCK m.50/3 uyarınca, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, zorunlu olarak adli para cezasına çevrilir.
Adli para cezası (TCK m.52), 5 günden az ve 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı (en az 100 TL, en fazla 500 TL) çarpılması suretiyle hesaplanır. Ödeme kolaylığı sağlamak amacıyla taksitlendirme de mümkündür (en fazla 2 yıl, 4 taksit).