Genelİş Hukuku

İşyerimde İş Kazası Oldu Ne Yapmalıyım? İşveren için Rehber

Yazar 13/10/2026No Comments27 dakikalık okuma
is kazası isveren rehberi pendik avukat
İçindekiler

İşyerinde Kaza Olunca İşveren Ne Yapmalı? İşverenler İçin Uygulama Rehberi

İşyerimde kaza oldu ne yapmalıyım? İş kazası SGK’ya ne zaman bildirilmeli, bildirilmezse ne olur, iş kazasında hapis cezası var mı, cezaevine girer miyim, tedavi masraflarını ödemek zorunda mıyım, maddi ve manevi tazminat çıkar mı, kusur oranı nasıl belirlenir, işveren ne kadar sorumludur gibi soruların cevabını bu yazıda vermeye çalıştık.

İş kazası meydana geldiğinde işverenin sorumluluğu, kazayı SGK’ya bildirmekle sınırlı değildir. Öncelikle yaralanan işçinin sağlık ve güvenliği sağlanmalı, varsa devam eden tehlikeler ortadan kaldırılmalıdır. Ardından kolluk kuvvetlerine ve SGK’ya gerekli bildirimler yapılmalı, kazaya ilişkin deliller korunmalı ve olayın nedenleri araştırılmalıdır. Kazanın niteliğine ve meydana gelen zarara göre işverenin tazminat sorumluluğu, SGK’nın rücu talepleri, idari yaptırımlar ve ceza soruşturması gündeme gelebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her iş kazasının işveren açısından doğrudan tazminat sorumluluğu doğurmadığıdır. Bir olayın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası olarak kabul edilmesi, işverenin mutlaka kusurlu olduğu veya tazminat ödemek zorunda kaldığı anlamına gelmez. İşverenin tazminat sorumluluğu değerlendirilirken kural olarak iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ihlal edip etmediği, kazanın meydana gelmesindeki kusuru, oluşan zarar ve bu unsurlar arasındaki uygun nedensellik bağı birlikte incelenir.

Hangi olaylar iş kazası sayılır?

5510 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan sürelerde veya işverence sağlanan taşıtla işe gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı bedenen ya da ruhen etkileyen olaylar iş kazası sayılabilir.

Bu tanım sosyal güvenlik hukuku bakımından geniştir. Örneğin işyerindeki bir kalp krizi veya servis aracındaki trafik kazası iş kazası kabul edilebilir; fakat işverenin tazminat sorumluluğu için olayın nedeni ve işverenin alabileceği önlemler ayrıca değerlendirilir.

İş kazası olduğunda işveren ne yapmalıdır? İşveren için ilk adımlar

İş kazasının ardından işverenin hızlı hareket etmesi, hem çalışanların güvenliği hem de hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından önemlidir. Bu süreçte yalnızca yaralanan işçinin tedavisiyle ilgilenmek yeterli değildir. Kazanın nedenleri araştırılmalı, gerekli bildirimler yapılmalı ve benzer kazaların tekrar yaşanmaması için önlem alınmalıdır.

İş kazası sonrasında işverenin izlemesi gereken başlıca adımlar şunlardır:

  1. Yaralanan işçinin sağlık ve güvenliğini sağlayın. Öncelikle gerekli ilk yardım müdahalesi yapılmalı, ihtiyaç varsa 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. Diğer çalışanlar da tehlikeli bölgeden uzaklaştırılarak yeni bir kazanın meydana gelmesi önlenmelidir.
  2. Tehlikeli çalışmayı durdurun ve delilleri koruyun. Kazaya neden olan makine, ekipman veya çalışma faaliyeti güvenli hâle getirilmelidir. Kurtarma ve güvenlik için zorunlu müdahaleler dışında olay yerindeki deliller korunmalı; kamera görüntüleri, bakım kayıtları ve diğer belgelerin kaybolması önlenmelidir.
  3. Kazayı kolluk kuvvetlerine bildirin. İş kazası, gecikmeksizin polis veya jandarmaya bildirilmelidir. Kolluğa yapılacak bildirim, SGK’ya yapılması gereken bildirimden ayrıdır.
  4. SGK’ya iş kazası bildiriminde bulunun. 4/a kapsamında çalışan işçiler bakımından iş kazasının, kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirilmesi gerekir. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse bu süre, işverenin kazayı öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
  5. İş kazası tutanağı ve inceleme raporu hazırlayın. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 14. maddesi gereğince iş kazası kayıt altına alınmalı, nedenleri araştırılmalı ve rapor düzenlenmelidir. Tutanakta olayın nasıl gerçekleştiği somut biçimde açıklanmalı, yeterli inceleme yapılmadan işçiye veya başka bir kişiye kusur yükleyen ifadelerden kaçınılmalıdır.
  6. İş sağlığı ve güvenliği belgelerini inceleyin. İşçinin aldığı eğitimler, risk değerlendirmeleri, kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları, makine bakım kayıtları ve çalışma talimatları bir araya getirilmelidir. Alt işverenin bulunduğu işyerlerinde sözleşmeler ve denetim kayıtları da incelenmelidir. Bu belgeler, kazanın nedenlerinin ve tarafların sorumluluklarının belirlenmesinde önem taşır.
  7. Sigorta şirketini ve ilgili uzmanları bilgilendirin. İşveren sorumluluk sigortası bulunuyorsa poliçede belirtilen süre içerisinde sigortacıya bildirim yapılmalıdır. Ayrıca iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve gerektiğinde hukuk danışmanıyla birlikte kazanın nedenleri ve yapılması gereken işlemler değerlendirilmelidir.
  8. Yeni kazaları önleyecek tedbirleri alın. Kazanın nedenleri belirlendikten sonra mevcut risk değerlendirmesi ve çalışma yöntemleri gözden geçirilmelidir. Gerekli teknik ve organizasyonel önlemler alınmadan tehlikeli faaliyete yeniden başlanmamalıdır.

Bunların yanında, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca iş kazası veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşma sonrasında işe dönen çalışanın talep etmesi hâlinde sağlık muayenesi yaptırılması da gerekir.

İş kazası SGK’ya bildirilmezse ne olur?

İş kazasının süresinde SGK’ya bildirilmemesi, işveren hakkında idari para cezası uygulanmasına neden olabilir. Ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi gereğince, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilebilir. Bildirim yapılmaması, kazanın iş kazası niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

İşverenin bu yükümlülükleri yerine getirmesi, yalnızca kanuni sorumluluklarının gereği değildir. Aynı zamanda kazanın nedenlerinin doğru belirlenmesini, delillerin korunmasını ve ileride ortaya çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların sağlıklı biçimde değerlendirilmesini sağlar.

İş kazası olduğunda işverenin sorumlulukları nelerdir?

 

SorumlulukMuhatap ve olası sonuç
Hukuki sorumlulukİşçi veya yakınlarına maddi ve manevi tazminat
SGK sorumluluğuKurumun yaptığı ödeme ve bağladığı gelirler için rücu talebi
İdari sorumlulukBildirim ve İSG yükümlülüklerinin ihlali nedeniyle idari yaptırım
Cezai sorumlulukKusurlu gerçek kişiler yönünden taksirle yaralama veya öldürme soruşturması

 

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi gereğince iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin dışarıdan alınması, işverenin bu konudaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte iş güvenliği uzmanının da kendi görevlerini ihlal etmesi hâlinde, somut olaydaki yetkileri ve kusuru çerçevesinde ayrıca sorumluluğu doğabilir.

İş güvenliği eğitimi işvereni sorumluluktan kurtarır mı?

Uygulamada, çalışana eğitim verilmiş olması güvenli ekipmanın sağlanması ve çalışmanın fiilen denetlenmesi yükümlülüğünün yerini tutmaz. Başka bir anlatımla imzalı eğitim formu, sahadaki önlem ve denetimle desteklenmelidir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 05.02.2026 tarihli, 2025/15319 E. ve 2026/924 K. sayılı kararında, iş kazalarında işverenin sorumluluğunun yalnızca mevzuatta öngörülen iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almakla sınırlı olmadığı vurgulanmıştır. Karara konu olayda, işçinin merdiveni sabitlememesi nedeniyle %20 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesine rağmen, işverenin yeterli güvenlik donanımı sağlamaması ve gerekli gözetim yükümlülüğünü yerine getirdiğinin ortaya konulamaması nedeniyle %80 oranındaki kusur esas alınmıştır. İşçiye iş güvenliği eğitimi verilmesinin tek başına işvereni sorumluluktan kurtarmayacağı, işçinin kusurlu davranışının da her durumda illiyet bağını kesmeyeceği kabul edilerek maddi tazminata ilişkin hüküm onanmıştır. Karar, yalnız eğitim belgesine güvenmenin yeterli olmayabileceğini gösteren somut bir örnektir.

İş kazasında işveren para öder mi?

İş kazası meydana geldiğinde işverenin mutlaka tazminat ödemesi gerektiği söylenemez. İşverenin ödeme yükümlülüğü, kazanın meydana geliş şekline, kusur durumuna ve işçinin uğradığı zarara göre belirlenir. Ayrıca iş kazası nedeniyle yapılan her ödeme doğrudan işveren tarafından karşılanmaz.

İş kazası sonrasında gündeme gelebilecek başlıca ödemeler şunlardır:

  • Geçici iş göremezlik ödeneği: İş kazası nedeniyle çalışamayan sigortalıya, istirahatli olduğu süre boyunca SGK tarafından ödeme yapılır. Bu ödeme, ayakta tedavilerde günlük kazancın üçte ikisi, yatarak tedavilerde ise yarısı üzerinden hesaplanır.
  • Ücret ve ücret farkı: İşverenin istirahat süresince işçinin ücretini ödemeye devam etmesi veya SGK ödeneği ile ücret arasındaki farkı karşılaması, iş sözleşmesine, toplu iş sözleşmesine veya işyerindeki yerleşik uygulamaya bağlı olarak gerekebilir.
  • Maddi ve manevi tazminat: İşverenin kazanın meydana gelmesinde kusuru veya hukuki sorumluluğu bulunuyorsa işçi; tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücündeki azalmadan doğan zararlarını ve ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle uğradığı kayıpları talep edebilir. Kazanın işçi üzerindeki bedensel ve ruhsal etkilerine göre manevi tazminat da gündeme gelebilir.
  • SGK’nın işverene rücu etmesi: 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesindeki şartlar gerçekleştiğinde SGK, iş kazası nedeniyle yaptığı belirli ödemeleri ve bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerini kanuni sınırlar içinde işverenden isteyebilir.

SGK’nın işverene rücu edebilmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekir:

İşverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranışının kazaya etkisi araştırılır. Kurumun rücu talebi, kanunda öngörülen sınırlar ve sigortalının veya hak sahiplerinin işverenden talep edebileceği tutarlar dikkate alınarak belirlenir. Bu değerlendirmede kaçınılmazlık ilkesi de gözetilir.

  • Sigortasız işçi çalıştırılması: İşçinin sigortalı işe giriş bildirgesinin süresinde verilmediği dönemde iş kazası geçirmesi hâlinde, 5510 sayılı Kanun’un 23. maddesi uyarınca işverenin SGK’ya karşı sorumluluğu ağırlaşabilir.

İş kazası tazminatının hesaplanmasında güncel mevzuatın dikkate alınması gerekir. 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren TBK m. 55 değişikliğiyle, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında bilinen döneme ilişkin tutarlara olay tarihinden, bilinmeyen döneme ilişkin tutarlara ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanması düzenlenmiştir. Ayrıca tahkikat başlamadan önce yapılan ifa amaçlı ödemelerin oransal mahsubu öngörülmüştür. Bu yeni hükümler yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen zarar doğurucu olaylara uygulanır.

Manevi tazminat bakımından ise kanunda belirlenmiş sabit bir tutar bulunmamaktadır. Mahkeme; işçinin yaşını, yaralanmanın ağırlığını, kalıcı iş göremezlik oranını, tarafların kusur durumunu ve kazanın işçi üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.01.2026 tarihli, 2022/14196 E. ve 2026/107 K. sayılı kararında, iş kazası nedeniyle hükmedilecek manevi tazminatın belirlenmesinde işçinin yaşı, sürekli iş göremezlik oranı, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve ekonomik koşulların birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, manevi tazminatın yalnızca işçinin yaşadığı elem ve ızdırabı hafifletmeye yönelik olmadığını, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklanan kazalarda caydırıcılık işlevinin de gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda, %12,3 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan ve kazanın meydana gelmesinde %25 kusurlu bulunan işçi lehine hükmedilen 16.000 TL manevi tazminat yetersiz görülerek karar bozulmuştur.

İşveren sorumluluk sigortası iş kazası tazminatını karşılar mı?

İşveren mali sorumluluk sigortası, poliçe kapsamına giren iş kazalarından doğan belirli tazminat taleplerini teminat altına alabilir. Ancak sigorta bulunması işverenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sigortacının ödeme yükümlülüğü; poliçe limiti, teminat kapsamı, istisnalar ve olayın özelliklerine göre belirlenir. Bu nedenle iş kazası sonrasında poliçe ve bildirim şartları gecikmeden incelenmelidir.

İş kazası tazminat davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?

İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat taleplerinde, sözleşmeye aykırılığa dayalı sorumluluk bakımından kural olarak TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak olayın özelliklerine, talebin hukuki dayanağına ve uygulanabilecek özel hükümlere göre sürenin başlangıcı ve uzunluğu ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle işveren, kazanın üzerinden uzun süre geçmiş olmasını tek başına sorumluluğun sona erdiği şeklinde değerlendirmemelidir.

İş kazası raporu verildiğinde işverenin sorumluluğu nedir?

“İş kazası raporu” iki farklı belgeyi ifade edebilir:

Kaza tutanağı veya inceleme raporu söz konusuysa, bu belge kazanın oluşunu kayıt altına alır; tek başına kusuru kesinleştirmez. İşveren gerçeğe uygun kayıt tutmalı, çalışanın ve tanıkların beyanlarını değiştirmemeli, delilleri saklamalı ve yasal bildirimleri yapmalıdır.

Hekim istirahat raporu söz konusuysa, 4/a sigortalısının rapor döneminde işyerinde çalışıp çalışmadığı işverence SGK’ya elektronik ortamda bildirilir. SGK’nın güncel açıklamasına göre çalışılmadı bildirimi yapılmamış olması, geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenmesine tek başına engel değildir. İşveren ayrıca rapora aykırı çalıştırmadan kaçınmalı ve dönüşte işin sağlık yönünden uygunluğunu değerlendirmelidir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli, 2025/12131 E. ve 2026/361 K. sayılı kararına göre, iş kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmesi hâlinde gerekli inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yapılmalıdır. Ayrıca TBK m. 55 uyarınca, SGK tarafından işçiye ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin rücu edilebilir kısmı hesaplanan maddi tazminattan mahsup edilmelidir. Yargıtay, bu hususlar gözetilmeden verilen kararı bozmuştur.

İş kazasında işverenin kusursuz sorumluluğu var mı?

İşveren, sırf kaza meydana geldi diye her durumda kusursuz sorumlu değildir. Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesine dayanan tazminat sorumluluğu kural olarak sözleşmeye aykırılık ve kusur esasına dayanır. Ancak işverenden beklenen özen yüksektir; mevzuatta açıkça yazmasa bile bilim ve tekniğin mümkün kıldığı önlemleri değerlendirmesi, verdiği ekipmanın kullanılmasını sağlaması ve uygulamayı denetlemesi beklenir. Bu nedenle uygulamada objektifleştirilmiş kusur sorumluluğundan söz edilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli, 2025/10770 E. ve 2026/359 K. sayılı kararında, iş kazalarında işverenin sorumluluğunun objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu olduğu vurgulanmıştır. Buna göre işveren, yalnızca mevzuatta açıkça düzenlenen tedbirleri değil, teknolojinin ve işin niteliğinin gerektirdiği güvenlik önlemlerini de almak zorundadır. Bununla birlikte işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğinde değildir.

Ancak bazı istisnalar bulunmaktadır. TBK m. 71 uyarınca önemli ölçüde tehlike arz eden işletmelerde kusursuz sorumluluk doğabilir. Ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 23. maddesi gereğince, sigortalı işe giriş bildirgesinin süresinde verilmemesi hâlinde işveren, iş kazası nedeniyle SGK’nın yaptığı belirli ödemelerden kusuru olmasa da sorumlu tutulabilir.

İş kazasında üçüncü kişinin sorumluluğu

Kaza başka bir sürücünün, makine üreticisinin, taşeron dışındaki bir firmanın veya başka bir kişinin kusurundan kaynaklanabilir. Üçüncü kişi, kendi kusuru ile verdiği zarardan sorumlu olur. 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesine göre SGK, iş kazasına kusuruyla neden olan üçüncü kişiye, sigortalıya veya hak sahiplerine yaptığı ya da yapması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı için, kusur oranı ve kanuni sınırlar çerçevesinde rücu edebilir. Üçüncü kişiyi çalıştıran da kusuru varsa sorumlu tutulabilir.

Üçüncü kişinin kusuru işverenin ihmalini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşverenin de önlem veya denetim eksikliği varsa sorumluluklar birlikte değerlendirilebilir. Ancak üçüncü kişinin veya çalışanın ağır ve tam kusuru kazayı tek başına açıklıyorsa nedensellik bağı kesilebilir.

Örneğin görev sırasında başka bir aracın kırmızı ışık ihlaliyle çalışana çarpması trafik kazası olduğu kadar iş kazası da olabilir. Sürücünün kusuru yanında işverenin uygunsuz araç seçimi, aşırı çalışma süresi veya güvenli rota planlaması gibi ayrı bir ihlali bulunuyorsa sorumluluk tek kişide toplanmayabilir.

İş kazasında işçinin sorumluluğu

6331 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre çalışan; verilen eğitim ve talimatlara uymak, makine ve güvenlik donanımlarını doğru kullanmak, koruyucu ekipmanı korumak ve ciddi tehlikeyi derhâl bildirmekle yükümlüdür.

İşçinin kusuru tazminatı azaltabilir; fakat her dikkatsizlik işvereni sorumluluktan kurtarmaz. İşverenin yalnız ekipmanı vermesi değil, kullanımını denetlemesi de gerekir. Ancak işçinin ağır kusuru, işverenin davranışı ile meydana gelen zarar arasındaki uygun nedensellik bağını kesecek nitelikteyse işverenin tazminat sorumluluğu ortadan kalkabilir. Bunun için işverenin önlem ve denetim yükümlülükleri de somut olayda değerlendirilmelidir.

İşçinin yüzde 100 kusurlu olması işvereni sorumluluktan kurtarır mı?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2022 tarihli, 2021/297 E. ve 2022/1760 K. sayılı kararında, işverenin her iş kazasından sorumlu tutulamayacağı vurgulanmıştır. İşverenin gerekli güvenlik önlemlerini aldığı ve kazanın işçinin ağır kusurundan kaynaklandığı durumlarda, uygun illiyet bağının kesilmesi nedeniyle işverenin tazminat sorumluluğu ortadan kalkabilir. Nitekim somut olayda, işçinin %100 kusurlu olduğu trafik kazası nedeniyle işverenin sorumlu tutulamayacağına karar verilmiştir. 

Buna karşılık işçinin kusuru uygun illiyet bağını kesecek ağırlıkta değilse, bu durum kural olarak tazminattan indirim sebebidir.

Örneğin, işverenin koruyucu ekipmanı teslim etmiş olması yeterli değildir. Ekipmanın işe uygunluğu, gerekli eğitimlerin verilip verilmediği ve kullanımının denetlenip denetlenmediği de araştırılmalıdır. İşverenin önlem alma yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilirse sorumluluğu devam edebilir. Buna karşılık gerekli tüm önlemler alınmış ve kaza yalnızca işçinin ağır kusurundan kaynaklanmışsa işverenin tazminat sorumluluğu ortadan kalkabilir.

İş kazasında işverenin kusuru nasıl belirlenir?

İş kazasında işverenin kusuru, yalnızca kaza tutanağına veya işçiye verilen eğitim belgelerine göre belirlenmez. Risk değerlendirmeleri, iş güvenliği talimatları, ekipman ve bakım kayıtları, kamera görüntüleri, tanık beyanları ve işyerindeki fiilî çalışma düzeni birlikte incelenir. Uyuşmazlığın mahkemeye taşınması hâlinde uzman bilirkişiler tarafından işverenin hangi önlemleri alması gerektiği, hangi yükümlülükleri ihlal ettiği ve bu ihlallerin kazaya etkisi değerlendirilir.

Asıl işveren ve alt işverenin iş kazalarında cezai sorumluluğu

İş kazalarında asıl işveren ile alt işverenin hukuki ve cezai sorumlulukları farklı esaslara dayanır. Hukuki sorumlulukta kanuni şartlar oluştuğunda müteselsil sorumluluk söz konusu olabilirken cezai sorumluluk, her kişinin kendi görev, yetki ve kusuruna göre belirlenir.

Hukuki sorumluluk bakımından, gerçek bir asıl işveren–alt işveren ilişkisi varsa her iki işveren de işçinin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumlu olabilir. İşçi, tazminatın tamamını işverenlerden herhangi birinden isteyebilir. Ödeme yapan işveren, koşulları varsa diğer işverene rücu edebilir.

Taşeron iş kazasında asıl işveren de tazminat öder mi?

İş kazası geçiren işçi bir taşeron firmada çalışıyor olsa bile, meydana gelen zarardan yalnızca taşeron firma sorumlu olmayabilir. İş Kanunu kapsamında gerçek bir asıl işveren–alt işveren ilişkisi bulunuyorsa, işçinin uğradığı maddi ve manevi zararlardan her iki işveren de birlikte sorumlu tutulabilir.

Ancak bir işin başka bir firmaya verilmesi, her durumda asıl işveren–alt işveren ilişkisi bulunduğu anlamına gelmez. Özellikle anahtar teslimi olarak verilen bağımsız işlerde, taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği ve işin fiilen nasıl yürütüldüğü incelenmelidir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.02.2026 tarihli, 2025/11008 E. ve 2026/1866 K. sayılı kararında, asıl işveren ile alt işverenin iş kazasından doğan tazminatlardan müteselsilen sorumlu olduğu vurgulanmıştır. Ancak bağımsız ve anahtar teslimi verilen işlerde bu ilişkinin kendiliğinden doğmayacağı belirtilmiştir. Yargıtay, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve kusur durumları yeterince araştırılmadan verilen kararı bozmuştur.

Ölümlü iş kazasında şirket sahibi veya şantiye görevlisi ceza alır mı?

Ölümlü iş kazalarında şirket sahipleri, işveren vekilleri, şantiye şefleri ve iş güvenliğinden sorumlu diğer kişiler hakkında ceza soruşturması yürütülebilir. Ancak bu kişilerin yalnızca görevleri veya unvanları nedeniyle cezalandırılması mümkün değildir.

Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesi gereğince ceza sorumluluğu şahsidir. Bu nedenle kazanın meydana gelmesinde kimin hangi görev ve yetkiye sahip olduğu, hangi güvenlik önlemini almadığı veya hangi denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği ayrı ayrı araştırılmalıdır. Ayrıca söz konusu ihmal ile meydana gelen ölüm veya yaralanma arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.12.2025 tarihli, 2023/4199 E. ve 2025/9082 K. sayılı kararında, ölümlü bir inşaat kazasına ilişkin mahkûmiyet hükmünü eksik inceleme nedeniyle bozmuştur. Kararda, asıl işveren ve alt işveren bünyesindeki kişilerin görev ve yetkileri, iş güvenliği önlemlerini alma ve denetleme sorumlulukları ile olaydaki kusurları somut olarak belirlenmeden mahkûmiyet kararı verilemeyeceği vurgulanmıştır.

Dolayısıyla ölümlü iş kazalarında cezai sorumluluk belirlenirken kişinin şirket sahibi, asıl işveren, taşeron veya şantiye görevlisi olması tek başına yeterli değildir. Esas olan, kişinin somut görev ve yetkileri çerçevesinde kazanın önlenmesi için alması gereken tedbirleri ihlal edip etmediği ve bu ihlalin kazanın meydana gelmesindeki etkisidir.

Ölümlü iş kazasında işverenin sorumluluğu

Ölümlü kazada kolluk ve Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ceza soruşturması yürütülebilir. Kusurlu ve yetkili gerçek kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesindeki taksirle öldürme suçu gündeme gelebilir.

İşçinin yakınları, koşulları varsa cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi ve kazanç kaybını, destekten yoksun kalma tazminatını ve manevi tazminatı isteyebilir. SGK ayrıca hak sahiplerine ölüm geliri ve diğer ödemeleri sağlayabilir. Ceza davası, hukuk davası ve SGK incelemesi ayrı yürür; birinde verilen kararın diğerine etkisi her mesele bakımından aynı değildir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 19.02.2026 tarihli, 2025/11264 E., 2026/1732 K. Sayılı kararında, ölümlü iş kazası nedeniyle işçinin anne, baba ve kardeşleri lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara ilişkin kararı onamıştır. Kararda, işverenin %90, işçinin %10 kusurlu olduğu kabul edilmiş; anne ve babanın destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği belirtilmiştir. Ayrıca SGK tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının maddi tazminattan düşülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yani; anne veya babanın çalışıyor ya da emekli olması destekten yoksun kalma talebini kendiliğinden engellememektedir.

İş kazası geçiren işçi işverene karşı ne yapabilir?

İş kazası geçiren işçi, kazanın meydana gelmesinde işverenin hukuki sorumluluğu bulunuyorsa uğradığı zararların karşılanması için maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

Ayrıca kazanın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi hâlinde, olayın iş kazası olduğunun tespiti için dava açılması da mümkündür. İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile iş kazasının tespiti ve SGK’nın rücu davalarında zorunlu arabuluculuk şartı aranmaz. Bununla birlikte taraflar, uyuşmazlığı dava açmadan çözmek amacıyla ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.

İşyerinde iş kazası yaşadım, ne yapmalıyım? İşçiler için kısa rehber

İş kazası geçirdiyseniz öncelikle sağlık kuruluşuna başvurmalı ve yaralanmanızın iş kazası sonucu meydana geldiğini belirtmelisiniz. Kazaya ilişkin sağlık raporlarını, fotoğrafları, kamera görüntülerini, tanık bilgilerini ve çalışma kayıtlarını mümkün olduğunca korumalısınız.

İşveren tarafından düzenlenen kaza tutanağını dikkatlice incelemeli, gerçeğe aykırı bilgiler bulunuyorsa bunlara yazılı olarak itiraz etmelisiniz. Kazanın SGK’ya bildirilip bildirilmediğini kontrol etmeli ve içeriğini tam olarak bilmediğiniz herhangi bir ibraname veya sulh sözleşmesini imzalamadan önce hukuki destek almalısınız.

İş kazası sonrasında izlenmesi gereken hukuki süreç, başvuru yolları ve tazminat hakları hakkında daha fazla bilgi için  iş kazası geçiren işçi rehberine bakabilirsiniz.

İş kazasında işverenin sorumluluğu hakkında sık sorulan sorular

İş kazası bildirimi kaç gün içinde ve kim tarafından yapılır?

SGK’ya iş kazası bildiriminde bulunun. 4/a kapsamındaki işçinin geçirdiği iş kazası, kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirilmelidir. Kaza işverenin kontrolü dışında gerçekleşmiş ve bilgi alınmasına engel bir durum bulunmuşsa süre, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanır.

İş kazası bildirimi yapılmazsa ne olur?

Geç veya hiç bildirim idari yaptırıma, SGK’nın yaptığı ödemeleri işverenden istemesine ve olayın delillendirilmesinde ciddi sorunlara yol açabilir. Bildirim yapılmaması, işçinin olayın iş kazası olduğunun tespitini isteme ve diğer haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

İş kazası raporu maaştan kesilir mi?

İstirahat döneminde geçici iş göremezlik ödeneğini kural olarak SGK öder. İşverenin eksik kalan ücreti tamamlama borcu; iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya yerleşmiş işyeri uygulamasına bağlıdır. Bu nedenle “raporlu işçinin maaşı her durumda aynen ödenir” ya da “tamamen kesilir” denemez.

İş kazası geçiren işçi ne kadar tazminat alır?

Sabit bir tarife yoktur. Gerçek ücret, yaş, çalışma gücü kaybı, kusur oranları, SGK ödemeleri, sürekli bakım ihtiyacı ve olayın etkileri birlikte değerlendirilir. İnternetteki genel hesaplama araçları dosyaya özgü bilirkişi hesabının yerini tutmaz.

İş kazası geçiren veya rapora itiraz eden işçi işten çıkarılabilir mi?

İş kazası geçirmek tek başına geçerli fesih nedeni değildir. Sonuç; iş güvencesi kapsamı, rapor süresi, fesih gerekçesi ve somut davranışa göre değişir. İş kazası raporuna itiraz edilmesi de işverene sınırsız bir fesih yetkisi vermez.

İş kazasında işverene idari para cezası verilir mi?

İş kazasının süresinde bildirilmemesi veya iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin ihlal edilmesi hâlinde işverene idari para cezası uygulanabilir. Ancak her iş kazası otomatik olarak idari para cezası doğurmaz. Yaptırımın türü ve miktarı, ihlal edilen hükme ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

İş kazası tazminat davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Hayır. İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat ile ilgili tespit ve rücu davaları zorunlu arabuluculuğun dışındadır. Taraflar isterse ihtiyari arabuluculuk veya sulh görüşmesi yapabilir; ödeme ve ibra metni imzalanmadan önce kapsamı ayrıca incelenmelidir.

İş kazası geçirdiyseniz bir avukata danışmanızı tavsiye ederiz.

Yorum yaz