GenelAile HukukuSözleşmeler Hukuku

Boşanmanın Influencer Çiftlerin Sosyal Medya Hesapları ve Dijital Gelirleri Açısından Sonuçları

Yazar 16/06/2026Ağustos 31st, 2026No Comments20 dakikalık okuma
influencer çiftler fenomen çiftler ortak hesap boşanma
İçindekiler

Boşanan İnfluencer/Fenomen Çiftlerin Sosyal Medya Hesapları ve Dijital Gelirlerinin Akıbeti

Sosyal medya, yalnızca anıların paylaşıldığı bir mecra olmaktan çıkıp devasa bir endüstriye dönüştü. Sosyal medyada hayatlarını milyonlarla paylaşan fenomen çiftler için içerik üretmek artık tam zamanlı bir meslek haline geldi. Çiftler günlük yaşamlarını, tatillerini, seyahatlerini, şakalarını, hatta tartışmalarını bile içerik haline getirerek sosyal medya üzerinden para kazanmakta. Üstelik bu durum sadece içerik üretmekten ibaret değil; fenomen çiftler mutlu aile veya uyumlu karı-koca imajı ortaya koyarak reklam kampanyalarında birlikte marka yüzü haline gelmekte, bu da evliliklerini binlerce liralık ticari ortaklıklara dönüştürmekte. 

Peki, bu evlilikler gerçek hayatta son bulduğunda, paylaşılamayan binlerce liralık hesaplara, sponsorluklara ve elde edilen gelirlere ne olur? Ortak sosyal medya hesabı kime kalır? Geçmişte çekilen videolardan elde edilen pasif gelirler nasıl paylaşılır?

Boşanma davalarında ev, araba ve banka hesapları paylaşılırken; günümüzde mahkemeler artık takipçi sayıları, YouTube AdSense gelirleri ve marka işbirliklerinin paylaşımı gibi yepyeni hukuki uyuşmazlıklarla karşı karşıya kalabilir.

Türk Hukuku ve uluslararası örnekler ışığında, sosyal medyada içerik üreterek para kazanan çiftlerin boşanma sürecinde karşılaştıkları hukuki uyuşmazlıklar ve dijital mal paylaşımı nasıl olmalı; bu yazıda ele alacağız.

Fenomen Çiftlerin Ortak Sosyal Medya Hesabının Hukuki Niteliği

Bir sosyal medya hesabı, sahibinin ismini, fotoğraflarını ve özel hayatını barındırdığı için kişilik hakkı kapsamında değerlendirilir. Ancak çiftlerin içerik üreterek para kazandıkları ortak sosyal medya hesapları, reklam alarak ve etkileşim yaratarak düzenli bir gelir kapısı haline geldiğinde, hukuken bir ekonomik değer (dijital malvarlığı) niteliği kazanır. 

Hesabın e-posta adresi veya telefon numarası eşlerden birinin üzerine kayıtlı olabilir. Boşanma sürecinde ortak hesabın kimin üzerine kayıtlı olduğu veya şifresinin kimde olduğu değil, hesabın evlilik birliği içinde yaratmış olduğu ekonomik değerdir. Hesabı tek bir kişi yönetiyor görünse bile, diğer eşin bu dijital varlığın değeri üzerinde alacak hakkı doğar.  Yani ekonomik değer üreten sosyal medya hesapları, tıpkı bir ticari işletme gibi mal rejimi tasfiyesine konu edilebilir. Hesaptan elde edilen veya edilecek olan gelirler mal paylaşımının konusu haline gelebilir.

Mal Rejimi Tasfiyesinde Dijital Gelir Sorunları

Türk Medeni Kanununa göre, eşler arasında aksine bir sözleşme yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. 

TMK m. 219 uyarınca; evlilik içinde kazanılan tüm mallar, aksi ispat edilene kadar ortak (edinilmiş) maldır. 

Eğer eşlerden biri, milyonlarca takipçili hesabın veya o hesaptan gelen reklam gelirlerinin sadece kendisine ait kişisel bir hak olduğunu iddia ediyorsa, bunu mahkemede somut delillerle ispat etmek zorundadır. Kimin olduğu tam olarak ispatlanamayan tüm dijital gelirler, hukuken edinilmiş mal olarak kabul edilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşler arasında paylı mülkiyet değil, katılma alacağı doğar; yani diğer eş, bu mal üzerinde doğrudan mülkiyet değil, değerinin yarısı oranında bir alacak hakkı talep edebilir.

Dolayısıyla, eğer influencer çift evlenirken bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıysa yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında da, evlilik içinde birlikte içerik üretmek suretiyle gelir elde edilen veya bir eşin diğeri adına yönettiği hesaptan gelen sponsorluk, reklam ve komisyon gelirleri boşanma sonrasında mal rejimi tasfiyesiyle paylaşılır.

Ancak pratikte işler bu kadar basit çözülmeyebilir:

  • Tek elde toplanan gelir söz konusu olabilir: Gelirler genellikle tek bir eşin banka hesabına veya onun kurduğu şahıs şirketine yatar. Diğer eşin kameramanlık, kurgu, fikir üretme veya videoda yer alma gibi kayıt dışı katkıları görünmez hale gelir.
  • Fatura ve marka ödemeleri eşlerden birine yapılmış olabilir: Ajanslar ve markalar, ödemeyi fatura kesen eşe yapar. Boşanma anında diğer eş, bu gelirin evlilik birliği içinde birlikte kazanıldığını ispat etmelidir.
  • Delil toplamak gerekir: Geçmiş gelirlerin tespiti için sadece banka hesapları yetmez. Mahkemece, sosyal medya platformlarından (YouTube, İnstagram, TikTok) geriye dönük veri akışları, vergi dairesi kayıtları ve ajans/marka yazışmalarının celp edilmesi gerekir.

Ortak Hesabın Değerlemesi ve Gelecekteki (Pasif) Gelirler

Eğer bir sosyal medya hesabı evlilik birliği içinde açılmış ve birlikte büyütülmüşse, bu hesap bir ticari işletme gibi ele alınır. Hesabın şifresi kimde kalırsa kalsın, diğer eşin bu değer üzerinden katılma alacağı isteme hakkı vardır.

Eşlerin ortak sosyal medya hesabının bilirkişi tarafından ekonomik değerlemesi nasıl yapılır?

  • Mevcut takipçi/abone sayısı ve büyüme hızı,
  • Etkileşim oranları,
  • Hedef kitle,
  • Geçmiş sponsorluk ve ajans anlaşmalarının ortalama getirisi.

Bu parametrelere göre bilirkişi, sözkonusu dijital varlığın mevcut ve potansiyel ekonomik getirisini hesaplar. Bu değelerleme raporuna göre mahkemece sözkonusu dijital varlığın (Instagram hesabı, TikTok hesabı, YouTube kanalı olabilir) tasfiyesi mümkün hale gelir.

Pasif Gelirlerin (AdSense) Akıbeti: Pasif Gelirler Nasıl Paylaşılır?

En büyük hukuki uyuşmazlıklardan biri pasif gelirlerdir. Çiftin evliyken çektiği bir Vlog, video, içerik boşandıktan 3 yıl sonra bile YouTube’da izlenip reklam geliri (AdSense) getirmeye devam edebilir. Mal rejimi, kural olarak boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer (TMK m. 225/2); dolayısıyla bu tarihten sonra elde edilen AdSense gelirleri doğrudan katılma alacağının konusunu oluşturmaz. Ancak içeriğin evlilik birliği içinde üretilmesi ve gelir potansiyelinin o dönemde yaratılmış olması nedeniyle; hesabın değerlemesinde, tasfiye tarihi itibarıyla söz konusu içeriklerin beklenen gelir akışı da dikkate alınabilir. Bu talep katılma alacağı değil, hesabın değerlemesinde “gelir getiren dijital varlık” niteliğinin belirlenmesi üzerinden kurgulanmalıdır.

Fenomen Çiftlerin Şirketleri ve Sosyal Medya Markaları Boşanmada Nasıl Paylaşılır?

Ortak sosyal medya hesabı ve şirket hisseleri boşanmada kime kalır? Ortak hesapların paylaşımında, hesabı yönetme konusunda üstün yararı olan eş, diğer eşin payını nakden ödeyerek hesabın tek sahibi olabilir. Düzenli gelir elde eden birçok fenomen çift, vergi mevzuatı gereği şahıs, limited veya anonim şirket kurmaktadır. Bu durumda olay sadece Aile Hukuku’nu değil, Türk Ticaret Kanununu da ilgilendirir.

Şirket Ortaklığının Tasfiyesi: Sosyal medya hesapları ve yapılan sözleşmeler resmi olarak şirket üzerine kayıtlıysa, boşanma davasıyla eş zamanlı veya sonrasında şirket hisselerinin değerlemesi ve tasfiyesi gündeme gelir.

Sınai Mülkiyet (Marka) Hakları: Çiftin sosyal medyada kullandığı isim (“Ahmet & Ayşe Geziyor” gibi) Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilmişse, bu markanın mülkiyeti ve kullanım hakkı da mal paylaşımı davasının bir parçası olacaktır.

Sosyal medyada birlikte içerik üreten fenomenler için en mantıklı çözüm: Mal rejimi sözleşmesinde ortak sosyal medya hesaplarına ilişkin bir madde mutlaka olmalı.

Birlikte içerik üreterek ciddi gelirler elde eden çiftlerin evlilik öncesi veya evlilik sırasında bir Mal Rejimi Sözleşmesi (Mal Ayrılığı) veya Türk Borçlar Kanunu kapsamında yapılacak ek bir Adi Ortaklık Sözleşmesi düzenleyebilir.

Bu sözleşmelerde; hesabın mülkiyeti, reklam gelirlerinin yüzde kaç oranında paylaşılacağı, olası bir ayrılıkta geçmiş videoların silinip silinmeyeceği ve hesabı kimin devralacağı önceden belirlenmelidir.

Karşılaştırmalı Hukukta Influencer Boşanmaları: Dünyada Durum Nasıl?

Gelişmiş ülkelerde dijital varlıkların paylaşımı konusunda içtihatlar daha belirgin hale gelmiştir:

ABD’de influencer boşanmaları/ayrılıkları sıkça şirket tasfiyesi gibi çözülür. Örneğin, YouTube’un en büyük içerik üretici çiftlerinden biri olan BFvsGF (Jesse Wellens ve Jeana Smith) 2016’da ayrıldıklarında kanallarını kendi aralarındaki anlaşmayla paylaştılar. Ancak bu çift hiçbir zaman evli olmamıştır; dolayısıyla bu örnek bir boşanma içtihadı değil, tarafların serbest irade ile yaptığı bir mülkiyet devridir. ABD’de influencer kanallarının boşanmada mahkeme eliyle değerlendirildiğine ilişkin yerleşik bir içtihat henüz sınırlıdır; bazı eyaletlerde ‘dijital varlık’ olarak ele alınmaktadır.

ABD mahkemelerinde kanalın takipçi kitlesi profesyonel şirket değerlemesi yapan kurumlara hesaplatılır ve kanalı devralan taraf, diğerine yüklü bir tazminat öder.

Avrupa’da, özellikle Fransa’da 2020 yılında çıkan yasa ile çocuk influencerların kazançları doğrudan güvence altına alınmıştır. Çocuk üzerinden kazanılan paranın büyük bir kısmı, çocuk 16 yaşına gelene kadar bloke bir hesaba yatar. Bu düzenleme, çocuğun gelirini 16 yaşına kadar bloke bir hesapta tutarak ebeveynlerin bu gelire doğrudan erişimini kısıtlamaktadır. Boşanma sürecinde ebeveynlerin çocuğun geliri üzerindeki çekişmesini tamamen ‘hukuken engellemez’; çekişmeyi güçleştirir ve çocuğun çıkarını ön plana çıkarır.

Alman mahkemeleri, sadece mevcut banka hesabındaki parayı değil, hesabın gelecekteki potansiyel kazanç değerini de bir şirket hissesi gibi hesaplayıp denkleştirme talep edilmesine olanak tanımaktadır.

Marka İşbirlikleri ve Devam Eden Sözleşmelerin Akıbeti

Sosyal medyanın kitleselleşmesi ile birlikte, reklam verenlerin yalnızca tekil fenomenlere değil, çift olarak görünürlük kazanan fenomenlerle de yoğun biçimde iş birliği kurduğu görülmektedir. Özellikle evlilik, aile hayatı, birlikte yaşam, ebeveynlik, seyahat, dekorasyon, kişisel bakım, yaşam tarzı temelli içeriklerde reklam verenin yatırım yaptığı değer, çoğu zaman yalnızca bir paylaşım hizmeti değil, çiftin birlikte ürettiği kamusal imajdır. Bu nedenle influencer çiftlerin ayrılması veya boşanma sürecine girmesi, yalnızca kişisel yaşamlarındaki bir gelişme değildir; sonuçları bakımından adeta bir şirket ortaklığının sona ermesi gibi sonuç doğurabilmektedir. 

Fenomen, influencer veya mevzuattaki yeni düzenlemelerde isimlendirildiği şekliyle “sosyal medya etkileyicileri”, sahip oldukları dijital gücü belli bir noktadan sonra ekonomik bir getiriye tahvil etmeye çalışmaktadırlar. Bunu yaparken de markalarla işbirliği içerisine girmektedirler. Bu işbirliği, aslında bugün artık hem uygulamada hem doktrinde yerleşmeye başladığı ismiyle influencer sözleşmesi olarak anılmaktadır. 

Influencer/fenomen sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanununda açıkça düzenlenmeyen bir sözleşmedir türüdür. Bu isimlendirme doktrinde yavaş yavaş yerleşmeye başlasa da, henüz yargısal içtihatlarda yerleşmemiş bir kavramdır. 

TBK m. 26’da düzenlenen sözleşme serbestisi uyarınca; taraflar kanunun emredici hükümlerine, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmamak ve konusu imkansız olmamak kaydıyla her türlü sözleşmeyi imzalamakta özgürdürler. Influencer sözleşmeleri doktrinde tam bir uzlaşıya varılmamış olmakla birlikte, sui generis bir sözleşmedir. Influencer sözleşmeleri reklam ve tanıtım faaliyetinin influencer’ın marka değeri kullanılarak gerçekleştirildiği, kendine özgü yapısı olan (sui generis) iş görme borcu doğuran, ivazlı, tam iki tarafa borç yükleyen, rızai sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler kapsamında ivaz genellikle para olmakla beraber, kimi zaman ürün (markaya ait kıyafetler, kozmetik malzemeleri, çantalar, ayakkabılar vs.) olabildiği gibi, kimi zaman indirim (çevrimiçi e-ticaret pazaryerleri indirimleri gibi) olabilmektedir. 

İnfluencer sözleşmeleri bu kapsamda, genellikle markanın ücret, ürün, ya da indirim gibi ivazlarına karşılık influencer ya da fenomenin ise paylaşım yapma borcu altına girdiği sözleşmelerdir. Bu bağlamda influencer/fenomen çiftlerin boşanma sürecinde en büyük maddi ve hukuki problemlerinden biri, markalarla önceden imzalanmış ve süresi henüz dolmamış sözleşmelerin akıbetidir. Fenomen çift boşanıyor olabilir ancak çift olarak çekmeleri gereken videolar varsa, bunlara ne olacaktır?

İnfluencer/Fenomen/Sosyal Etkileyicilerin Markalarla İşbirliklerinin Tarafı Kim?

Boşanmanın marka işbirliklerine etkisini değerlendirebilmek için ilk olarak sözleşmenin taraf yapısına bakmak gerekir. Influencer sözleşmesinin tarafı kimdir? Çünkü influencer sözleşmesinde kimin borç altına girdiği, hangi sosyal medya hesaplarının kullanılacağı ve hangi görünürlüğün satın alındığı, sözleşmenin akıbetini doğrudan belirler. Uygulamada işbirliği bazen yalnız bir eşle, bazen iki eşle birlikte, bazen de ortak bir şirket veya ajans üzerinden kurulmaktadır.

Marka İşbirliğinin Tek Bir Eşle Yapılması

Marka işbirliği yalnız bir eşle yapılmışsa, kural olarak sözleşmesel yükümlülük de yalnız imzacı eşe aittir. Sözleşmenin tarafı olmayan diğer eş, sırf evlilik ilişkisi nedeniyle reklam verene karşı borç altına girmez. 

Sözleşme yalnız bir eş tarafından imzalanmış olsa bile içerik kurgusu diğer eşin videolarda yer almasını, birlikte görünmeyi, aile veya ilişki imajının sürdürülmesini esas alıyorsa, yani eşlerden biri diğer eşin de videolarda bulunacağını taahhüt etmişse boşanma sonrasında imzacı eş yönünden ifa sorunu doğabilir. 

Diğer eşin videolarda veya paylaşımlarda bulunacağını taahhüt eden sözleşme imzacısı eş, üçüncü kişinin fiilini taahhüt (TBK m. 128) bağlamında sözleşmeye aykırılık hükümlerinden dolayı tazminat istemleriyle karşı karşıya kalabilir. Ancak sözleşmeye en başta eklenecek birkaç hüküm tarafları bu tip tazminat istemlerinden koruyabilir. Sözgelimi, ayrılık, boşanma, ağır hastalık durumlarında çiftlerin video çekmesinin beklenmeyeceğine dair sözleşmeye bir hüküm eklenmesi hem taraflara öngörülebilirlik sağlar hem de boşanma süreci gibi ağır bir süreçte bir de tazminat talepleriyle boğuşmaktan tarafları kurtarır. Her ne kadar ihmal edilse de, günümüzde influencerların marka işbirliklerinin ve buna dair sözleşmelerinin de bir avukat danışmanlığında yürütülmesini önemle tavsiye ederiz.

Marka İşbirliğinin İki Eşle Birlikte Yapılması

Bu modelde müşteri ile sözleşme her iki eş tarafından ortaklaşa imzalanmıştır. Sözleşmenin hukuki yapısına bağlı olarak eşler, ya adi ortaklık çatısı altında (TBK m.620 vd.) ya da müteselsil borçlu sıfatıyla (TBK m.162 vd.) taraf konumundadır. Her iki durumda da müşteri, iki tarafa karşı aynı anda ifa talebinde bulunabilir.

Boşanma davası açılması, tek başına sözleşmeyi sona erdiren bir hukuki olay değildir. Sözleşme kendiliğinden geçerliliğini yitirecek olsaydı bunun için sözleşmede açık bir hükmün bulunması ya da taraflar arasındaki karşılıklı rızanın varlığı gerekirdi. Bu hüküm yoksa, dava süresince eşlerin her ikisi de müşteriye karşı ifa borçlarını taşımaya devam eder. Marka ile ilişki hukuki olarak varlığını korur.

Boşanma olgusu doğrudan sözleşmeye aykırılığı gündeme getirmeyebilir. Sözleşmeye aykırılık, boşanmanın kendisinden değil, tarafların üstlendiği birlikte görünme, birlikte içerik üretme veya çift imajını sürdürme yükümlülüğünü artık yerine getirememesinden doğar. Eğer taraflar boşanma sürecine rağmen profesyonel biçimde kararlaştırılan içerikleri üretmeye devam ediyor ve kampanya mesajı korunabiliyorsa, reklam verenin derhal tazminat talep etmesi her somut olayda mümkün olmayabilir. Fakat kampanyanın özü evlilik birliği anlatısı ile ürünlerin pazarlanması ise, boşanma çoğu zaman sözleşmenin ticari sebebini anlamsızlaştıracaktır. Böyle durumlarda henüz ifa edilmemiş dönemler bakımından sözleşmenin sona ermesi, peşin ödenmiş bedellerin iadesi ve somut zarar varsa bunun ayrıca talep edilmesi gündeme gelebilir. Uygun olmayan zamanda fesih halinde zarar sorumluluğu da yine somut olayın şartlarına göre değerlendirilecektir

Çiftin boşanma aşamasında kişisel husumetleri sebebiyle bir araya gelip içerik üretmeyi reddetmesi hukuki bir açmaz yaratır. Eğer ortaya çıkan ifa imkânsızlığında influencer’ın kusuru yoksa, taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade etmelidir. Ancak eşlerin kendi kararlarıyla çekim yapmaktan kaçınmaları bir “kusur” olarak değerlendirileceği için, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 112 uyarınca sözleşmeye aykırılık gündeme gelebilecektir ve markanın uğradığı zararların influencer çift tarafından tazmin edilmesi gerekebilecektir.

Marka İşbirliklerinin Çiftin Ortak Şirketleri Üzerinden Yapılması

Bu modelde sözleşmenin tarafı çiftlerin birlikte kurmuş olduğu tüzel kişiliktir; müşteri ile yükümlülük ilişkisi eşlerin kendileri değil, kurdukları şirket ya da ajans üzerinden yürür. Bu durum başlangıçta güçlü bir ayrışma yaratır: Çiftlerin boşanması, şirketin tüzel kişiliğini doğrudan etkilemez. Şirket varlığını sürdürdüğü sürece sözleşme de geçerliliğini korur; müşteri açısından taraf değişikliği yaşanmaz.

Ancak boşanma sebebiyle çiftlerin birlikte çift videosu çekmesi hayatın olağan akışına aykırı olacağından, bu şirketin de tasfiyesi gündeme gelecektir. Bu dönemde sözleşmede öngörülen ve taahhüt edilen edimlerin yerine getirilmemesi sebebiyle şirket sorumlu olacak, tazminat ödemesi gerekebilecektir. Bu durumda elbette fenomen çiftin ortak olduğu şirketin sermayesinde azalma, dolayısıyla boşanma sonrasında edinecekleri katılma alacağında azalma olacaktır. 

Boşanmanın Sözleşmesel Sonuçları: TBK m. 136 ve m. 112

Boşanma, influencer sözleşmesini kendiliğinden sona erdiren bir sebep olarak değil, öncelikle ifanın gerçekten imkansız hale gelip gelmediği ve gelmediyse borcun gereği gibi ifa edilip edilmediği bakımından değerlendirilmelidir. Eğer sözleşmenin konusu, iki eşin birlikte görünmesini ve çift kimliğiyle içerik üretmesini asli unsur haline getirmişse, boşanma bazı hallerde TBK m. 136 anlamında ifa imkansızlığına yaklaşabilir; ancak uygulamada çoğu olayda içerik üretimi teknik olarak mümkün kalmakta, sorun daha çok sözleşmede beklenen çift görünürlüğünün, kampanya bütünlüğünün ve marka etkisinin ortadan kalkmasından doğmaktadır. 

Bu nedenle pratikte asıl önem taşıyan ihtimal, TBK m. 112 kapsamında borcun hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi, yani birlikte görünme taahhüdünün, içerik kurgusunun, sadakat ve özen yükümlülüğünün ya da marka uyumunun bozulması sebebiyle tazminat ve fesih tartışmasının doğmasıdır.

Ancak boşanmanın sözleşme üzerindeki etkisi değerlendirilirken yalnızca tam imkânsızlık (TBK m. 136) ve sözleşmeye aykırılık (TBK m. 112) değil; kampanyanın bir kısmının hâlâ ifa edilebilir olduğu durumlarda kısmi imkânsızlık (TBK m. 137) ve boşanma sürecinin sözleşmenin yapıldığı andaki koşulları aşırı ölçüde değiştirdiği hallerde aşırı ifa güçlüğü (TBK m. 138) hükümleri de değerlendirmeye alınmalıdır.

Kısacası, boşanma her zaman imkansızlık yaratmaz; fakat özellikle çift imajı üzerine kurulu marka işbirliklerinde sözleşmenin ekonomik amacını imkansızlaştırdığı veya anlamsızlaştırdığı için çoğu kez borca aykırılık ve sözleşmenin sona erdirilmesi bakımından belirleyici hale gelir.

 

İşbu yazı 16 Haziran 2026 tarihinde,  Av. Senanur Dağdeviren Yağız ve Av. Hüseyin Mehdi Yağız tarafından ortak şekilde kaleme alınmıştır.

Yorum yaz