
İçindekiler
- 1. Hırsızlık Suçu Nedir? (TCK 141)
- 2. Hırsızlık suçunun unsurları nelerdir?
- 3. Hırsızlık suçunun cezası ne kadardır?
- 4. Nitelikli Hırsızlık Suçu Nedir? (TCK 142)
- 5. Gece Vakti İşlenen Hırsızlık Suçunun Cezası Nedir? (TCK 143)
- 6. Hırsızlık Suçunda Cezayı Azaltan veya Ortadan Kaldıran Hâller Nelerdir?
- 7. Aile Bireyleri Arasında Hırsızlık Suçunda Ceza Verilir mi? (TCK 167)
- 8. Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık nasıl uygulanır?
- 9. Hırsızlık suçu şikâyete tabi mi?
- 10. Hırsızlık suçu uzlaşmaya tabi mi?
- 11. Hırsızlık Suçunda Soruşturma ve Yargılama Süreci Nasıl İşler?
- 12. Hırsızlık Suçunda Tutuklama Olur mu?
- 13. Hırsızlık suçuna hangi mahkeme bakar?
- 14. Hırsızlık Suçunda Hangi Deliller Önemlidir?
- 15. Birden fazla kişi veya birden fazla hırsızlık varsa ceza nasıl belirlenir?
- 16. Hırsızlık, yağma ve güveni kötüye kullanma arasındaki fark nedir?
- 17. Hırsızlık suçu zamanaşımı süresi ne kadardır?
- 18. Hırsızlık Mağduru Tazminat Talep Edebilir mi?
- 19. Sık sorulan sorular
- 19.1. İlk kez hırsızlık yapan kişi ne kadar ceza alır?
- 19.2. Çalınan mal geri verilirse dava düşer mi?
- 19.3. Market hırsızlığı basit mi nitelikli mi sayılır?
- 19.4. Araç içinden eşya almak hangi suçu oluşturur?
- 19.5. Hırsızlık sicile işler mi?
- 19.6. Çocuk hakkında hırsızlık soruşturması nasıl yürütülür?
- 19.7. Av. Senanur Dağdeviren Yağız
Hırsızlık Suçu Nedir? (TCK 141)
Hırsızlık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesinde düzenlenmiştir. Başkasına ait taşınır bir malın, zilyedinin rızası olmadan, kendisine veya başka birine yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alınması hırsızlık suçunu oluşturur. Basit hırsızlık suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Ancak suçun işleniş biçimine ve olayın özelliklerine göre daha ağır cezalar da gündeme gelebilir. Özellikle TCK’nın 142. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık hâllerinde ceza artmaktadır.
Hırsızlık suçunda her olay aynı şekilde değerlendirilmez. Çalınan eşyanın değeri, nereden ve nasıl alındığı, failin amacı ve suçun işlendiği zaman, uygulanacak kanun hükmünün ve cezanın belirlenmesinde önem taşır. Bunun yanında hırsızlık suçunun şikâyete tabi olup olmadığı, uzlaştırma ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, tutuklama, ceza indirimi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi konular da somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Bu yazıda hırsızlık suçunun unsurlarını, cezalarını, yargılama sürecini kapsamlı bir şekilde ele alacağız.
Hırsızlık suçunun unsurları nelerdir?
Bir fiilin hırsızlık suçu olarak kabul edilebilmesi için Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesinde belirtilen unsurların bulunması gerekir. Buna göre:
- Suçun konusu başkasına ait taşınır bir mal olmalıdır. Telefon, para, ziynet eşyası, araç veya başka bir taşınır mal hırsızlık suçunun konusunu oluşturabilir.
- Mal, zilyedinin rızası dışında alınmalıdır. Malı fiilen elinde bulunduran kişinin geçerli bir rızası varsa kural olarak hırsızlık suçu oluşmaz.
- Mal bulunduğu yerden alınmalıdır. Hırsızlık suçunun tamamlanması için kişinin başkasına ait eşyayı izinsiz olarak alıp kendi kontrolüne geçirmesi gerekir.
- Fail, kendisine veya başkasına yarar sağlama amacı taşımalıdır. Bu yararın mutlaka para veya ekonomik kazanç olması gerekmez. Ancak yalnızca zarar verme amacıyla gerçekleştirilen her eylem de hırsızlık olarak değerlendirilemez.
- Suç kasten işlenmelidir. Fail, başkasına ait bir malı sahibinin veya zilyedinin rızası dışında aldığını bilmeli ve bunu isteyerek gerçekleştirmelidir.
Örneğin bir kişinin, başkasının telefonunu kendi telefonu sanarak alması hâlinde hırsızlık kastından söz edilemeyebilir. Buna karşılık bir telefonu bilerek alan kişinin sonradan pişman olup telefonu geri vermesi, suçun başlangıçta mevcut olan unsurlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Sık karşılaşılan bir başka durum ise kişinin eşyayı şaka amacıyla aldığını ileri sürmesidir. Böyle bir savunmada yalnızca failin açıklamasına bakılmaz. Eşyanın ne kadar süre alıkonulduğu, saklanıp saklanmadığı, nasıl kullanıldığı, taraflar arasındaki ilişki ve geri verme davranışı birlikte değerlendirilir.
Hırsızlık ne zaman tamamlanır, ne zaman teşebbüs aşamasında kalır?
Hırsızlık suçunun oluşması için failin, başkasına ait eşyayı bulunduğu yerden alarak kendi kontrolüne geçirmesi gerekir. Fail, hırsızlık yapmak amacıyla doğrudan icra hareketlerine başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle malı alamamışsa suç teşebbüs aşamasında kalabilir.
TCK’nın 35. maddesine göre teşebbüs hâlinde, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak verilecek cezadan dörtte bir ile dörtte üç arasında indirim yapılır.
Ancak eşyanın yerinden alınması, hırsızlık suçunun her zaman tamamlandığı anlamına gelmez. Suçun tamamlanması için eşyanın, onu elinde bulunduran kişinin kontrolünden çıkması ve failin kontrolüne geçmesi gerekir.
Örneğin bir kişi, evden aldığı eşyalarla kaçarken ev sahibi tarafından hemen fark edilip kesintisiz şekilde takip edilmiş ve kısa süre sonra yakalanmış olabilir. Böyle bir durumda hırsızlık suçunun tamamlanıp tamamlanmadığı; eşyanın nereden alındığı, failin ne kadar uzaklaştığı, takip sırasında neler yaşandığı ve mal üzerinde bağımsız bir fiilî hâkimiyet kurup kuramadığı incelenerek belirlenir. Dolayısıyla failin eşyayla birlikte yakalanmış olması, tek başına suçun tamamlandığını veya teşebbüs aşamasında kaldığını göstermez.
Nitekim Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.03.2024 tarihli, 2023/15037 E. ve 2024/3764 K. sayılı kararında bir eşyanın bulunduğu yerden alınmasının suçun tamamlanması için her zaman yeterli olmadığını belirtmiştir. Karara konu olayda sanık, evden para ve bıçak alarak kaçmış, ancak ev sahiplerinin kesintisiz takibi sonucunda yakalanmış ve kendisini yakalamaya çalışan kişilere tornavidayla saldırmıştır. Yargıtay, hırsızlık olarak başlayan eylemin yağma suçuna dönüştüğünü, ancak sanığın eşyaları mağdurların kontrolünden tamamen çıkaramadığını değerlendirerek yağma suçunun tamamlanmadığına, teşebbüs aşamasında kaldığına karar vermiştir. Karar, özellikle kesintisiz takip sırasında failin çalınan eşya üzerinde bağımsız bir kontrol kurup kuramadığının, suçun tamamlanma anının belirlenmesinde önem taşıdığını göstermektedir.
Son olarak, failin kendi isteğiyle hırsızlık yapmaktan vazgeçmesi ile yakalanma korkusu veya dışarıdan gelen bir engel nedeniyle eylemini tamamlayamaması aynı değildir.
Fail, icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçer ya da suçun tamamlanmasını kendi çabasıyla önlerse TCK’nın madde 36’daki gönüllü vazgeçme hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda hırsızlığa teşebbüsten cezalandırılmaz. Ancak o ana kadar gerçekleştirdiği hareketler başka bir suç oluşturuyorsa bu suçtan dolayı sorumluluğu devam eder.
Hırsızlık suçunun cezası ne kadardır?
Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesine göre basit hırsızlık suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Ancak mahkeme her hırsızlık olayında aynı cezaya hükmetmez. Suçun nasıl işlendiği, meydana gelen zararın ağırlığı, failin kastının yoğunluğu ve olayın diğer özellikleri dikkate alınarak kanunda öngörülen sınırlar arasında temel ceza belirlenir.
Basit hırsızlıkta adli para cezası: Basit hırsızlık suçunda doğrudan adli para cezası öngörülmemiştir. Bununla birlikte, yargılama sonucunda hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az olursa TCK’nın 49 ve 50. maddelerindeki şartlara göre hapis cezasının adli para cezasına veya başka bir seçenek yaptırıma çevrilmesi mümkün olabilir. Dolayısıyla hırsızlık suçunda adli para cezası uygulanıp uygulanamayacağı, yalnızca suçun türüne değil, cezaya ve failin hukuki durumuna da bağlıdır.
Hırsızlık suçundan verilen hapis cezasının ertlenmesi: Hırsızlık suçundan verilen hapis cezasının ertelenmesi de belirli şartlarla mümkündür. TCK’nın 51. maddesine göre iki yıl veya daha az süreli hapis cezaları ertelenebilir. Ancak bunun için failin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşması gerekir.
Hırsızlık suçunda HAGB: Hırsızlık suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) da uygulanabilir. CMK’nın 231. maddesine göre, iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına hükmedilmesi ve diğer kanuni şartların sağlanması hâlinde mahkeme HAGB kararı verebilir. Bu kapsamda sanığın geçmişi, yeniden suç işleyip işlemeyeceğine ilişkin değerlendirme ve mağdurun zararının giderilmesi gibi şartlar önem taşır. HAGB hükümleri, 2026 yılında yapılan kanun değişiklikleri de dikkate alınarak uygulanmalıdır. Zararın derhâl karşılanamadığı durumlarda ise belirli koşullarla taksitli ödeme yoluyla HAGB uygulanması mümkündür.
Burada unutulmaması gereken nokta, ilk kez hırsızlık suçu işleyen herkesin mutlaka adli para cezası alacağı, cezasının erteleneceği veya hakkında HAGB kararı verileceği yönünde bir kural bulunmamasıdır. Mahkeme, bu kurumların uygulanıp uygulanamayacağını her dosyanın koşullarına ve ilgili kanuni şartlara göre değerlendirir.
Nitelikli Hırsızlık Suçu Nedir? (TCK 142)
Nitelikli hırsızlık, hırsızlık suçunun kanunda belirtilen belirli koşullarda veya yöntemlerle işlenmesidir. Çalınan eşyanın niteliği, bulunduğu yer, mağdurun içinde bulunduğu durum ya da failin kullandığı yöntem, suçun daha ağır cezalandırılmasına neden olabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde nitelikli hırsızlık hâlleri ayrı ayrı düzenlenmiştir. Uygulanacak hapis cezası ise suçun hangi fıkra kapsamında değerlendirildiğine göre değişir.
TCK 142’ye göre nitelikli hırsızlık sayılan başlıca durumlar şunlardır:
- Evden veya iş yerinden hırsızlık
- Kapkaç ve yankesicilik
- Kilit açılarak yapılan hırsızlık
- Kamu kurumlarında ve ibadethanelerde hırsızlık
- Toplu taşıma araçlarında hırsızlık
- Açıkta bırakılan eşyaların çalınması
- Mağdurun durumundan yararlanılarak hırsızlık:
- Bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık
- Kimliğini gizleyerek hırsızlık
- Afet ve toplumsal olaylardan yararlanılarak hırsızlık
- Hayvan hırsızlığı
- Enerji tesislerinde hırsızlık
Nitelikli hırsızlık suçunun cezası, fiilin hangi kapsamda değerlendirildiğine göre değişir. TCK 142/1 kapsamında üç yıldan yedi yıla, TCK 142/2 kapsamında beş yıldan on yıla ve TCK 142/3 kapsamında beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Ayrıca kanunda belirtilen bazı durumlarda cezanın artırılması da mümkündür.
Ancak her hırsızlık olayının nitelikli hırsızlık sayılmayacağını belirtmek gerekir. Suçun nerede, nasıl ve hangi koşullarda işlendiği önemlidir.
3 Yıldan 7 Yıla Kadar Hapis Cezası Gerektiren Hırsızlık Hâlleri
TCK’nın 142/1. maddesine göre hırsızlık suçunun aşağıdaki eşyalara karşı işlenmesi hâlinde üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur:
- Kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşyalar,
- Toplu taşıma araçlarında veya bu araçların belirlenmiş kalkış ve varış yerlerinde bulunan eşyalar,
- Afet veya genel felaketlerin yol açabileceği zararları önlemek ya da azaltmak amacıyla hazırlanan eşyalar,
- Kullanım amacı, niteliği veya yerleşik uygulama gereği açıkta bırakılan eşyalar.
5 Yıldan 10 Yıla Kadar Hapis Cezası Gerektiren Hırsızlık Hâlleri
TCK’nın 142/2. maddesinde ise daha ağır cezayı gerektiren başka hırsızlık yöntemleri ve durumları düzenlenmiştir. Buna göre suçun;
- Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanılarak,
- Elde veya üstte taşınan eşyanın çekilip alınması ya da özel bir beceri kullanılması suretiyle,
- Doğal afetlerin veya toplumsal olayların meydana getirdiği korku ve kargaşadan yararlanılarak,
- Haksız yere elde bulundurulan veya taklit edilen anahtarla ya da başka bir alet kullanılarak kilidin açılması veya kilitlenmesinin engellenmesi suretiyle,
- Bilişim sistemleri kullanılarak,
- Failin tanınmasını önleyecek tedbirler alınarak veya yetkisi olmadığı hâlde resmî sıfat takınılarak,
- Büyükbaş veya küçükbaş hayvanlara karşı,
- Herkesin girebileceği bir yerde kilitlenerek korunan ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza edilen eşyalara karşı
işlenmesi durumunda beş yıldan on yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Örneğin sokakta yürüyen bir kişinin elindeki telefonun çekilip alınması, kalabalık bir ortamda özel beceri kullanılarak cebinden cüzdanının çalınması veya kilitli bir depoya girilerek eşya alınması, somut olayın koşullarına göre bu kapsamda değerlendirilebilir.
Kapkaç veya özel beceri kullanılarak işlenen hırsızlığın, kendisini beden veya ruh bakımından savunamayacak durumda olan kişiye karşı işlenmesi hâlinde, TCK 142/2-b uyarınca verilecek ceza üçte birine kadar artırılır.
Burada özellikle bina veya eklenti içinde bulunan eşyalar bakımından önemli bir ayrıntı vardır. Eşyanın ayrıca kilit altında tutulması şart değildir. Malın bina veya eklentisi içinde muhafaza ediliyor olması, kanundaki nitelikli hâlin uygulanması için yeterli olabilir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.09.2022 tarihli, 2019/498 E. ve 2022/556 K. sayılı kararında da bu konu ele alınmıştır. Kararda, bir yerin eklenti sayılabilmesi için mutlaka her tarafının kesintisiz biçimde duvar veya telle çevrilmiş olmasının gerekmediği; alanın dışarıdan girilmesine rıza gösterilmeyeceğini ortaya koyacak şekilde ayrılmış olmasının önem taşıdığı değerlendirilmiştir.
Enerji Tesislerinde Hırsızlık Suçu ve Cezası
TCK’nın 142/3. maddesi, sıvı veya gaz hâlindeki enerjiye ve bunların nakline, işlenmesine ya da depolanmasına ait tesislerde işlenen hırsızlık suçları için ayrı bir düzenleme içermektedir.
Bu kapsamdaki hırsızlık suçunun cezası beş yıldan on iki yıla kadar hapistir. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır ve ayrıca on bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
Bunun yanında hırsızlık nedeniyle haberleşme, enerji, demiryolu veya havayolu ulaşımı alanındaki kamu hizmetinin geçici olarak da olsa aksaması durumunda, TCK’nın 142/5. maddesi uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
Hırsızlık Sırasında Konut Dokunulmazlığının İhlali ve Mala Zarar Verme
Hırsızlık suçu işlenirken başka suçların da ortaya çıkması mümkündür. Örneğin failin bir eve izinsiz girerek hırsızlık yapması veya içeri girebilmek için kapıyı kırması durumunda, olayın özelliklerine göre hırsızlığın yanında konut dokunulmazlığının ihlali ya da mala zarar verme suçlarından da sorumluluk doğabilir.
TCK’nın 142/4. maddesine göre, hırsızlık amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması için ayrıca şikâyet aranmaz.
Ancak burada malın alınması sırasında yapılan müdahalenin hırsızlık suçunun bir parçası mı olduğu, yoksa ayrıca mala zarar verme suçunu mu oluşturduğu, zarar verilen eşya ve gerçekleştirilen hareketler dikkate alınarak belirlenir.
Gece Vakti İşlenen Hırsızlık Suçunun Cezası Nedir? (TCK 143)
Hırsızlığın gece vakti işlenmesi hâlinde TCK m.143 gereğince verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu artırım hem temel suçta hem de nitelikli hırsızlık hâllerinde uygulanabilir.
TCK m.6/1-e gece vaktini, güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve güneşin doğmasından bir saat önce sona eren süre olarak tanımlar.
Örneğin gündüz işlenen bir hırsızlık suçu için belirlenen 2 yıllık hapis cezası, aynı suçun gece vakti işlenmesi hâlinde TCK 143 gereğince 3 yıla çıkar. Diğer indirim ve artırım nedenleri ayrıca değerlendirilir.
Hırsızlık Suçunda Cezayı Azaltan veya Ortadan Kaldıran Hâller Nelerdir?
Hırsızlık suçunda verilecek ceza her zaman aynı değildir. Türk Ceza Kanunu, suçun işlenme nedeni, çalınan eşyanın değeri ve failin amacı gibi bazı durumlarda daha az ceza verilmesine veya hiç ceza verilmemesine imkân tanımaktadır.
Özellikle alacak tahsil etmek amacıyla hırsızlık yapılması, çalınan malın değerinin az olması, kullanma hırsızlığı ve ağır ve acil ihtiyaç nedeniyle işlenen hırsızlık bakımından özel düzenlemeler bulunmaktadır. Ancak bu hükümlerin uygulanabilmesi için kanunda belirtilen şartların somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir.
Ortak Mala veya Alacak Tahsili Amacıyla Yapılan Hırsızlık
Bir kişinin kendisine borcu olan başka birinin eşyasını izinsiz alması, alacaklı olması nedeniyle hukuka uygun hâle gelmez. Ancak hırsızlık suçunun gerçekten var olan ve hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil etmek amacıyla işlenmesi durumunda TCK’nın 144. maddesi uygulanabilir.
Bu durumda şikâyet üzerine iki aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. Aynı düzenleme, paydaş veya elbirliğiyle malik olunan ortak bir mal üzerinde işlenen hırsızlık suçları bakımından da geçerlidir.
Örneğin bir kişinin, ödünç verdiği parayı geri alamadığı gerekçesiyle borçlusunun eşyasını izinsiz alması hâlinde, olayın şartlarına göre bu hüküm gündeme gelebilir. Ancak yalnızca alacaklı olduğunu söylemek yeterli değildir. Alacağın gerçekten var olup olmadığı, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve eşyanın hangi amaçla alındığı araştırılır.
Çalınan Malın Değerinin Az Olması Cezayı Azaltır mı? (TCK 145)
Hırsızlık suçunda çalınan malın değerinin az olması, cezada indirim yapılmasını veya bazı durumlarda hiç ceza verilmemesini sağlayabilir. TCK’nın 145. maddesine göre mahkeme, yalnızca eşyanın maddi değerini değil, suçun nasıl işlendiğini ve olayın diğer özelliklerini de dikkate alır.
Kanunda malın değerinin az sayılması için belirlenmiş sabit bir parasal sınır bulunmamaktadır. Bu nedenle bir eşyanın ucuz olması, failin mutlaka ceza indirimi alacağı veya hakkında ceza verilmeyeceği anlamına gelmez.
Örneğin bir marketten düşük bedelli bir ürünün çalınması durumunda malın değerinin azlığı gündeme gelebilir. Ancak hırsızlığın tekrarlanması veya suçun işleniş biçimi gibi unsurlar, mahkemenin ceza vermekten vazgeçip geçmeyeceğine ilişkin değerlendirmesinde etkili olabilir.
Nitekim Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 19.09.2022 tarihli kararında (2021/15862 E., 2022/11777 K.), aynı mağazadan iki gün içerisinde üç kez düşük değerli ürün çalınan olayda, malın değerinin azlığı nedeniyle ceza indirimi yapılabileceğini; ancak suçun işleniş biçimi dikkate alındığında ceza vermekten tamamen vazgeçilmesinin uygun olmadığını değerlendirmiştir.
Kullanma Hırsızlığı Nedir? Cezası Ne Kadardır?
Kullanma hırsızlığı, başkasına ait bir eşyanın geçici süre kullanılıp geri verilmek amacıyla izinsiz alınmasıdır. TCK’nın 146. maddesine göre bu durumda şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.
Örneğin bir kişinin, başkasına ait bisikleti sahibinin izni olmadan kısa süre kullanmak ve ardından geri bırakmak amacıyla alması, olayın özelliklerine göre kullanma hırsızlığı kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak burada önemli olan, failin eşyayı aldığı andan itibaren geri verme niyetinin bulunmasıdır. Eşyayı başlangıçta sahiplenmek amacıyla alan kişinin daha sonra iade etmeye karar vermesi, tek başına kullanma hırsızlığı hükümlerinin uygulanmasını sağlamaz.
Failin gerçek amacı; eşyanın nasıl alındığı, ne kadar süre kullanıldığı, nereye bırakıldığı ve olayın diğer koşulları incelenerek belirlenir. Ayrıca eşyanın başka bir suç işlemek amacıyla kullanılması hâlinde TCK 146’daki indirim uygulanmaz.
Ağır ve Acil İhtiyaç Nedeniyle Hırsızlık Yapılması
Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak amacıyla işlenmesi hâlinde, TCK’nın 147. maddesi uyarınca verilecek cezada indirim yapılabilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir.
Ancak kişinin ekonomik sıkıntı içerisinde bulunması veya paraya ihtiyaç duyması, tek başına bu hükmün uygulanması için yeterli değildir. İhtiyacın gerçekten ağır ve acil olması, olayın gerçekleşme koşullarıyla birlikte değerlendirilir.
Örneğin hayati öneme sahip acil bir ihtiyacın karşılanması amacıyla gerçekleştirilen hırsızlık ile yalnızca maddi kazanç elde etmek için yapılan hırsızlık aynı şekilde değerlendirilmez. Mahkeme, ihtiyacın niteliğini, aciliyetini, başka bir çözüm bulunup bulunmadığını ve alınan eşyanın özelliklerini dikkate alır.
Aile Bireyleri Arasında Hırsızlık Suçunda Ceza Verilir mi? (TCK 167)
Aile bireyleri arasında işlenen hırsızlık suçlarında, akrabalık ilişkisine göre hiç ceza verilmeyebilir veya cezada indirim yapılabilir. Türk Ceza Kanunu’nun 167. maddesi, belirli yakın akrabalar arasında işlenen malvarlığına karşı suçlar bakımından özel hükümler içermektedir.
Eşler, Anne-Baba ve Çocuklar Arasında Hırsızlık Suçu
TCK’nın 167/1. maddesine göre hırsızlık suçunun aşağıdaki kişilerden birinin zararına işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz:
- Haklarında mahkemece ayrılık kararı verilmemiş eşler,
- Anne, baba, çocuk, büyükanne, büyükbaba ve torun gibi üstsoy ve altsoy hısımları,
- Kanunda belirtilen aynı derecedeki kayın hısımları,
- Evlat edinen ile evlatlık,
- Aynı konutta birlikte yaşayan kardeşler.
Örneğin bir kişinin annesine veya babasına ait eşyayı çalması hâlinde, TCK 167/1 kapsamında kendisi hakkında cezaya hükmolunmaz. Ancak bu durum, hırsızlık eyleminin hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Ayrıca suça katılan ve kanunda belirtilen akrabalık ilişkisi bulunmayan diğer kişiler, kendi fiilleri nedeniyle cezai sorumluluk taşıyabilir.
Kardeşler ve Diğer Akrabalar Arasında Hırsızlığın Cezası Nedir?
TCK’nın 167/2. maddesinde ise bazı akrabalık ilişkileri bakımından cezanın tamamen kaldırılması yerine indirim yapılması öngörülmüştür.
Buna göre hırsızlık suçunun;
- Haklarında mahkemece ayrılık kararı verilmiş eşlerden birine,
- Aynı konutta birlikte yaşamayan kardeşe,
- Aynı konutta birlikte yaşayan amca, dayı, hala, teyze veya yeğene,
- Aynı konutta birlikte yaşayan ikinci derece kayın hısımına
karşı işlenmesi hâlinde, suçun soruşturulması şikâyete bağlıdır ve verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Örneğin ayrı evlerde yaşayan iki kardeşten birinin diğerine ait eşyayı çalması durumunda, TCK 167/1’deki cezasızlık hükmü değil, şartları varsa TCK 167/2’deki ceza indirimi uygulanır.
Burada önemli olan yalnızca kişilerin akraba olması değildir. Akrabalık derecesi, aynı evde yaşayıp yaşamadıkları ve eşler bakımından mahkemece verilmiş bir ayrılık kararının bulunup bulunmadığı da önem taşır. Bu nedenle aile bireyleri arasındaki her hırsızlık olayında ceza verilmeyeceği düşüncesi doğru değildir.
Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık nasıl uygulanır?
Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık, failin suç işlendikten sonra pişmanlık göstererek mağdurun zararını gidermesi hâlinde cezasında indirim yapılmasını sağlayan bir düzenlemedir. Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, şartların bulunması hâlinde basit ve nitelikli hırsızlık suçlarında uygulanabilir.
Etkin pişmanlık nedeniyle yapılacak ceza indirimi, mağdurun zararının ne zaman giderildiğine göre değişir:
- Kovuşturma başlamadan önce: Fail, azmettiren veya yardım eden, mağdurun zararını tamamen giderirse verilecek cezadan üçte ikisine kadar indirim yapılır.
- Kovuşturma başladıktan sonra: Zarar, dava açıldıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce giderilirse verilecek cezanın yarısına kadarı indirilebilir.
Zararın giderilmesi, çalınan eşyanın mağdura geri verilmesiyle olabileceği gibi eşyanın bedelinin ödenmesiyle de gerçekleşebilir. Ancak zararın yalnızca bir kısmı karşılanmışsa etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun buna rıza göstermesi gerekir.
Burada önemli olan, eşyanın geri verilmesinin veya zararın karşılanmasının failin pişmanlığını ortaya koyan iradi bir davranış olmasıdır. Örneğin çalınan telefonun polis tarafından yapılan aramada bulunarak sahibine teslim edilmesi, tek başına failin etkin pişmanlık gösterdiği anlamına gelmez. Buna karşılık failin telefonu kendi isteğiyle iade etmesi veya mağdurun zararını karşılaması, diğer şartlar da mevcutsa ceza indirimi uygulanmasını sağlayabilir.
Uygulamada zararın giderildiğinin belgelenmesi de önem taşır. Özellikle banka yoluyla yapılan ödemelerde dosya bilgilerine, ödenen tutara ve ödemenin hangi zararın karşılığı olduğuna açıkça yer verilmesi, sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesine yardımcı olur.
Etkin pişmanlık, hırsızlık suçunu ortadan kaldırmaz; yalnızca kanuni şartların bulunması hâlinde cezada indirim yapılmasını sağlar.
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarihli kararında (2023/24657 E., 2024/6366 K.), iki sanığın birlikte işlediği nitelikli hırsızlık nedeniyle oluşan zararın, sanıklardan biri tarafından soruşturma aşamasında tamamen karşılandığı belirtilmiştir. Yargıtay, hırsızlık suçunda uygulanan etkin pişmanlık indiriminin, aynı olayda işlenen mala zarar verme suçu bakımından da uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Bu doğrultuda, mala zarar verme suçundan verilen cezaya da TCK 168/1 uyarınca üçte iki oranında indirim uygulamıştır.
Hırsızlık suçu şikâyete tabi mi?
Hırsızlık suçu kural olarak şikâyete tabi değildir. TCK’nın 141. maddesinde düzenlenen basit hırsızlık ve 142. maddesindeki nitelikli hırsızlık suçları, savcılık tarafından resen soruşturulur. Dolayısıyla mağdurun şikâyette bulunması şart olmadığı gibi sonradan şikâyetinden vazgeçmesi de tek başına soruşturmanın veya açılmış kamu davasının sona ermesini sağlamaz.
Ancak kanunda bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır. Özellikle aşağıdaki durumlarda suçun soruşturulması şikâyete bağlıdır:
- TCK m.144: Paydaş veya elbirliğiyle malik olunan malın çalınması ya da bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hırsızlık yapılması.
- TCK m.146: Eşyanın geçici olarak kullanılıp geri verilmek amacıyla alınması, yani kullanma hırsızlığı.
- TCK m.167/2: Suçun, kanunda belirtilen bazı akrabalar arasında işlenmesi.
Şikâyete bağlı hırsızlık suçlarında, TCK’nın 73. maddesi gereğince şikâyet süresi kural olarak altı aydır. Bu süre, mağdurun hem suçu hem de faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak dava zamanaşımı süresi dolmuşsa altı aylık şikâyet süresinin henüz dolmamış olması soruşturma yapılmasını sağlamaz.
Hırsızlıkta Şikâyetten Vazgeçilirse Dava Düşer mi?
Basit ve nitelikli hırsızlık suçları kural olarak şikâyete bağlı olmadığından, mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı kendiliğinden sona erdirmez. Ancak TCK 144, 146 ve 167/2 gibi şikâyete bağlı hâllerde, kanuni koşulların bulunması durumunda şikâyetten vazgeçme davanın düşmesini sağlayabilir. Bu nedenle şikâyetten vazgeçmenin sonucu, suçun hangi kanun maddesi kapsamında değerlendirildiğine bağlıdır.
Hırsızlık suçu uzlaşmaya tabi mi?
Basit hırsızlık suçu uzlaştırma kapsamındadır. Buna karşılık TCK 142’de düzenlenen nitelikli hırsızlık suçları kural olarak uzlaştırmaya tabi değildir. Ancak suçun TCK 167/2’de belirtilen yakın akrabalara karşı işlenmesi gibi şikâyete bağlı hâllerde, kanuni şartların bulunması durumunda uzlaştırma uygulanabilir.
Şikâyete bağlı özel hırsızlık hâlleri de CMK’nın 253. maddesindeki genel kurallar ve istisnalar çerçevesinde uzlaştırmaya konu olabilir. Ancak uzlaştırma kapsamındaki suçun, aynı mağdura karşı uzlaştırma dışında kalan başka bir suçla birlikte işlenmesi durumunda uzlaştırma uygulanamayabilir.
Burada uzlaşma, etkin pişmanlık ve şikâyetten vazgeçme arasındaki farkı da bilmek gerekir. Bu üç kurum aynı sonucu doğurmaz.
Uzlaştırmada taraflar, uzlaştırmacı aracılığıyla hukuka uygun bir edim üzerinde anlaşır. Uzlaşmanın sağlanması ve kararlaştırılan edimin yerine getirilmesi, dosyanın bulunduğu aşamaya göre kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilmesini sağlayabilir. Etkin pişmanlıkta ise suç nedeniyle oluşan zararın giderilmesi karşılığında ceza indirimi uygulanır. Şikâyetten vazgeçme de yalnızca takibi şikâyete bağlı suçlarda kanunun öngördüğü sonuçları doğurur.
Hırsızlık Suçunda Soruşturma ve Yargılama Süreci Nasıl İşler?
Hırsızlık şüphesiyle başlatılan soruşturmada savcılık, kolluk aracılığıyla delilleri toplar ve şüphelinin ifadesini alır. Suçun niteliğine ve dosyadaki delillere göre uzlaştırma, adli kontrol veya tutuklama gibi işlemler gündeme gelebilir. Yeterli şüpheye ulaşılması hâlinde iddianame düzenlenerek kamu davası açılır. Mahkeme, sanığın savunmasını ve diğer delilleri değerlendirerek beraat, mahkûmiyet veya kanunda öngörülen başka bir karar verir.
Hırsızlık Suçunda Tutuklama Olur mu?
Hırsızlık suçunda tutuklama kararı verilmesi mümkündür. TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçları, CMK’nın 100/3. maddesinde belirtilen katalog suçlar arasında yer almaktadır. Ancak kişinin hırsızlıkla suçlanması veya suçun katalog suçlar arasında bulunması, mutlaka tutuklanacağı anlamına gelmez.
Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve tutuklamanın gerekli ve ölçülü olması gerekir. Şüphelinin kaçma ihtimali, delilleri karartma veya tanıklar üzerinde baskı kurma tehlikesi gibi durumlar değerlendirilir. Ayrıca hâkim, yurt dışına çıkış yasağı veya belirli aralıklarla imza verme gibi adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağını da gerekçelendirmelidir. Tutuklama bir ceza değil, yargılama sürecinde uygulanan geçici bir koruma tedbiridir.
Hırsızlık suçuna hangi mahkeme bakar?
Hırsızlık suçunda görevli mahkeme, eylemin hangi kanun maddesi kapsamında değerlendirildiğine göre belirlenir.
Hırsızlık suçunda görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir.
Basit hırsızlık (TCK 141) ile TCK 142/1 ve 142/2 kapsamındaki nitelikli hırsızlık suçları asliye ceza mahkemesinde görülür.
Buna karşılık cezanın üst sınırının on iki yıl olduğu TCK 142/3 kapsamındaki suçlarda ağır ceza mahkemesi görevlidir. Çocuklar bakımından ise çocuklara özgü görev kuralları uygulanır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Hırsızlık Suçunda Hangi Deliller Önemlidir?
Hırsızlık suçunda mahkûmiyet kararı verilebilmesi için suçun sanık tarafından işlendiğinin hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir. Mahkeme, dosyadaki delilleri bir bütün olarak değerlendirir.
Hırsızlık suçunda başlıca deliller şunlardır:
- Güvenlik kamerası görüntüleri ve tanık ifadeleri,
- Parmak izi, DNA ve diğer kriminal inceleme sonuçları,
- Çalınan eşyanın faturası, fotoğrafı veya seri numarası,
- Arama, elkoyma ve olay yeri inceleme tutanakları,
- Mesajlaşmalar, banka hareketleri ve hukuka uygun elde edilen dijital kayıtlar.
Örneğin çalındığı iddia edilen eşyanın şüphelinin üzerinde bulunması önemli bir delildir. Ancak bu durum tek başına her olayda mahkûmiyet için yeterli olmayabilir. Eşyanın nasıl elde edildiği ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Hırsızlık mağdurunun olayla ilgili kamera kayıtlarını ve eşyanın kendisine ait olduğunu gösteren belgeleri koruması önemlidir. Hırsızlıkla suçlanan kişinin ise eşyayı rızayla aldığı veya suçla ilgisi bulunmadığı yönündeki savunmasını varsa delillerle desteklemesi gerekir. Hukuka aykırı elde edilen deliller mahkûmiyete esas alınamaz.
Birden fazla kişi veya birden fazla hırsızlık varsa ceza nasıl belirlenir?
Hırsızlık suçunun birden fazla kişi tarafından işlenmesi, kişilerin suça hangi şekilde katıldıklarına göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Suçun işlenmesine birlikte karar veren ve fiilin gerçekleştirilmesi üzerinde ortak hâkimiyet kuran kişiler müşterek fail olarak sorumlu tutulabilir. Bir başkasını hırsızlık yapmaya yönlendiren kişi azmettiren, suçun işlenmesini kolaylaştıran veya faile yardım eden kişi ise yardım eden sıfatıyla sorumlu olabilir.
Ancak yalnızca olay yerinde bulunmak veya suçu işleyen kişiyi tanımak, tek başına hırsızlık suçuna iştirak edildiğini göstermez. Her kişinin suça ne şekilde katkıda bulunduğunun somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Bir kişinin farklı zamanlarda birden fazla hırsızlık yapması durumunda ise zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir.
TCK’nın 43. maddesine göre, aynı suç işleme kararı kapsamında, aynı kişiye karşı farklı zamanlarda birden fazla hırsızlık suçu işlenmişse şartların bulunması hâlinde tek ceza belirlenir ve bu ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır.
Örneğin bir kişinin aynı işyerinden farklı tarihlerde, aynı suç işleme kararı kapsamında tekrar tekrar eşya çalması, zincirleme hırsızlık suçunu oluşturabilir.
Ancak her birden fazla hırsızlık olayı otomatik olarak zincirleme suç sayılmaz. Eşyaların aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı alındığı, mağdurların kim olduğu, suçlar arasında ortak bir suç işleme kararının bulunup bulunmadığı ve olayların diğer özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Hırsızlık, yağma ve güveni kötüye kullanma arasındaki fark nedir?
Hırsızlık, yağma ve güveni kötüye kullanma suçları, başkasına ait malvarlığına yönelik olmaları nedeniyle birbirine benzese de aralarında önemli hukuki farklar bulunmaktadır. Hangi suçun oluştuğunu belirlerken özellikle malın nasıl alındığına, mağdurun rızasına ve failin kullandığı yönteme bakılır.
Hırsızlık suçunda mal, zilyedinin rızası olmadan bulunduğu yerden alınır. Örneğin bir kişinin başkasının telefonunu habersizce alıp götürmesi, diğer şartların da bulunması hâlinde hırsızlık suçunu oluşturur.
Yağma suçunda fail, mağduru cebir veya tehditle malı teslim etmeye ya da alınmasına karşı koymamaya zorlar. Örneğin bir kişinin bıçakla tehdit edilerek telefonunun alınması yağma suçunu oluşturabilir. Hırsızlık sırasında veya suç henüz tamamlanmadan malın geri alınmasını önlemek amacıyla cebir ya da tehdit kullanılması da olayın koşullarına göre eylemin yağma suçuna dönüşmesine neden olabilir.
Güveni kötüye kullanma suçunda ise eşya başlangıçta kişiye rızayla teslim edilmiştir. Ancak kişi daha sonra bu eşyayı teslim amacına aykırı biçimde kullanır, üzerinde yetkisiz tasarrufta bulunur veya teslim edildiğini inkâr eder.
Örneğin bir kişinin arkadaşından ödünç aldığı aracı geri vermek yerine sahiplenmesi, güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. Buna karşılık aynı aracın sahibinden izin alınmadan, geçici süre kullanılıp geri verilmek amacıyla alınması hâlinde kullanma hırsızlığı gündeme gelebilir.
Bunun yanında malın mağdurdan hileli davranışlarla alınması hâlinde dolandırıcılık suçu da gündeme gelebilir. Dolayısıyla suçun belirlenmesinde yalnızca eşyanın kimin elinde bulunduğuna değil, nasıl teslim edildiğine ve failin başlangıçtaki amacına da bakılmalıdır.
Elektrik, su veya doğalgazın tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde kullanılması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Bu tür eylemler, koşullarına göre TCK’nın 163. maddesindeki karşılıksız yararlanma suçunu oluşturabilir.
Benzer şekilde, banka veya kredi kartının çalınması ile kartın ya da kart bilgilerinin hukuka aykırı şekilde kullanılması farklı suçlara yol açabilir. Bu nedenle her olayın doğrudan hırsızlık veya bilişim yoluyla hırsızlık olarak nitelendirilmesi doğru değildir.
Hırsızlık suçu zamanaşımı süresi ne kadardır?
Hırsızlık suçunda dava zamanaşımı süresi, suçun basit veya nitelikli hâlde işlenmesine göre değişir.
TCK m.141’de düzenlenen basit hırsızlık suçunda dava zamanaşımı süresi kural olarak 8 yıldır. Çünkü bu suç için öngörülen hapis cezasının üst sınırı üç yıldır. TCK m.142’deki nitelikli hırsızlık hâllerinde ise cezanın üst sınırı beş yılı aştığından genel dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.
Ancak bu sürelerin suç tarihinden itibaren her durumda kesintisiz şekilde işleyeceği düşünülmemelidir. Örneğin şüphelinin savcı huzurunda ifadesinin alınması, sorguya çekilmesi, iddianame düzenlenmesi veya mahkûmiyet kararı verilmesi gibi kanunda belirtilen işlemler dava zamanaşımını kesebilir.
Zamanaşımının başlangıcı da önemlidir. Tamamlanmış hırsızlık suçunda süre suçun işlendiği tarihten, teşebbüs hâlinde kalan suçta son icra hareketinin yapıldığı tarihten, zincirleme suçta ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan kişiler bakımından daha kısa zamanaşımı süreleri uygulanır. Bu nedenle bir hırsızlık dosyasının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, yalnızca suç tarihine bakılarak değil, failin yaşı, suçun niteliği ve dosyada gerçekleştirilen işlemler birlikte incelenerek belirlenmelidir.
Hırsızlık Mağduru Tazminat Talep Edebilir mi?
Hırsızlık nedeniyle zarara uğrayan kişi, çalınan eşyanın iadesini veya uğradığı maddi zararın karşılanmasını talep edebilir. Eşyanın geri verilmemesi, zarar görmesi ya da başka maddi kayıpların oluşması hâlinde, şartları varsa hukuk mahkemesinde tazminat davası açılabilir. Ayrıca koşulları oluştuğunda manevi tazminat talebi de gündeme gelebilir. Ceza davasının açılması, mağdurun zararının kendiliğinden karşılanacağı anlamına gelmez.
Sık sorulan sorular
İlk kez hırsızlık yapan kişi ne kadar ceza alır?
İlk kez suç işlenmesi kanundaki bir yıldan üç yıla kadar olan aralığı ortadan kaldırmaz ve önceden sabit bir sonuç ceza hesaplanamaz. Suçun temel veya nitelikli olması, teşebbüs, değer azlığı, etkin pişmanlık, takdiri indirim ve kişinin geçmişi ayrı ayrı değerlendirilir.
Çalınan mal geri verilirse dava düşer mi?
Hayır. İade, hırsızlık suçunda etkin pişmanlık indirimi sağlayabilir; basit hırsızlıkta uzlaşma sürecinin parçası olabilir. Ancak sırf eşyanın geri verilmesi resen soruşturulan suçu sona erdirmez.
Market hırsızlığı basit mi nitelikli mi sayılır?
Mağaza içindeki eşya bina içinde muhafaza edildiği için olay TCK m.142/2-h kapsamında nitelikli hırsızlık olarak değerlendirilebilir. Fiilin tamamlanıp tamamlanmadığı, kesintisiz takip, ürünün değeri ve olayın işleniş biçimi ayrıca incelenir.
Araç içinden eşya almak hangi suçu oluşturur?
Aracın bulunduğu yer, kapı ve camların durumu, eşyanın nasıl korunduğu ve kilidin etkisizleştirilip etkisizleştirilmediği önemlidir. Her araç içi olay aynı bentte değerlendirilmez. Araç ayrıca çalınmışsa açıkta bırakılma, kilit ve kullanım gereği gibi ölçütler incelenir.
Hırsızlık sicile işler mi?
Kesinleşen mahkûmiyet adlî sicile kaydedilir. Beraat ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı mahkûmiyet kaydı oluşturmaz. Uzlaşma veya HAGB’nin kayıt ve erişim rejimi farklıdır. Kaydın arşive alınması ve silinmesi, cezanın infazı ile 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu hükümlerine göre değerlendirilir; suç adından hareketle sabit bir silinme yılı söylenemez.
Çocuk hakkında hırsızlık soruşturması nasıl yürütülür?
18 yaşından küçük çocukların işlediği hırsızlık suçlarında, çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi dikkate alınarak özel soruşturma ve yargılama kuralları uygulanır. Çocukların müdafi yardımından yararlanması zorunludur. Verilecek ceza ise çocuğun yaşına ve cezai sorumluluğuna göre belirlenir.




